SON DAKİKA
Anasayfa | Künye | Sitene Ekle | Bize Ulaşın | Giriş Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle
Web Stats
Yazı Karakteri Boyutu:
   
Farklı Bir Tatil…
27 Haziran 2008 Cuma 18:05
Sevgili Şebnem Soysal, Bin Bir Fikirde Denizlerin Kumuyum diye bir dosya açmış, tatil yazılarımızı bu dosyaya bekliyor ama ben denizlerin kumu değilim
Farklı Bir Tatil…
 
 Yaz geldi, okullar tatil oldu, ÖSS kaygısı sona erdi, cebinizde de üç-beş kuruş varsa şimdi tam tatil zamanı ama nereye?
 Sevgili Şebnem Soysal, Bin Bir Fikir’de “Denizlerin Kumuyum” diye bir dosya açmış, tatil yazılarımızı bu dosyaya bekliyor ama ben denizlerin kumu değilim…
 Denizi hasbelkader yaptığım birkaç tatilde, televizyonlarda, gazetelerde ve bir de iç geçirerek baktığım tatil kataloglarında görme şansım var.
 Hem bana göre tatil, bir kaçıştır, bir sığınıştır, keşfediştir, dinlenmedir, şarz olmadır. Bunun için illa da deniz diye tutturmam söz konusu değil…
 ***
 Deniz, mehtap, kum ve aşk; Belki çoğunun gönlünde geçen tatil böyle bir şey. Ama başka tatiller de var. Gelin bir farklılık yapın tatilinizi Güneydoğu’da geçirin, çekinmeyin gelin…
 Ama öncelikle bu gezinin kolay olmadığını kafanıza koyun. Ee güzellik, zorluktan sonra gelir. Meşakkat çekmek, yorulmak, ter dökmek lazım. Bir emek olacak ki, ardından gelen güzelliklerin tadını çıkarabilesiniz, güzel olduğunun farkına varabilesiniz.
 Kısa ve uzun Güneydoğu tatili var.
 Benim önerimse kısa turlu tatil planı yapmanız; Bu planda Gaziantep, Şanlıurfa ve Adıyaman var.
 Beni dinliyorsanız önce Gaziantep’ten başlayın yolculuğa…
 Güneydoğu’nun Japonya’sını mutlaka görün. Zeugma’ya uğramadan da geçmeyin. Güneydoğuda modern bir şehrin varlığından haberdar olun.
Uğramışken “Gaziantep Baklavası”nı tadın, tadı damağınızdayken yola devam edin.
 Gaziantep’ten Şanlıurfa’ya giden hoş bir yol var. Aracınızı sürün ve Peygamberler Şehri’ne uğrayın.
 Balıklı gölü, Hazreti İbrahim peygamberin makamını, camilerini, mancınıklarını, kalelerini, tepelerini gezin gönlünüzce…
 Şanlıurfa’ya gidip “patlıcanlı kebap” yemeden dönmeyin. Severseniz bir acı kahve (mırra) da için…
Unutmayın yemeğin üzerine “şillik” denen tatlı iyi gider. Damak tadınıza bir hediyeniz olsun istiyorsanız şilliksiz asla ayrılmayın Şanlıurfa’dan…
 ***
 Oradan geçin Adıyaman’a…
 Ama önce Atatürk Barajı’na uğrayın…
 Deniz olmayan kentte denizin bütün güzelliğini tadabileceğiniz, teknolojinin yapabileceği en güzel barajlardan birisi olan Atatürk Barajı’nın muhteşem görünümüne dalıp gidin. Devasa barajın gövdesinde kalan yerleşim yerlerini, hatıraları, yaşanan aşkları, hayalleri, umutları da düşleyin. Sular altında kalan yaşamın izlerini sürün…
 Sonra Adıyaman…
 Mezopotamya’nın kalbi, Kommagene Krallığının başkenti, farklı dinleri, farklı kültürleri tarih boyunca koynunda saklamış, barış ve kardeşliğin sembolü Adıyaman…
 Höyükler, harabeler, kabartmalar, mozaikler, kaya mezarları, eski Kâhta Kalesi, Cendere Köprüsü, Karakuş Tepesi, Nemrut Dağı, Perre antik Kenti, camileri, Mor Petlus Mor Pavlus Kilisesi ve daha niceleri…
 Ve Ağlayan Gelin ile Ters Laleleri, gülleri, çiçekleri…
 Hepsi farklı gizemi, sır dolu dünyasıyla sizleri bekliyor.
 Bazen mistik bir zamana gidecek, bazen görkemli bir tarihe şahitlik edeceksiniz.
 Bazen inancın nelere kadir olduğunu, bazen zorbalığın nasıl hüküm sürdüğünü gözlerinizle göreceksiniz.
 Her sabah yeniden doğan ve dünyanızı aydınlatan güneşin Adıyaman’da çok farklı doğduğunu, çok farklı battığını görüp şaşıracaksınız.
 Dünyada güneşin en güzel doğduğu, en güzel battığı bu nadide kente hayran kalacaksınız.
 Başka hayranlıklarınız da olacak…
 Bu kentin damak zevki sizi cezp edecek mesela…
 Çiğ köftesi, lahmacunu, tavası, güveci, içli köftesi.. farklı ve bize has tatlıları…
 Sabah kahvaltısındaki farklılık, öğle ve akşam yemeği seçenekleri, sırf tadımlık olsun diye o kadar emek verilen çiğ köftesi…
 Başka bir şeye daha hayran kalacaksınız…
 Neye mi, sabredin…
 ***
 Başta demiştim, tatil, bir kaçıştır, bir keşfediştir, yeni yerler, yeni insanlar, farklı yaşamlara şahitlik etmektir. Öyleyse kendinizi sınırlamayın ve yeni şeyler keşfedin.
 Benden size tavsiye, tatil yaptığınız yörelerde insanlarla konuşun, girin onların arasına farklı yaşamlar nasılmış anlayın.
 Tatil yaptığınız yerde otele sıkışıp kalmayın, bencillik etmeyin, dünya sizden ibaret değil.
 Konuşun insanlarla, dertleşin, kıyaslayın, yaşam farklılıklarını, kültür değişikliklerini, yönetenleri, yönetilenleri, siyasi anlayışları, inançları.. hasılı hayatın tüm tatlarına bir bakın. O zaman Ankara’da süren kavgaların buralarda esemesinin okunmadığına kendiniz şahitlik edin.
 Geldiğinizde göreceksiniz ki, bu kadar güzelliğe bu kadar tarihi zenginliğe ve bu kadar genç nüfusa rağmen yoksul bir kentte yaşadığımızı. Bütün bunları insanlarla konuştuğunuzda anlayabilirsiniz. İşte o zaman ağzınız açık kalır… 
İnanamayacaksınız halen 200 liraya çalıştırılan, emeği sömürülen, gençliği çalınan genç kız ve erkeklerin kaçak olarak çalıştırılmasına ve başka alternatiflerinin olmamasına…
 600 bin nüfuslu kentte 319 bin yeşil kartlı vatandaşın olduğunu duyduğunuzda şoke olacaksınız.
 Bir zenginliklere bakacak, bir insanlarını dinleyeceksiniz ve hayretiniz katlanacak.
 Neden turizm değerlendirilmiyor, neden bu tarihi zenginlikten faydalanılmıyor sorularına yanıt bulmanızsa asla mümkün değil.
 İyisi mi gelin, size ellerimle bir çiğ köfte yoğurayım… 
 
Bu haber toplam 134 defa okunmuştur
Diğer Başlıklar

Kayan Yazı
    Gazete 1. Sayfaları
    Linkler
Adıyaman Haber
adiyaman
Adıyaman Haber
gazeteadiyaman
Adıyaman Haber
adiyaman-haber
Gölbaşı Haber
gölbaşı-haber
Gölbaşı Haber
gölbaşı-haber
adıyaman haber
adiyaman
adıyaman
adiyaman-haber
Adıyaman Haber
adıyaman
Kanal5 TV
Kanal 5 Sorumlusu İhsan Kuzu
Sincik Haber
Şehit Tahir YETKİN
Tüm Yazarlar
    Anket
    Milletvekillerimizin Adıyaman ile ilgili çalışmalarını yeterli buluyor musunuz?
    Evet
    Bazıları Çalışıyor
    Hayır
    Bilmiyorum
Ana Sayfa | Künye | Bize Ulaşın | Giriş Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle |
anadoluweb© 2007-2008