SON DAKİKA
Anasayfa | Künye | Sitene Ekle | Bize Ulaşın | Giriş Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle
Web Stats
Yazı Karakteri Boyutu:
   
Zıkkımın Kökü!
20 Haziran 2008 Cuma 12:05
Sonraları bu kelimeyi Adıyamana has sandım ve uzun süre hiç duymadım. Ta ki, Dr. Ziya Özel, zakkum ağacından kansere çare bulduğunu söyleyerek ortaya çıkana kadar.
Zıkkımın Kökü!
 
 Rahmetli dedem sinirlendiğinde söylediği en kötü söz “ zıkkımın kökü ”ydü. Bilindiği gibi zehir veya ağının bir diğer adı da zakkum veya zıkkımdır.
 Zıkkım, genellikle zararlı şeyler için söylenir. Mesela dedem sigarayı içerdi, öksürdüğü zamanda “ zıkkımın kökü ” diye kendi kendisine kızardı. Sonraları bu kelimeyi Adıyaman’a has sandım ve uzun süre hiç duymadım.
 Ta ki, Dr. Ziya Özel, zakkum ağacından kansere çare bulduğunu söyleyerek ortaya çıkana kadar. Bu defa hepimizin evinin bahçesinde olan, güzel çiçek açan ama hiç mis koku saçmayan ağacın “ zakkum ” olduğunu ve yüzyılın hastalığına “ çare ” olacağını öğrendik.
 Zıkkımın kökünden derman üreten adam, belli çevrelerce birden bire “ şartlatan ” ilan edildi.
 O zamanlarda üniversitelerimizde bilim üretilmediğinden zakkum ağacından derman bulunacağına akıl sır erdirilememişti.
 Değil mi ya, başörtülü öğrencilere hayatı zehir etmeyi kendisine en birinci vazife addetmiş kahraman(!) ve bir o kadar da kocaman(!) profesörlerin bilimle uğraşacak halleri mi vardı?
 Adamcağıza şarlatan dediler, hakaret ettiler, dalga geçtiler.. o da daha fazla dayanamadı kayıplara karıştı.
 Bir de baktık bizimkilerin şarlatan ilan ettiği Dr. Ziya Özel’i Amerika el üstünde tutuyor.
 Özel’in “ NO ” adı verilen zakkum ağacından ürettiği karışımın gerçekten kansere derman olduğunu görerek çalışmalarına izin verilmiş.
 Vay be!
 Güzelim üniversiteler bilimle uğraşınca neler yapabiliyorlar değil mi?
 Ama uğraşmayınca “ zıkkımın kökü ” der, bir kenara atarlar…
 * * *
 Bu zıkkımın kökü üniversiteleri sevdi.
 Şimdi de YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan’ın “ Gerekirse bu zıkkımları kapatalım ” sözünü tartışıyor ama o sözün öncesi ve sonrasındaki zıkkımın kökü yasakları tartışmıyor.
 Biz kim oluyoruz da çocukları belli alanlarda okumaya mahkûm ediyoruz. Herkes istediği bölümde okusun. ” sözünün altında yatan bugüne kadar ki yasakçı zihniyet sorgulanmıyor. Bu sözün devamında gelen ama tasvip etmezsem de bir yakınmanın ürünü olan “ Gerekirse bu zıkkımları da (imam-hatip liselerini) kapatalım. Benim çocuklarım imam-hatipte okumuyor. Yakınlarım da okumuyor. Ama babası o çocuğu götürdü o okula yazdırdı diye biz onu oraya mahkûm etmeyelim. ” sözündeki sadece “ zıkkımları ” kısmını almışlar…
 Tam bizim medyaya göre.. Canlarım benim! Bu mesleğin içine nasıl da ettiniz…
 Oysa YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan, bugüne kadar babalarının çiftliği gibi yönettikleri YÖK’ün, milletin sırtında nasıl YÜK olduğunu da açıkça söylüyordu.
 Tek suçu meslek lisesine gitmek olan çocuklara sırf imam hatipler yüzünden hayatı zehir ettiler. Şimdi de “ Meslek Lisesi, Memleket Meselesi ” oldu ama halen İmam Hatipler var. O zaman kapatalım da bari diğer meslek liseliler sıkıntı çekmesin.
 Bu çözümün kolayıdır.
 Çünkü tekrar “ İmam Hatiplere katsayı ” dediğinizde yeni bir kapatma davası, yeni bir 367 krizi, yeni bir demokrasinin ırzına geçme teşebbüsleri baş gösterecek ve zıkkımın kökünü çok sevenler insanlara hayatı zehir edecek.
 O zaman erkeklik bizde kalsın ve onlar demeden biz diyelim, “ Kapatın bari de kurtulalım. Çünkü bize açmak, genişletmek, yaymak yakışmaz. Biz kapatırız olur biter. Yasak tam bize göre
 YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan, ülkenin sırtında YÜK olan kurumun nasıl işlediğini de bir güzel anlatıyor.
 Eski başkan Kemal Gürüz, katsayıları oturup kendi başına belirlemiş. Neye göre 0.8, neye göre 0.6, neye göre 0.4? Bunu yapmaya hakkı var mıydı? Hangi bilimsel verilere göre yaptı. Yok. Oturup kendisi karar vermiş ” diyor. Gördünüz mü Gürüz’ün babasının çiftliğini…
 Dahası var, Özcan, YÖK'ün herhangi bir veri tabanının olmadığını, neredeyse son 12 yıl hiç bir şey yapılmadığını söyleyerek, “ Kontenjanları bile oturup kafalarına göre belirlemişler. Hiçbir istatiksel verileri yok.
 Haksızlık etmeyin canım, adamlar kadro kurdular.
 Hem de ne kafa bir kadro…
 Ha bir de iyi saltanat sürdüler…
 Bir de laikliği dünyanın anladığından farklı yorumladı ve ortaya acayip bir şey çıkardı üstelikte buna bir “ ulviyet ” yüklediler. Meslektaşları dünyada özgürlüğün savunucularıydı, bizde “ darbe sever laikler ” türedi.
 Çok şey yaptılar canım, mesela okumak isteyenlerin yüzüne kapıları bir bir kapattılar. Bir başörtülüydü, bir imam hatipliydi, bir meslek liseliydi derken devam etti gitti.
 ***
 Neyse ki hiçbir makam baki değil. Allah’a çok şükür bir bir soyları tükeniyor…
 Tümden köklerinin kurumasına daha varsa da büyük bir bölümü “ zıkkımın kökü ” diye üç beş oy almak için siyasete girecek, avuçlarını yalayacaklar.
 Temennim odur ki Ağustos’tan sonra üniversiteler “ bilim üreten yuvalar ” haline gelecek.
 Ne de olsa zıkkımın kökünden derman üretileceğini düşünecek beyne sahip olmayanlar bir bir koltuklarını kaybediyor.
 Yoksa “ kaleleri ” mi düşüyor ne?!
 
Bu haber toplam 96 defa okunmuştur
Diğer Başlıklar

Kayan Yazı
    Gazete 1. Sayfaları
    Linkler
Adıyaman Haber
adiyaman
Adıyaman Haber
gazeteadiyaman
Adıyaman Haber
adiyaman-haber
Gölbaşı Haber
gölbaşı-haber
Gölbaşı Haber
gölbaşı-haber
adıyaman haber
adiyaman
adıyaman
adiyaman-haber
Adıyaman Haber
adıyaman
Kanal5 TV
Kanal 5 Sorumlusu İhsan Kuzu
Sincik Haber
Şehit Tahir YETKİN
Tüm Yazarlar
    Anket
    Milletvekillerimizin Adıyaman ile ilgili çalışmalarını yeterli buluyor musunuz?
    Evet
    Bazıları Çalışıyor
    Hayır
    Bilmiyorum
Ana Sayfa | Künye | Bize Ulaşın | Giriş Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle |
anadoluweb© 2007-2008