|
Çeşitlemeler…
Neden anlı şanlı yazarlarımız “ Çeşitleme ” yayınlıyor da ben yayınlamayayım. Benim kafam kel mi, yoo birkaç tel halen sapasağlam yerinde duruyor. O zaman o birkaç telden aldığım güç ve kuvvetle bugün çeşitlemelerle sizlerle olayım. Kene dedikleri ne nanedir yedikleri? Efendime söyleyeyim. Bir vatandaşımız tarlada çalışırken karın bölgesine hain kenenin yapıştığını görmüş ama duyarlı ve bir o kadar da bilgili bir vatandaş olduğundan hiç elini atmamış, derhal bir hastanemizin, bir acil servisine başvurmuş. Yok, başını vurmamış, yani müracaat etmiş. Derken kaydı, kuydu yapılıp, herhangi bir acil doktoruna muayene olmuş. Doktor ve sağlık personeli “kene” gibi azılı düşmanı görünce tırsmamışlar ama tedbiri de elden bırakmamışlar. Doktor almış eline malzemeleri başlamış vatandaşın karnındaki keneyi çıkarmaya. Uzun uğraşlar sonucu doktor keneyi yapıştığı yerden kurtarmış ve hooop havaya… Eee vatandaşın karnındaki kene artık yok, peki bu kalleş kene nereye gitti? Doktor, vatandaş, sağlık personeli didik didik her bir köşeyi güzelcene ararlar ama yok işte sanki yer yarılmış bizim hain kene içine girmiş. Bütün personel olabildiğine dikkatlice sandalyelerin altına, bankoların her bir yanına, sedyelerin sağına soluna bakmışlar, hatta duvardaki tablolara, lavaboya.. hasılı bakmadık, didik didik etmedik bir yer bırakmamışlar ama kene yok. Daha önce karnında kene olan vatandaşın birden aklına takılmış, “doktor bey hele şöyle ışığa otur da saçına bakayım” demişşşşş. Ve bu defa doktor oturmuş, vatandaş muayene etmeye, pardon doktorun saçını kontrole başlamış… Amanınnnn. Hain kene doktorun saçına yapışmış. Bir anda bütün sağlık personeli sinmiş, hiç kimse doktora yaklaşmıyor. Doktor çıldırmak üzere vatandaş sakinleştirmeye çalışıyor ve derken bir iki el darbesiyle hain kene bu defa doktorun başından kurtarılır ve yere düşer. Doktor bütün sağlık personelini acilden kovar; “Gidin, defolun zor zamanda yardım edemediniz” diyerek tersler, vatandaş sakinleştirir… İşte ilk çeşitlememiz böyle. Hastanenin adını, doktoru, vatandaşı deşifre etmeyeyim ama olay tamamen gerçektir ona göre… * * * Ben de bellom sen inmişsin! Adıyaman’a ilk uçak geldiği günlerdi. Bizim Mıllaların Hasan’ı “Cenk abi, şöyle uçağa binip İstanbul’a gidip geleyim” dedi. Hasan, her yeri de beğenmez. İlla da pencere kenarı ister, otobüse bindiğimizde de öyleydi. Uçakta da öyle istemiş ama şans işte koridor düşmüş. Uçak havalanmış, Hasan’ın yanında da tanımadığı bir beyefendi var. İzin isteyip yer değiştirecek ama bir türlü teşebbüs edememiş. Neyse uçak bir süre semada süzülmüş. Derken Mıllaların Hasan’ının koltuk arkadaşının tuvalete gitme ihtiyacı hasıl olmuş. İzin isteyip, lavaboya gitmiş. Fırsatı ganimet bilen Hasan derhal cam kenarına geçmiş. Bir süre sonra koltuk arkadaşı dönmüş, bir bakmış koltuğu işgal altında. Adam kibarlığını hiç bozmadan; -Beyefendi yerimi almışsınız, müsaade ederseniz koltuğuma geçebilir miyim? Hasan şaşkın, koltuk elden gitti, ne yapacak, ne diyecek kestirememiş ve kendine has üslubuyla cevap vermiş; -Ben de bellom sen inmişsin…
AKPloto
Bugünlerde gündem hızlı. Bu hızdan nasibini alan bir başka şans oyunu var; AKPloto… -AK Parti Kapatılacak mı? -Kapatılır kapatılır. -Ama iddianamenin içi boş. Bence zor. -184’ün 367 olması da zordu ama oldu. -O başka. -O başka ama hani Anayasa Mahkemesi kanunları esastan inceleyemiyor, şeklen inceliyordu. -O da başka. -O da başka bu da başka peki şimdi AK Parti kapatılmaz mı? -Kapatılmaz. -Var mısın iddiaya ben diyorum kapatılır. -Ben de diyorum kapatılmaz varım be… -Neyine? -Bir takım elbisesine. Ama yamuk yapmak yok. -Tamam la, dönenin kaşığı kırılsın, neydendi pilavdan mı, sözünden mi neyse işte. -Tamam anladık. Ve böylece cebi delik vatandaşlarımızın nur topu gibi yeni bir şans oyunları daha oldu. Kimi AK Parti kapatılacak dedi, kimi kapatılmaz dedi, ha bir de “fikrim yok” diyenler türedi ama onların ikramiye alma şansları yok…
|
| [1] 2 | ![]() | ![]() |



