|
İki Göbeklik Millî Duygu
Evimin balkonunda, akşamın serinliğinde çayımı yudumlayıp, kitap okurken birden canhıraş bir bağırtıyla irkildim. Sanki birisini/birilerini boğazlıyorlardı. Acayip sesler geliyor ama ne olduğu bir türlü anlaşılmıyordu. Sonradan öğrendim. Meğerse Türk Milli Takımı Çek Cumhuriyeti’yle yaptığı maçta 2-0 yenikken, 3-2 gibi önemli bir galibiyete imza atmış. Ve ben üç golde üç canhıraş bağırtıyı duyup, üç defa korkudan ödüm patladı. Ardından korna sesleri, araçlardan sarkan insanlar, Türk bayrağını dalgalandıranlar, çılgınca bu zaferin tadını çıkaranlar… Haklılardı.. Önemli bir maçta Türk Milli takımımız önemli bir galibiyet alarak çeyrek finale çıkma hakkı kazanmıştı. Herhalde az şey değil, herhalde böyle bir sevinç için yırtınırcasına bağırmak gerekir. Çünkü bu, aynı zamanda milli duygunun kabarması demektir. Coşkunun setleri yıkıp geçmesi demektir. Ama.. ama nedense bizim milli duygularımız sadece maçlarda kabarıyor… Kabarması gerektiği zamanda da “tısss” yok… Bir an için sizde benim gibi düşünün “millî duygu ne demek?” diye… Millî, “milletle ilgili, millete özgü” demek. Yani bize ait ve bizim… Duyguyu zaten biliyorsunuz, ikisini birleştirince ortaya çıkan millî duyguysa “Bu değere sahip olanların taşıdığı coşkunun adıdır. Peki millî duygularımız maçlarla mı sınırlı. Bize ait, bize özgü, bizim olan başka şeylerde de kabarması gerekmiyor mu? Mesela topraklarımızın düşmanlar tarafından istila edilmesinde daha önceleri olduğu gibi millî duygularımız kabararak mücadele etmiyor muyduk? Ya diğer ortak değerlerimiz? Egemenlik kayıtsız ve şartsız milletin olduğuna göre, egemenliğimize göz diken, onu çekip elimizden alan yabancı ülkelere karşı millî duygularımız kabarıyor da, birkaç dangalağın “darbe yaptım oldu” diyerek egemenliğimizi, onurumuzu, şerefimizi, hakkımızı, hukukumuzu aldığında neden millî duygularımız kabarıvermiyor? Üstelik bu dangalakların yaptığı anayasaya “evet” diyor, sivil anayasa yapılacağı duyulduğunda tersine işleyen bir millî duyguya sahip oluveriyoruz… Bu bir çelişki değil mi? Halk, kendi iktidarını belirler, anayasasını yapar, kurum ve kuruluşlarını yönetir, ülkede huzur ve refahı temin eder. Bütün bunları halk, kendi eliyle seçtiklerine yaptırır. Beğenmediğinde bir sonraki seçimde haddini bildirerek alaşağı eder. Dışarıdan gazel okuyan, kendisine bir halt oluğunu sananlar eliyle değil. Demokrasilerde askerlerin görevi sınırları korumaktır. Bunun dışına çıkıp, siyasi demeç verenleri manşetlere taşıyanların, hatta sustuklarında “neden susuyorsunuz, konuşun” diye çağrıda bulunanların, Yetmedi mi bu defa “de hadi göreve” diye darbe yapmaya çağıranların millî duyguları ne zaman kabarıyor işte orası belli değil. Daha önce herhangi bir seçimde 184 vekilin katılımı ile kabul edilirken, kendilerinden olmayan birisi geldiğinde 367’ye çıkaranlara karşı millî duygumuz kabarıp, belki sandıkta iki kat oy veriyoruz ama alkışlayanların millî duygularının nereye gittiğini hiç kimse bilmiyor. Maçın ortasında işine gelmediği her an kural değiştirenlere, hatta bazen kuralı muralı ayakları altına alıp çiğneyenlere karşı da millî duygumuz nedense hiç kabarmıyor. Kısaca halkın geleceğini çalanlara, onlara zulmedenlere, işkence yapanlara, öldürüp bir köşeye atanlara, e’li e’siz muhtıra yayınlayanlara, tankları Sincan’da yürütenlere, hukuku çiğneyenlere, demokrasinin ırzına geçenlere, halkın elinden egemenliği almaya niyetli gözü dönmüşlere karşı millî duygularımız kabarmadıktan sonra o duygu hiç bir işe yaramaz. Sadece maçlarda ortaya çıkan millî duygu bana hiç samimi gelmiyor. Esas olan millî duygu, demokrasi, cumhuriyet, vatan, millet, hak, hukuk, inanç, özgürlük ve adalet için kabarmalıdır. Gerisi stres atmaktan öteye bir şey değildir. Stres atmak için de millî duygunun kabarmasını beklemeye gerek yok. O kadar zahmetli işe kalkışmayın, koyarsın teybe bir çiftetelli, atarsın göbeği, stres mtres hak getire… Sadece maçlarda ortaya çıkan millî duygu, iki göbeklik stres atmayla eş değerdir. Sırada yarı final var, hazırlanın millî duygularımız kabaracak…
|



