|
Bir bayram sabahı
Sevgili okurlarım Ramazan Bayramını geride bıraktık, artık Kurban Bayramı ve ikram edilecek etleri hayal eder olduk. Garibanlık işte, Ramazan olmasa, Bayram gelmezse biz karnımızı nasıl doyuracağız?... Neyse siz Kurban Bayramını beklemeye başlayın ben bayram ziyaretlerimi anlatmaya başlayayım. Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte kalkıp güzelcene bir abdest almak için banyoya doğru yöneldim. O da ne? Banyo dolu ve önünde uzun bir kuyruk var. Eh, tuvalet sırasını düşünmeden 12 çocuğun nüfusunu arttırmasını göze alırsan böyle kuyruk beklersin işte. Baba olmanın avantajını kullanarak kendi kendime torpil geçmek için çocuklara seslendim; -Yavrularım babanız namaza gidecek, hem ben hasta ve yaşlı bir adamım sıranızı bana verin, dedim demesine ama ilk itiraz bizim hanımdan geldi; -Bak şunun söylediğine, sen yaşlısında biz 18’ine yeni mi bastık? Haklıydı o da benden iki yaş küçüktü ve kahrımızı çekmekten beli bükülmüş, saçlarında siyah bir tek tel kalmamıştı. (Çünkü sarı saçlıydı.) Ben kendime torpil geçmeye niyetlenmiştim bir kere ve bu defa hanımdan sonraki sırayı kapmak için atağa geçtim ve ikinci sırada olan büyük oğlum itiraz etti; -Ya baba sanki sen camiye gideceksin de biz kiliseye mi gideceğiz. Herhalde Müslüman evladıyız ve bayram namazı bize de lazım. Al sana bir kaya, ne cevap vereceğimi bilemedim tabii. Oğlan haklı, ben namaza gideceğim, o gitmeyecek mi? Üçüncü atağın yine itirazlarla karşılanacağını bildiğimden ses etmedim ama sonra aklıma geldi nasıl olsa kızlarım camiye gelmeyeceklerdi. Bu defa onlardan rica ettim ama ağzımı açtığıma bin pişman oldum; -Baba ya, sen ne diyorsun ya, biz daha süsleneceğiz ya, püsleneceğiz ya, kıyafetlerimizi ütüleyeceğiz ya, giyineceğiz ya, kuşanacağız ya, az birazcıkta makyaj neyim yapacağız ya. Bizim iş daha uzun o nedenle sen bekle. Baktım bu iş böyle olmuyor. Acaba İmam efendiye telefon açsam namazı öğleye alsa olur muydu, yok bu iyi fikir değildi, tepkiyle karşılaşma olanağı fazlaydı. Alelacele üzerimi giydim abdest almadan dışarıya çıktım. Hanım arkamdan seslendi; -Cenk yine abdestsiz namaz kılacaksın değil mi kör olmayasıca… En iyisi hanımı duymamaktı ve bende duymamış gibi yaptım, yuttu mu bilmiyorum. Dışarıya çıktım yağmur hafiften serpiştiriyor, “Birazdan şiddetli şekilde sizleri ziyaret edeceğim” diye de haber veriyordu. Her yanı yamalı bohçaya dönmüş ceketime sarılarak caminin yolunu tuttum. Merak etmeyin abdestsiz namaz kılmak gibi bir niyetim yok. Hani kılsam da olur ya nasıl olsa geçen bayram bir abdest almıştım. Caminin tuvaletine yöneldim ki, benim gibi evde tuvalet sırası bulamayan onlarca kişi bir sağ ayağını, bir sol ayağını oynatarak kuyrukta bekliyordu. Demek ki hepsi sabrının son sınırına gelmişler, muhtemelen birisi altına kaçıracak ve camiye de giremeyecekti. Bütün bir kuyruğu görmemiş gibi yaparak en öne geçtim. Daha doğrusu geçmeye çalıştım. Önce ilk sırada bekleyen “kuyruğa” deyip beni bir arkaya attı, sonra ikinci, sonra üçüncü, sonra dördüncü.. ve kendimi dış kapıda buldum. Kuyruğu beklemek en iyisiydi ama öyle zor durumdaydım ki başkasının altına kaçıracağını düşünürken benim altıma kaçırmam içten bile değildi. Üstelik yağan yağmurun altında zaten boy abdesti bilene almıştım. Acaba ağzıma, burnuma yağmur suyunu çeksem abdestim olur muydu, ah Zekeriye Beyaz ah nerelerdesin?!... Tuvalet kuyruğunda zaman ilerledikçe homurdanmalarda başlamıştı. -Hadi kardeşim patlayacağız burada. -Hooop, dinlenmeye mi çekildin be! -Yav sen camide bu kadar oyalanırsan evde sabaha kadar çıkmazsın o zaman. -Bak çift tarifeye gireceksin, elini pardon şeyini çabuk tut. -Hadi kardeşim, hadi ya bana kapıyı kırdıracaksın şimdi. -Patlama kardeşim çıkıyoruz işte. -Sen patlama diyorsun ama yanardağ gibi patlamaya hazırız burada. -Üf be! çeneniz çalışmasın, başka yerleriniz çalışsın da işinizi bitirin namazı kaçıracağız” Kaç saat bekledim bilmiyorum ama sonunda sıra bana geldi. Alelacele işimi bitirip dışarıya çıktım ve camiye doğru yöneliyordum ki birden gür bir ses beni yerime mıhladı. -Hop hemşerim, tuvalet ücreti. -Neden? dedim sessizce. -Bu tuvalet ücretli. -Alt tarafı bir çiş yaptık bir de para mı vereceğiz. -Bu tezgah nasıl dönüyor sanıyorsun akıllım. -Ya ne akıllısı ben bir garip deliyim, dedim ama adam başımdaki huniye ve boynumdaki saate baktığı halde inanmadı. Demek ki dışarıdan çok akıllı bir görüntü çiziyorum vay be, demek bende de karizma neyim var yani… Aslında adam bana akıllı demekle hakaret etmişti. Çünkü ben deli unvanıyla buralara gelmiş bir adamım. Yinede bunu bana yapılmış bir iltifat olarak aldım ve adama bahşiş olarak 5 yeni, hem de yepyeni kuruşu uzattım ama adamın bu parayı az gördüğü yüzünün ekşi bir hal almasından anlamıştım. Bende de ne anlayış var ya. -Beyefendi, tuvalet ücreti 50 yeni kuruş diye kükredi. -Bir kere beyefendi sizsiniz. Ben kendi halinde bir deliyim ve tuvaletin tamamını satın almadım, azıcık çiş bıraktım, dedim ama adamın vazgeçmeye niyetinin olmadığını anlayınca, bahşişimi önce 10 kuruşa, ardından 15, 20, 25.. derken adamın delice ısrarı üzerine bayıla bayıla 50 yeni hemi de yepyeni kuruşu vermek zorunda kaldım. Nihayet ısrarcı tuvaletçiden kurtulup kendimi camiye attım. İçeride cemaat kendi kendine namaz kılıyordu. Bayram namazı cemaatle kılınırdı acaba Zekeriya Beyaz’ın yeni bir fetvasıyla(!) tek başına kılınma kararı mı alınmıştı? Neyse ben de namaza durdum. Bir süre sonra tespih çekildi. Bu defa daha da şaşırmıştım. Bu işin ayıbı yoktu ki, yanımdakine eğildim ve sordum. -Kardeş bayram namazının kılınma şekli mi değişmiş? -Hadi canım sende hiç öyle şey olur mu? -Peki neden cemaat namazı tek başına kıldı. -Öğle namazının son sünneti tek başına kılınır herhalde, daha bilmiyor musun. Hem sen hangi bayram namazından bahsediyorsun? Gördünüz mü başıma geleni? Önce evde tuvalet kuyruğu, ardından caminin tuvaletindeki kuyruk, üstüne sırılsıklam oldum ve yepyeni 50 kuruşumu da tuvaletçi yankesiciye kaptırdım ama buna rağmen Bayram Namazı yerine ancak Öğle Namazına kavuşabilmiştim, hem de son sünnetine. Çaresiz evin yolunu tutmak düştü. Bayram Namazını kaçırmıştım ama bari bayram ziyaretinden olmayaydık. Eve vardığımda okkalı bir fırça hanımdan ve çocuklardan yedim. Meğersem uzun tuvalet kuyruğundan sonra önce kahvaltıya sonra da bayram ziyareti için tam tekmil hazır halde beni bekliyorlarmış. Eh ne yapalım, tuvalet kuyruğu bir sorun. Her evde çocuk sayısı ve ebeveynler için birer tuvalet bulunmadıktan sonra benim gibi bayram namazını kaçıranların sayısı her geçen gün artarak devam edecektir. Boş verin, kim ne yapacak bayram ziyaretini, hani deliye her gün bayram ya ondan…
15 Ekim 2007 Yeniyol Gazetesi
|
| [1] 2 | ![]() | ![]() |