|
Gazeteleri Susturanlar, Toplumu Sustururlar
Geçen hafta Perşembe günü yerel gazeteleri ilgilendiren 4734 sayılı kamu ihale kanunu ile ihale sözleşmeleri kapsamındaki kanun taslağı TBMM Bayındırlık Komisyonu’nda masaya yatırılarak müzakere edilmeye başlandı. Bu yazıyı yazmaya başladığımda halen komisyonda görüşülmekte idi ama belki de bugün komisyonun onayından geçmiş ve Genel Kurul da görüşülüyordur. Söz konusu kanunun müzakeresine başlanıldığı an, yapılan girişimlerin ayak sesleri ufak ufak duyulmaya başlandı. Toplumun kulaklarını çınlatmaya başlayan o ses, dalga dalga yurt geneline yayıldı. Aynı zamanda Adıyaman’da da duyulunca inanın kamuoyunun vicdanı çok acı bir şeklide sızladı, rahatsızlık tamamen hissedildi. Bu kanun tasarısı eğer gerçekten yasalaşırsa ki, yasalaşmasına kesin gözüyle bakılmaktadır. Ülkemizin her köşesinde, yayın hayatını sürdüren tam 1350 yerel gazete tamamen susturulmuş olacak. Aynı zamanda gazetelerle birlikte yine sayıları on binleri bulan gazete çalışanları da işsiz kalacaklar. Bu vesileyle Türkiye’de var olan işsizlik ordusuna yeni bir ordu katılmış olacaktır! Çünkü taşralarda yayımlanan yerel gazetelerin tek geçim kaynağı kamu ilanları, bunun dışında hiçbir gelirleri yoktur. Hemen hemen her kentte bedava dağıtılan gazeteler, zar zor ayakta duruyorlarken, söz konusu yasayla birlikte köküne benzin dökülüp, kibrit çakılacağa benziyor zavallım fedakâr elçilerin. Mahalli sorunları bugüne kadar en çok yerel basın yazarak gündeme taşımaktaydı. Yerelde bulunan eksikliklerin, aksaklıkların takipçiliğini yapan, kentlerin çağdaşlaşması ve sorunların çözüme kavuşturulması yönünde her türlü fedakârlıkta bulunan malum gazetelerin susturulması demek, şüphesiz demokrasin susturulması anlamına gelmektedir. Köşe bucak dağıtılan yerel gazetelere katkıda bulunmak amacıyla köşe yazarları da her türlü riski göze alarak, hatta belki de zaman zaman tehditlerin bile odağı haline gelmelerine rağmen yılmadan, yorulmadan, azimle ve kararlılıkla çeşitli konularda yazı yazarak büyük bir fedakârlık örneği sergilemektedirler. Ama gel gör ki bazıları bu fedakâr elçilerin varlığından rahatsızlık duymuş olmalılar ki, gazetelerin susmaları yönünde bazı adımlar atarak çaba göstermektedirler. Gösterilen çabalar, yapılan girişimler neticesinde belki gazeteler susmaya mahkûm olacaklar ama bunda en çok geri kalmış kentler ve vatandaşlar negatif olarak etkilenecektir. Dolayısıyla bu yönde atılan adımlar tasvip edilecek gibi değildir. Zira unutulmamalıdır ki yerel gazeteleri susturanlar, beraberinde toplumu susturmaktadırlar. İyisi mi, bence yol yakınken bu sevdadan vazgeçilmeli, girilecek olan yolda bulunan dikenlerin hesabı çok iyi yapılmalı. Bin düşünüp bir karar vermekte yarar olacağını özellikle vurgulamak istiyoruz. Bizden söylemesi… Bilal KARADAĞ |