SON DAKİKA
Anasayfa | Künye | Sitene Ekle | Bize Ulaşın | Giriş Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle
Web Stats
Yazı Karakteri Boyutu:
   
Özgürlükleri DİB firizlemek
04 Haziran 2008 Çarşamba 14:11
Hacı Bektaş-i Veli r.a. Türbesine gidip dua etmek suç mu? Yahut Hacı Bektaş-i Veli r.a. vefatından on beş yıl sonra doğan, Hacı Bayram-ı Veli r.a. Camiine gidip dua etmek suç mu? Ali BABACAN...
Özgürlükleri DİB firizlemek…
 

Hacı Bektaş-i Veli r.a. Türbesi’ne gidip dua etmek suç mu? Yahut Hacı Bektaş-i Veli r.a. vefatından on beş yıl sonra doğan, Hacı Bayram-ı Veli r.a. Camii’ne gidip dua etmek suç mu? Elbette değil. Bu durum dua edenin kimliğine göre değişir Türkiye’de. İşte, sadece bu yüzden bile haklıdır Bakan Ali Babacan.

Birkaç aydır her hafta sonu bir turizm bölgesine topluca seyahat eden yüksek yargı organlarının başkanları, mensupları ve eşleri malum hassasiyetlerine rağmen, son olarak da Hacı Bektaş’a gidip ziyarette bulunup, dua edip semah izlemişler. Bu duruma kimse ses çıkarmamış ve yüksek yargı organları hakkında ‘odak olmak’tan dava açmayı aklından bile geçirmemiştir. Aynı kişiler örneğin; Hacı Bayram Camii’ne gidip dua etselerdi ne olurdu? Yahut Başbakan gitseydi hangi hayâsızlar neler yazardı?

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Ali Babacan Avrupa Parlamentosu’nda [Hürriyet’in kaptanının kendi tabiri ile ‘hayâsız bir iftira yazısı’ kaleme almasına neden olan] bir konuşma yapıyor. Bakan Babacan: “Türkiye'de sadece gayrimüslim azınlıklar değil, Müslüman çoğunluk da dini özgürlüklerle ilgili sorunlar yaşıyor. Bu ay içinde ifade özgürlüğünü artıracak yeni reformlar gerçekleştireceğiz" deyince, laikçilerle birlikte DİB başkanı da kazan kaldırdı.

Kazan kaldıranların başında Diyanet İşleri Başkanlığı’nın olması tuhaf değil, abesle iştigaldir ve Müslümanları yaralamıştır. “Bu tartışmalar tarihimize haksızlık olur. Ülke nereye gidiyor tereddütlerine yol açacak bu tartışmalar tarihimize de haksızlık olur. Din hepimizin dini, dini konuların siyasi tartışmalara basamak yapılmasını doğru bulmuyoruz.” DİB Başkanı’nın bu sözleri üzerine Prof Dr Ahmet Arslan’dan gelen "Devlet şimdi Sünnilikle çatışıyor" analizi Diyanet İşleri ile Laiklik arasına sıkıştırılan, İslam ve Müslümanların ahval ve şeraitini açıkça ortaya koymaktadır.

Prof Dr Ahmet Arslan devletin Sünniliği, halkı yönetmek için araç olarak kullandığını belirtiyor ve ‘devlet şimdi Sünnilikle çatışıyor’ diyor. Buna karşılık DİB Başkanı “Din hepimizin dini, dini konuların siyasi tartışmalara basamak yapılmasını doğru bulmuyoruz” diyor. Prof Aslan’ın tespiti mi yoksa Prof Bardakoğlu’nun tespiti mi doğru derken, Bardakoğlu’nu mahcup edecek haber gecikmedi.

Bodrum Mavi Kumsal Oteli'nde rezervasyon yaptırıp bedelini ödeyen aile, eşi başörtülü olduğu gerekçesiyle otelden çıkartılmış. Allah c.c. işte böyle tekzip ettirir ve yüzünü kızartır insanın. Olayı doğrulamak için oteli aradım. Otel görevlisi Eylem Uluçay olayı doğrulayarak “ Otelimize türbanlı hanımlar giremez. Ancak başlarının bir kısmını gösteren bir başörtüsü varsa bir sakınca yok.
Kararı alan ben değilim otel sahipleridir. Ben patronun kararını uyguladım ve uygulamaya devam da edeceğim.” dedi. Mavi Kumsal Oteli’nin sahibi İzmirli Tatiş Holding. Bu grup; Samsung, Cosmos, Sanyo markalı televizyonların üretimi ile Yamaha markalı motosiklet ve elektronik ürünlerinin de ithalatçısı imiş 2000’li yılların başında krize grip tüm markaları devretmiş. Birçok işçinin tazminatlarını ödemedikleri için haklarında davalar açılmış. Şimdi hiçbiri bunlara ait değil elbette. Bu cüretkar kuruluşun adında Türk kelimesi geçen tek kolej olan ve Haluk Bilginer, Volkan Severcan, Meltem Cumbul, Cengiz Altınkaya, Mehmet Köstepen, Ülkü Bayındır, Tuna Taner, Atilla Sezgin, Ersin Özince, Kemal Çolakoğlu, Lütfü Sancar gibi ünlü simalarında okuduğu babadan miras Türk Koleji’nin de sahibi.
Müslüman tüketicilerin bugünden sonra başörtüsü düşmanı bu firmanın mal ve hizmetleri tüketmeme haklarını kullanacaklarından şüphe duymuyorum.
Aslında Ertuğrul Özkök gibilerin ne yazdığının zerre kadar önemi yok. O zaten kendi cümleleriyle kendini sürekli tarif ediyor. Peki ya hele bu olaydan sonra DİB Başkanına ne demeli? Sayın Bakan, Bakanı olduğu ülkedeki şizofrenik durumu izah edince birkaç laikçi dışında herkes bu teşhisi doğrularken, DİB başkanının bunu ‘dini siyasete’ alet olarak nitelemesinin anlamı nedir? Bu durumda DİB başkanı, bir bakanı eleştirerek dini siyasete alet etmiş ve siyaset yapmış olmuyor mu? Doğrusu DİB başkanına söyleyecek çok sözüm var cu cümleleri yazmaya yanaşmıyor…

Üniversite kapılarında genç kızlar ağlarken, Müslüman halka sözde gıda ürünleriyle her gün domuz ve alkollü ürünler yedirilirken, çocuklara Kur’an eğitimi topyekûn yasaklanırken, bir siyasetçi Hz Peygamber s.a.v.’e ve hac ibadetine hakaret ederken, Hz Peygamber s.a.v. ile ilgili karikatürler çizilirken, ders kitaplarında Peygamber a.s.’lara hakaretler edipler filmlerde imamlar karikatürize edilirken, Hz İbrahim, Hz İsmail, Hz Hacer r.a.’ın hatırası Safa ve Merve tepeleri yerle bir edilirken suspus olan Diyanet, şimdi de din özgürlüğünün savunulmasından alınmış…

Ertuğrul Özkök ve onun gibiler ile DİB başkanı çok iyi bilmektedirler ki: Bu ülkede din özgürlüğünden söz etmek abestir. Zaten Mavi Kumsal Otel’i skandalı onların yüzünü kızartmaya yeter ve artar bile. Ancak birkaç örnek daha verelim: Müslüman tüketicilerin ‘helal ürünler tüketmek istiyoruz’ taleplerine karşılık Devlet, ‘helal standardı’ geliştirmeye kalkınca bazı lejyonerler sürekli yaptıkları gibi laiklik silahına sarılmışlardı. Leyla Şahin davasından dolayı AHİM’i diline dolayan lejyonerler ile DİB; AHİM’in helal kesimle ilgili verdiği kararlara da bir zahmet bakıverirlerse, din özgürlüğünün cami açmak, imam atamaktan ibaret olmadığını belki görürler. [Üstelik bu özgürlükten söz edenler her camiye en az bir ajanla cami cemaatini bile fişlemişlerdir.]

Dücane Cündioğlu “… görüldüğü kadarıyla, akademisyenlerimiz, bilhassa ilâhiyatçılar, Fizik İlmi'ne ilgisizler. Bu yüzden bilgisizler. Madenleri tanımıyorlar. Bitkileri tanımıyorlar. Hayvanları tanımıyorlar. İnsanı tanımıyorlar. Ama güya Tanrı'yı tanıyorlar. Kısacası fiziksiz metafizik” tespiti ile hedefi on ikiden vurmuş. Eski bir yargıç olan Diyanet İşleri Başkanı Bardakoğlu ya o makamı bırakmalı yahut Müslümanlardan özür dilemelidir!
4.6.2008
Kemal ÖZER
Bu haber toplam 117 defa okunmuştur
Diğer Başlıklar

Kayan Yazı
    Gazete 1. Sayfaları
    Linkler
adıyaman
adiyaman haber
Yusuf DÜNDAR
adiyaman
Gölbaşı Haber
gölbaşı haber
Cenk GÜLEN
adıyaman
Naif KARABATAK
adiyaman
Kanal5 TV
Kanal 5 Sorumlusu İhsan Kuzu
Sincik Haber
Şehit Tahir YETKİN
Tüm Yazarlar
    Anket
    Milletvekillerimizin Adıyaman ile ilgili çalışmalarını yeterli buluyor musunuz?
    Evet
    Bazıları Çalışıyor
    Hayır
    Bilmiyorum
Ana Sayfa | Künye | Bize Ulaşın | Giriş Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle |
anadoluweb© 2007-2008