|
ANA GİBİ YAR OLMAZ
Malumunuz olduğu üzere dün anneler günü idi! Dolayısıyla annelerin değerinin hiçbir şeyle karşılaştırılamayacak ve kelimelerle ifade edilemeyecek kadar büyük olduğuna inanıyorum. Anneler fedakârlık, hoşgörü ve karşılıksız sevgi kahramanlarıdırlar.
Anneler bir insanın dünyaya gelişinde yaşamının sonuna kadar evladına kol-kanat germesini sağlayacak kadar güçlü ve yüce bir varlıktır. Anneler sadece bir gün değil yılın her günü, hatta ömür boyu sevgi, saygı ve yüksek değer verilmeye layık en kıymetli varlıklardır. Bir insanı şekillendirmek, her an koruma duygusu ile yaşama hazır hale getirmek, çok büyük fedakârlık isteyen, kutsal bir görevdir. Yaşam boyu süren bu sorumluluk ve zahmetin bedeli, maddi olarak hiçbir şeyle ölçülemez ve ödenemez. Dolayısıyla çocuğu kaç yaşında olursa olsun aynı sevgi, şefkat ve fedakârlık duygularıyla çarpan bir anne yüreği, elbette her zaman hatırlanmaya, değer verilmeye ve saygı duyulmaya herkesten ve her şeyden daha çok layıktır. Ezelden omuzlarına yüklendiği görevin sorumluluğu kadınların daha donanımlı yaratılmalarına bir sebeptir. Eğer sabır denen o güç, merhamet sırrı olmasa 9 ay boyunca yavrusunu karnında büyütüp taşıma, bin bir sancıyla dünyaya getirme, karnını bile doyurmaktan aciz bu canlıyı besleyip büyütme gücünü kendinde bulamazlardı. Bu yüzden anne olan kadın kolay kolay başka bir insanın canına kıyamaz. Çünkü bir insanın nasıl dünyaya gelip hayat bulduğunu, hangi duygularla büyütüldüğünü en iyi anneler bilirler. Peki, bebeği dünyaya getiren mi anne sayılır, doğurmadığı halde bir çocuğu büyüten mi? Sorusuna ise tam bir cevap vermek imkânsızdır herhalde. Çünkü öyle kahraman kadınlar var ki, kendi çocuğu olmasa bile muhtaç yavrulara kol kanat-geriyor, şefkatini, sevgisini sonuna kadar gösteriyor. Öyle annelerde var ki, evladını kendi heveslerine, maddi çıkarlarına alet ediyor. Ancak buna rağmen, sadece doğum eylemi bile bir kadının anne olmasına yeterlidir diye düşünüyorum. Böyle olduğu için doğum sırasında ve loğusa iken vefat eden kadınlar, inancımıza göre şehit sayılmaktadırlar. Bu yüzden, hemşirelik okullarının öğrencileri doğum haneye girdikleri ilk gün bunun nasıl dehşetli bir fedakârlık eylemi olduğunu gördükleri için annelerini arayıp “ Anneciğim seni seviyorum! ” deme ihtiyacı hissetmektedirler. Annemizden helallik istemek için bizi dünyaya getirmiş olması bile yeterli bir sebep değil midir? Anneler, doğumdan sonra, evladını en güzel bir şekilde yetiştirmek üzere kendisine emanet edilmiş bir insan olarak görebilmek ve onu dünyaya getirmenin devamında akıl, ruh ve beden sağlığını, koruyucu tedbirleri almak gibi çok büyük çabaları bile ne kadar fedakâr olduklarının bir göstergesi değil midir? Kısacası anne demek, bütün bir toplumun geleceğini inşa eden kişi demektir. Onların saadeti toplumun saadeti demektir. Anneleri hatırlama, sevgimizi bir daha gösterme günü olan anneler gününü en derin kalbi duygularımla tebrik ediyor, tüm anneleri hürmet ve muhabbetle selamlıyorum.
Bilal KARADAĞ |



