|
Vereceğin bir şeker!
Bildiğiniz gibi hani Dünyanın En İyi Yazarıyım ya hali üzere üstat bir gazeteci ve de yazar olunca gelenim gidenim de çok oldu. Eh, hali üzere bu da bana ekonomik sıkıntı getirebilirdi. Bunu Cenkçe bir çözümle halletmek gerekiyordu, ben de hallettim… Nasıl mı? Merak eden okusun, merak etmeyen de kendine bir çay söylesin, bir de bana, birazdan oradayım… Efendim, bu şekerci çocuklar tam bir ekonomi düşmanı. Hele bir de şekerci çocuklardan sonra dünyaya gelen Harçlıkçı Çocukları düşünürseniz olayın vahametini daha iyi anlarsınız. Cenk ağabeylerinin o güzel yüzünü görmek için evime akın eden binlerce çocukla uğraşmak zorunda kaldım. Yok, yani, hepsine bir şeker verecek olsam gam yemeyeceğim. Yok, şeker beğenmezler, yok illa da beş on tane isterler, yok şeker olmazmış da illa da paraymış da neler neler? Bütün bunları tahmin ettiğim için Belediye’de yapılan bayramlaşma ziyaretinde şeker dağıtan görevliyi tehdit ederek arakladığım şekerleri evimin hemen girişine istif ettim. Şeker işi tamamdı ama şu harçlık için nasıl para araklayacaktım. Bu yaştan sonra adımızı hırsıza çıkarmak şanımıza yakışmazdı değil mi? Eğer Belediyeden arakladığım şekerlere hırsızlık derseniz ayıp edersiniz o nasıl olsa halkın malı herkes onu kullanmalı.
Bakın bazıları kullanıyor ama…
Bayram sabahı cicilerimi giyip caminin yolunu tuttum, yok yolu elimle tutmadım. Yani camiye doğru gittim.
Namazdan sonra mezarlığa, oradan da eve gelerek kuru ekmekten ibaret kahvaltımı yaptım. Benim gibi gariban bir delinin mükellef bir sofra kuracağını tahmin etmiyorsunuz değil mi? Ağama söyleyeyim, henüz kargalar kahvaltısını etmemişken kapının tokmağı çalmaya başladı. Merak etmeyin eve halen bir zil taktıramadım yani bizim ev “ Zilli ev ” değil… Mecburen mükellef kahvaltı soframdan kalkarak kapıya yöneldim; -Kim o? -Benim Cenk amca.. -Sen de kimsin yav, ben bu sesi tanımıyorum. -Ama ben tanıyorum. Sen Cenk Gülen değil misin? -Ta kendisi, hayret ya nereden bildin? -Yav sen İstanbul gibi adamsın, herkes seni tanır ama beni tanımaz. -Tamam hadi ruhumu biraz okşadın şu kapıyı açayım bari. -Üf be çok şükür ya. Bir kapı açacaksın ahret sorusu soruyorsun. -Tamam hemen şımarma. Ne istiyorsun bakayım? -Ne isteyeceğim, üstadımın bayramını kutlayacaktım ver elini öpeyim. -Buyur öp… De hadi güle güle. -Hoooopppp! -Hoplama çocuk hoplama kafanı ağırstağa vuracan. -Yok yani hani şekerimiz? -Buyur, ama bir tane al. -Yok ya anan güzel mi? -Ne demek yani? -Ben koskoca üstadın evine gelecem de bir tane şeker alacam, çarpılırım valla. -Peki çarpılmaman için acaba kaç tane alman gerekiyor? -Eh, şöyle en azından bütün ceplerimi dolduracak kadar. Hani büyüyünce çoluk çocuğuma hava atacağım, “ben Cenk Gülen’den şu kadar şeker aldım” diyeceğim. Sen bu havayı atmama müsaade etmeyecen mi? -Etmeyecm ulan etmeyecem, al sana bir tane şeker yürü anca gidersin. -Bak şimdi ağlarım ha! -Aman ağlama al sana iki tane. -Tamam iki şekeri kabul edeceğim, peki harçlığım nerede? -Ne harçlığıymış bakiiim! Ben de para ne gezer kerata. -Ben anlamam, Koskoca Cenk Gülen’den harçlık alamadım demem, ele güne rezil olmam. -Bak sen! Bari bunun adını haraç diye değiştirsen daha iyi olacak. -Estağfurullah, koskoca üstattan haraç almak kim biz kim. Hani mali bavi meselesi. -Bak kafamın tasını attırma. Bayram bayram adımı çocuk dövene çıkarma da al şu iki şekeri. -Asla olmaz. Hem şeker, hem de harçlık. -Tamam ulan, sabah sabah senle uğraşmaya niyetim yok. Al şu iki şekeri, şu bir lira da harçlığın. -Şimdi oha falan oldum yani diyecem sen anlamayacan. -Neden, beğenmedin mi? -Yahu hayretsin, koskoca Cenk Gülen bir lira harçlık mı verirmiş? -Vermez mi? -Vermez! -Peki ne kadar verir? -En aşağı bin lira… -Çüşşş demem merak etme. Peki en azı bin liraysa, en çoğu ne kadar? -Vala ben asgarisini söyledim, azamisi de şanına kalmış, şöyle okkalı bir elli kâğıt olur mesela. -Ben sana okkalı bir tokat tasam daha iyi değil mi? -Tutmayın beniiii, anne bu deli amca beni dövecek. Bu arada kalabalık başımıza üşüştü. Yaşlı bir amca; -Ne oluyor bakim. Utanmıyor musun aziz mübarek bayram günü çocuk dövmeye. -Ne çocuk dövmesi yav, sorun isterseniz? -Vallahi bu amcadan sadece bir şeker istedim beni öldüresiye döveceğini söyledi. İstediğimiz bir şeker aldığımız cevaba bak, ne günlere kaldık değil mi amcalarrrrr! -Haklısın evladım, dünya bozulmuş valla… 17 Ekim 2007 Yeniyol Gazetesi |
| [1] 2 | ![]() | ![]() |



