|
Yüzyılın En Değerli Hediyesi
Malumunuz seçimler bitti. AK Partili vekillerle bir adet de CHP’li vekil Ankara yollarına düştü. Önceki gün de yemin ederek (Şevket Gürsoy yemini tam olsun diye iki kere tekrarladı) göreve başladılar. Artık çiçeği burnunda beş adet vekilimiz var.
Neyse zaten konumuz vekillerin burnundaki çiçek değil, Ankara’ya giderken götürecekleri hediye…
Bu arada duyduk duymadık demeyin, peynirli helvayı sakın ola bensiz yemeyin, CHP’li vekil değil ama AK Partili dört vekilin de “En Baş Danışmanı” oldum. CHP’li vekilin de danışmanı olurdum ama dişimi çeker diye ödüm patladı.
Artık hem gazete patronumdan, hem de dört vekilden aylık maaş alacak, üzerime yıkılmasına az kalan derme çatma kulübeden kurtulacağım. Üff ya bakın delilik de para ediyor ve danışman bilene oluyorum.
Peki görevim ne mi?
Ne olacak, delilerle vekillerin nasıl bir iletişim kuracağı yönünde vekillerimize deneyimlerimi aktaracağım. Sakın sokakta gezip, bağırıp, çağırıp etrafı rahatsız eden delileri düşünmeyin, kendisini akıllı sanan ne zırdeliler var bu memlekette. İşte benim asıl ihtisas alanım kendisini akıllı sanan delilerdir.
Vekillerin danışmanı olunca hali üzere Ankara’ya giderken alacakları hediyeleri seçmede de yardımcı oldum.
Önce AK Parti Milletvekili Ahmet Aydın’la marketin yolunu tuttuk. Gerçi muhasebeci olması nedeniyle hesap kitabı iyi yapan İl Başkanı Lütfullah Ayhan engel olmaya çalıştı ama çabuk atlattık.
-Cenk, nasıl bir hediye alsam bir türlü karar veremedim. Şöyle birkaç Nemrut heykelciği mi yaptırsam, ne dersin?
-Yok o olmaz. Her ilin bir tarihi eseri var zaten.
-Neden, o zaman birer kilo baklava alsam olur mu?
-O da olmaz, baklava her yerde var.
-Bak aklıma geldi, en iyisi birer yazma alayım, ama o da irticayı çağrıştırır başımı belaya sokar değil mi?
-Yok o kadar da değil Baykal bilene yazma dağıttı bir şey olmadı, erkek vekillere yazma hediye etmek olmaz, hani sadece kadınlara götürsen bu defa evden fırça yersin.
-Hay aklınla, pardon deliliğinle bin yaşa, bunu iyi dedin. O zaman, şey, hah aklıma geldi, yolluk alsam.
-O çok pahalı olur, 544 yollukla başa çıkamazsın.
-Orası da doğru ya, üfff sıkıldım aklıma da bir şey gelmiyor.
-Biraz daha düşün.
-Düşünmek senin işin, o nedenle maaş alacaksın, danışmanım değil misin?
-Öyle ama sen bütün haklarını kullan ben ondan sonra devreye girecem.
Sonunda Ahmet Aydın’a bir hediye önerdim elbet ama hemen çatlamayın, yazının sonunu bekleyin…
***
Milletvekili Ahmet Aydın’ın hediye işi tamamlanınca bu defa Fehmi Hüsrev Kutlu’yla çarşıyı turladık.
-Buldum, CHP’nin solculuğunu anlatan bir kitap alalım da, bu parti nasıl solcuymuş herkes öğrensin.
-Yok olmaz, vekillerin okumaya zamanı yok, onlar iş takip edecek, hastaları hastaneye yerleştirecek, tayin yapacak, geç onu.
-Tamam haklısın, gerçi biz öyle değiliz ama olanlar var.
-Haklısın, Adıyamanlı hiçbir vekil bugüne kadar iş takibi yapmadı, hastaları hastaneye yerleştirmedi, tayinle, terfiiyle uğraşmadı hep memlekete hizmet etti…
-Tamam tamam sana da bir şey söylenmiyor ki. Hadi o zaman sen seç.
Milletvekili Fehmi Hüsrev Kutlu’ya da Yüzyılın En Değerli Hediyesi’ni söyledim, maaş dışında ikramiye vereceğini söyleyerek ne kadar isabetli bir hediye seçtiğimi söylemek istedi.
Daha sonra Şevket Gürsoy ve Mehmet Erdoğan’la da benzer bir alışveriş yaptık.
Sonunda dört vekilimiz hediyelerini sıkı sıkı tutarak havaalanının yolunu tuttular, tabii ben de yanlarında.
Seçmenler vekilleri uğurlarken, birisinin dikkatini özenle saklanan hediye çekmiş olmalı ki,
-Sayın vekilim, Ankara’ya memleketimizi tanıtan önemli bir hediye götürüyor olmalısınız.
-Herhalde yani.
-Öğrenmemde sakınca yoksa söyleyebilir misiniz?
-Ne kadar meraklısın.
-Ondan değil, vekiller ne hediye götürüyorsa, biz asiller olarak daha iyisini götürmemiz gerekiyor da, kıyas yönünden icabında.
-Su…
-Nasıl yani?
-Beş kilo su götürüyorum, hem de Gürlevik suyu…
-Şimdi sizler taaa Ankara’ya hediye su mu götürüyorsunuz?
Baktım vekiller zor durumda, boşboğazın birisi onları üzecek hemen atıldım;
-Bak hemşerim, küresel ısınma denen bir şey var. Sonracığıma Ankara’da yakında müthiş bir kuraklık olacak. Musluktan akacak suyu boş verin, millet şişe suyu bulamayacak.
-Eee doğru… Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, “hemşerilerim tatilini uzatsın, akrabalarının yanına gitsin” derken de çok ciddiydi. Susuzluk yakında baş gösterecek.
-O da doğru.
-Millet günah üstüne günah ediyor, sonra da yağmur duasına çıkıyor, duada kabul olmuyor, yağmur da yağmıyor.
-O da doğru.
-Armağan efendinin Bülent hanım mı, Bülent bey mi olduğu belli olmayan sanatçı(!)yı aldatmasına dalmışız, kuraklığı takan yok.
-Valla doğru.
-İşte bu ahval ve şerait içerisinde Adıyaman’ın güzelim suyunu dünyaya tanıtmanın en kestirme yolu hediye olarak su götürmektir ve vekillerimiz en doğrusunu yapıyor.
İşte tam o sırada nereden çıktığını bilmediğim benim gibi akıllı olmayan birisi fırladı;
-Uyyyy başımıza gelenler, demek ki su savaşları Adıyaman’da başlayacak…
Ve o anda olan oldu, vekillerin elindeki özenle paketlenmiş beşer kiloluk sular kapışılmaya başlandı ve ben de soluğu Adıyaman’da aldım.
Vekillerimizi gören var mı, acaba yemin edebildiler mi, Ankara’ya varabildiler mi, su yerine hediye olarak ne götürdüler?
Bütün bu sorulara cevap verecek etkili ve yetkili arıyorum…
05 Ağustos 2007 Yeniyol Gazetesi |
| [1] 2 | ![]() | ![]() |



