Ne Olacak Bu Adıyaman’lıların Hali…!
Düşünüyorum da Adıyaman’ımızı, neler yazsak, nasıl ifade etsek inanın her seferinde yazıyor çiziyoruz ama nafile.
GAP adı altında bölgeyi kalkındırma adına gelen yatırımlar bize ulaşıncaya kadar kocaman Balon oluveriyor, Teşvik paketi açıklanıyor bir yığın olumsuzluk içerisinde olan kentimiz her Ne hikmetse bir anda kendisini 3.bölgede buluyor,150 bin insanın yani Tütün ekicisinin Ekmeği elinden alınıyor ama bir ALTERNATİF ürün hikâyesi anlatılıp gidiyor, ben dâhil hiç Kimsenin ne olduğunu bilemediği ve çözemediği bu sihirli kelime Tarımın konuşulduğu her Platformda dile getirilen ama hayata geçirilebilmesi için hiçbir alt yapısının bulunmadığı gerçeği gün gibi aşinayken bize kabul ettirilmeye çalışılan “alternatif ürün”.
Yaz aylarının gelmesi ile yollara düşmek zorunda bırakılan binlerce insanımız yani modern isimleri ile “ IRGATÇILAR ” Çukurova da Pamuk, Malatya’da Kaysı, Karadeniz’de Fındık için yollara düşmekteler.
Ekonomik gösterge aldatmacası ile kümede kalmamız gerekirken bir üst ligde yer almamızın asıl sorumluları köşelerinde oturup kıs kıs gülerken bizler bunun acısını çekmek zorunda kalacağız.
Durumdan vazife çıkarmak değil ama en kötü şartları bile iyileştirme adına yapılması gerekenleri yapmayanlara sesleniyorum.
Bugün durumunuz iyi olabilir yarın ne olacağınız bilinmez o yüzdendir ki bugün den tedbir almak zorundasınız.
Ülke geneli de dahil olmak üzere gerek Tütün serbestisinin sağlanması gerekse de alternatif ürünlerin hayata ciddi bir şekilde geçirilmesi konusunda azami gayret içerisinde olmak lazım. Belki okuyucular okumaktan bizlerde yazmaktan sıkıldık Tarımda ki belirsizliği ama önümüzde 32 bin aile ve beraberinde 150 bini aşkın insanımızı doğrudan ilgilendiren ciddi bir mesele dururken kayıtsız kalabilmek çokta mantıklı bir yaklaşım olmasa gerek.
Hele birde bu hadise sonrası doğacak ekonomik olumsuzluğun yetişmekte olan neslin geleceğine menfi yönde etki edeceğini düşündüğümüzde işin çok daha ciddi boyutlarda olduğunu net olarak gözlemleyebiliriz.
Paketler bir bir açılıyor, kalkınma ajansları kuruluyor ama bunları açıklayacak ve işin içersinde bir Adıyamanlının olmamasının da Adıyaman'a eksileri var.
Kalkınma Ajansının görevi ve içeriği nedir, ne yapacaklar? Ziraat odaları, Tarım İl Müdürlüğü, Ticaret ve Sanayi Odası, Esnaf Odaları vs… bu kuruluşlarımız bundan faydalanmanın derdine düşmesi lazım.
Neler yapılabiliri araştırması gerekenler siyasete soyunursa, asıl görevlerini bir kenara bırakırsa olacağı da tahmin etmemek elde değildi zaten.
Geçmişte yaşadıkları kişisel hesaplaşmalarını kent adına hayati önem arz eden meselelere karıştırmak sureti ile birinin siyah dediğine bir diğerinin beyaz demesi, temsil ettiği kurumu inkar edercesine başka saflarda yer alması sadece ve sadece Adıyaman adına kayıptır.
Toprağı inceletmek, alternatif ürünlerin ekim ve hasadı konusunda çiftçiyi bilinçlendirmek devamında elde edilen ürünlerin pazarlamasının sağlanmasını üstlenecek bir kurum oluşmadı/oluşturulamadı.
Bunu bir örnekle açıklayacak olursak:
Balık yemeği değil tutmayı öğretmeye karar verdiniz ve bunda da başarılı oldunuz. Balığı tutmayı öğrenenler tuttukları balıkları nasıl ve nerede saklayacak ve kime satacaktır. İşte tam burada bazı kurumların devreye girip pazarlama konusunda da yardımcı olması gerekecektir.
Belki de bu topraklarda hangi ürünlerden daha iyi verim alınırın peşine düşmekle başlasa ilgili kurumlar iyi bir örnek teşkil edeceklerdir.
Mesela onlara yol gösterecek ciddi bir kurumun varlığı bilinirse her önüne gelen çay ocağı, cep telefonu dükkânı, parfümeri, bakkal vs. açmaz ilgili kurumla istişare ederek onların öncülüğünde 3–5 kişi bir araya gelir önerilen projeden faydalanarak memlekete faydası olacak bir iş yapabilirler.
Netice olarak bizler bir şeyler yazar çizeriz ama değişen fazlaca da bir şey olmaz. Belli sermaye ve etiket sahipleri
Ailece hangi tatil beldesine gidelim arayışındayken, bir diğer taraftan önlerinde uzun bir maraton bulunan Irgatçılarda her yıl onlarca can verdikleri yollara çıkmanın hazırlığı içerisindeler.
Dünyadaki bütün bu haksızlık, olumsuzluk ve eşitsizliğe rağmen hayat devam ediyor.
Deveye sormuşlar sırtın neden eğik diye? Cevaben nerem doğru ki demiş. Bizimkisi de bu hesap olsa gerek.