Kolbastı Bizim Olamaz
Dünyada her milletin kendisine has bir kültürü vardır. Şüphesiz, milletlerin asırlarca var olmalarının, ayakta kalabilmelerinin temelinde kendi kültürüne bağlı kalmış olmaları yatmaktadır.
Dolayısıyla, kendi kültürüne yabancılaşan bir milletin hayat damarlarından birisi kopmuş olur ki, bu durumda bahse konu olan bir toplumun uzun süre ayakta kalması mümkün olamaz…
Bizler, millet olarak dünya sahnesinde yüzyıllarca var olabildiysek, belli coğrafyalara damgamızı vurabildiysek, bilinmelidir ki bunun nedeni bağlı bulunduğumuz geleneklerimiz ve eşi benzeri bulunmayan kültürümüzdür!
Ancak, üzülerek ifade edeyim ki, son zamanlarda gördüğüm manzarayı tahlil ederken sanki giderek kültürümüzden hızla uzaklaşıyoruz…
Gün geçtikçe topluca asimile süzgecinden geçiyoruz…
Dejenerasyon rüzgârına kapılmış, garip bir meçhule doğru yol alıyoruz.
Doğrusunu söylemek gerekirse mevcut gidişatımız hayra yorumlanacak gibi değil!..
Örneğin, bizim Türk Sanat Müziğimiz, Halk Müziğimiz, şarkılarımız, türkülerimiz vs. var.
Keza, bu konuda oldukça zengin bir müzik repertuarına sahibiz…
Ama buna rağmen bazı mağazalarımızın, müşterileri cezbetme adına dışarıdan ithal edilen pop ve benzer müzikleri çalmış olmaları anlaşılır gibi değil.
Zira tabiri caiz ise kelli-felli alış-veriş merkezlerimizin, esnaf ve tüccarlarımızın tabelalarına ve vitrinlerine yabancı isim yazmaları hayra alamet değil…
Maalesef son elli yıldır millet olarak kapılmış olduğumuz Avrupalılaşma sevdası uğruna müziğimizden, isimlerimizden hatta giyim ve kuşamımızdan, kısacası aklımıza ne geliyorsa hepsinden taviz vermekteyiz!
Şu sıralarda ise bir başka konuda yine Avrupalılaşma uğruna bir adım daha atmış ve sonu belli olmayan bir yolun başlangıcındayız.
O başlangıcı ise Kolbastı oyunuyla tescillemiş bulunmaktayız.
Hadi hayırlı olsun (!)
Bizim Halayımız, Horonumuz, Misketimiz, Çiftetellimiz, Simsimimiz, vb. onlarca oyunlarımız varken, bu aralar yabancılara ait olan ve özellikle gençlerimiz tarafından oynanan adına da Kolbastı denilen bir çeşit oyunu hayretle takip ediyoruz.
Allah aşkına bir toplum gelenek ve göreneklerine, bu kadar mı yabancılaşır, başka milletlere bu kadar mı özenir?
Galiba sözün bittiği noktaya gelmiş bulunmaktayız!!!
İşin enteresan tarafı ise asimile olmayı marifet sananlar, utanmadan Kolbastı’nın Trabzon yöresine ait bir oyun olduğunu bile söylemektedirler.
Ben bu yaşıma geldim ama daha böyle rezaletvari bir oyunu ne gördüm, ne şahit oldum.
Bu oyun değil Trabzon’a, ülkemizin hiçbir yöresine ait olamaz…
Televizyon ekranlarından seyrediyoruz inanın ki Brek dansından, Gulu Gulu dansından hiçbir farkı yok.
Ne demek, yabancıları örnek alırcasına, hem de çılgınca kafanızı sallayacaksınız, cüssenizi çalkalarken ecnebilere özeneceksiniz, ondan sonra da dışarıdan ithal edilen söz konusu oyunu kültürümüze endeksleyeceksiniz!..
Böyle bir oyun bize değil, olsa olsa garp toplumuna ait olur…
Bence kültürümüzden, hatta öz benliğimizden hızla uzaklaşıyoruz.
Mevcut gidişat frenlenmezse millet olarak sonumuz iyi değil!
Selam, sevgi ve gönül dolusu muhabbetlerimle…
Bilal KARADAĞ
bkaratag02@hotmail.com