|
Kapatalım abiiii!
Gece bir türlü uyku tutmadı. Yorganı üstüme kapattım olmadı. Baktım uyuyamayacağım bari “televizyona bakayım da dünyadan haberler alayım, kültürlü insan olayım” dedim. Hani üstünüze afiyet azıcık deliyiz ya, bari deliliğimiz akıllılığa doğru yol alsın.
Yatağımdan sessizce kalkmaya çalıştım ki, 40 yıllık yatak “beni değiştir” der gibi gacur gucur etmeye başladı ve hanım uyandı “kör olmayasıca yat yerine uykumu kaçırdın” diye kükredi. Hali üzere ben de mıh gibi yerime çakıldım, kalktığım gibi uzandım. Gecenin bir yarısı ve zifiri karanlıkta gözü açık olmak gibisi yok. Fıldır fıldır gözlerle tavana bakıyorum ama tavanda simsiyah. Hani bizim hanım gece lambası da olsa uyuyamaz. Hanımefendi uyanmasın diye biz zifiri karanlıkta yatmak zorundayız. Saat kaç oldu bilmiyorum, böyle de zaman geçmez ki. Şöyle bir doğrulsam cep telefonumun saatine bakacağım da korkudan yerimden kıpırdayamıyorum ki. Neyse güç bela hırsız sessizliğiyle azıcık yana döndüm ve 1990 model cep telefonuma ulaşabildim. Saat tam 3.45’i gösteriyordu. Daha sabaha çok var. Yok aynı sessizlikle yataktan kalkmalıyım. Bir iki sessiz denemeden sonra kalktım da hani yine yatak gıcırdadı ama bu defa ki daha sessiz oldu. Demek hanım derin uykuda. Üff be! yırttık. Diğer odaya geçtim. Hani Müjde Ar’ın dediği gibi biz mağarada yaşamadığımızdan evlerimizde odalar var. Ben de oturma odası denen yere geçtim, sanki diğerleri yatma odası… Televizyonun düğmesine bastım.. ay basmaz olaydım. Benim küçük yaramaz yine son sesteyken televizyonu kapatmış. “Kapatalım mı?” diye yüksek sesteki bir tartışma programı vardı. Hanım gürültüden uyanmış olmalı ki, diğer odadan duvara güm güm diye vurdu. Şimdi ayvayı yedik işte! Ya bir de oturma odasına gelirse… Çok şükür gelmedi ben de televizyonun kulağını büktüm, pardon sesini kapattım. Aldım elime kumandayı ve başladım kanallar arasında gezintiye, hiçbir kanalda hiçbir halt yoktu. Ne film, ne güzel bir müzik, ne güzel bir tartışma. Mecburen sırayla gezineceğiz. Kapatalım yağı yeni çıkmış, ekmeğe sürüp kapatıyormuşsun. Yok bu yaştan sonra yağ iyi değil. Kapatalım ürününü alan bir daha alıyormuş. Üstelik beleş, üstelik kupon biriktirmiyormuşsun, kapanmak üzereymiş. Bir cep telefonu reklâmı vardı, acele etmek gerekmiş teknoloji harikasıymış kapatacaklarmış. Yok ya benim telefonum iyi hani 90 model ama alo diyor. Arada bir alo yerine balo bile diyor yani… Yeni bir araba çıkmış üstü kapatılabiliyormuş. Açması bozukmuş ama kelepir fiyatına satılıyormuş. Sezon sonuymuş, kapatacaklarmış. Bir çikolata çıkmış kapaklıymış, kapatmak isteyenler için harikaymış. Hani cırt cırtlı ama tüh açması bozukmuş. Bak bu iyi bir reklâm işte! İki yeşil kapak getireni kapatıyorlarmış. Başka bir reklâm; “Tut şunun ucunu kapatalım abi” sevmedim, başka kanala baktım. Orada da reklâm vardı; “Açıyoruz, kapatıyoruz, biz bunu hep yapıyoruz, aç kapa, aç kapa martema” Üff reklâmlardan sıkıldım, kanal değişeyim. TRT 4’ü açtım, “Televizyonunuzu kapatmayı unutmayın” yazıyordu hemen okumamış gibi yapıp başka kanala geçtim. Benim kapatacak zamanım değildi uyku yoktu ki. Başka bir kanala geçtim. Oh iyi bir sohbet programı; “Süleyman abi nasılsın?” diye soruyordu şık giyimli saçı jöleli sunucu. Süleyman abi dediği ise cevap verdi; “Kapalı gibiyim” Yok bu da beni sarmadı o ne ya herkes bir şeyleri kapatıyor. Zapladım yine o da ne?! Ekran simsiyah, tıpkı yatak odamız gibi ama bir yazı var; “RTÜK tarafından kapatılmıştır” ha demek bu RTÜK dedikleri Yargıtay başsavcısı gibi bir şey, “kapattım” deyince kapatıyor, “açtım” hiç demiyor. Başka kanala geçtim, “Kapalı kapılar ardında” diye bir program başlamıştı. Vazgeçtim zapladım “Kapalı alan fobisi”ni anlatan bir doktor konuşuyordu. Kapatmamak gerekirmiş yoksa korkarmış bu tür hastalar. Yine zapladım, tüh güzel bir programın sonuna gelmişiz. Sunucu “evet programı kapatıyoruz” diyerek konuşmacılardan son sözlerini alacağını ve programı kapatacağını söylüyordu. Faydalı programlar kargalar kahvaltı edeceği zaman yayınlanır ya, bir kanalımızda hırsızlığa karşı her bir şeyi kapatmayı öneriyordu. Kapınızı kapatın, bacanızı kapatın, pencerenizi kapatın, hatta mandallayın da kapatın hiç açmayın. Araç hırsızlığı içinde araç kapısını ve camlarını kapatın deniyordu. Ben pencereden 1970 model külüstürüme baktım kapalıydı, pencereyi de kapattım, perdeyi de kapattım ve sonunda dış kapıyı da sessizce kapatarak kendimi dışarıya attım. Vallahi en iyisi havuz başında çay içmekti. Yolda yürüken bir türkü dolandı dilime ve söyledim sabahın serinliğine; “Kapat gözlerini kimse görmesin. Yalnız benim için bak yeşil yeşil” On dakika sonra havuz başına vardım ve kendime kapalı bir çay söyledim. Sabah sabah kapalı çay ağır olurdu ama boş ver açmak iyi değildi. Birkaç çocuk belirdi hemen yanı başımda, havuz başında… (üff şiir gibi oldu) Çocukların ellerinde terlikler vardı “kapatalım abiii” diye bağırıyorlardı. “Yok kalsın ben almayayım” dedim, yanımdan uzaklaştılar. Bir başka çocuk belirdi hemen yanımda “sıcakkkkk kapatma bunlar!” Bak bu iyi olurdu. Hiç değilse aç midem kapanırdı. Bir tane kapatma aldım, cebimde kapalı duran 50 kuruşu verdim, üstü gelmedi meğer cebi kapalıymış. Tüh gitti 10 kuruş. Kapalı çayımla kapamamı yedim midemi kapattım. Bu defa başka bir çocuk geldi bir çift terlik uzattı “Kapatalım abiiiii” diye cıyak cıyak bağırdı. Yok havuz başından kalkmalıydım. Başka bir yere gitmeli, kapatma lafından gına gelmeye başladı. Bir başka çay ocağına gittim, içeride garson ocak yakıyordu. Kapıya elimi uzattım “kapalıyız!” lafıyla irkildim. Meğer sabahçı kahvesi değilmiş. Bari bir gazete alayım diyerek büfeye yöneldim. Büfenin üzerinde bir “Kapalıyız” yazan bir yazı vardı. Demek ki kapatmışlardı. Neyse sanki başka büfe yok. Yolda bir mağaza gördüm, güzel bir takım elbise vardı. Şöyle yakından bakayım dedim vitrine kocaman bir yazı yazmışlardı; “Kapatıyoruz”. “Açıyoruz” yazınca almaya karar vererek başka bir büfeye yöneldim, gazete alacaktım ya. Büfeci gazeteleri önce açıyor, arasına bir şey koyuyor ve kapatıp, kapatıp rafa diziyordu. Neyse her zaman aldığım gazeteden istedim ve manşete baktım; “Kapatma davası kabul edildi” yazıyordu. Ne yani millet hep bunun için mi kapatıyormuş. Kapatın anasını satim, kapatın ne var ben de açarım işte oh olsun… Ve buradan duyuruyorum eğer kapatma davası kapatma yönünde olursa bu defa hayalini kurduğum partiyi ben açacağım CGP, yani Cenk Gülen Partisi… Delileri kapatacak babayiğit henüz anasından doğmadı nasılsa… |
| [1] 2 | ![]() | ![]() |