Çaycıydı ve sonra gazeteci oldu…
İhlas Haber Ajansı (İHA) Adıyaman Temsilcisi Ahmet Arslantaş. Namı diğer (İHA Ahmet) olarak bilinen, Ahmet Arslantaş’ın çok ilginç hikayesi sizlerinde çok ilginizi çekecek. 1978 yılında Adıyaman’ın Tut ilçesinde ailesinin ilk çocuğu olarak dünyaya gelen Ahmet Arslantaş, tabiri caizse tırnağı ile sürünerek bu günlere erişme başarısını göstermiş. İlk, orta ve lise eğitimini Tut ilçesinde tamamlayan Ahmet Arslantaş, İnönü Üniversitesi Adıyaman Meslek Yüksek Okulu İnşaat Teknikerliği bölümünü bitirdikten sonra gazetecilik mesleğine başlamış.
Biraz sohbet, biraz soru cevap şeklindeki” işte o ilginç hikâye ve Ahmet Arslantaş’ın bilinmeyenleri; “
Elimde Üniversite Diplomamla, Çaycı Olarak İşe Başladım 1995 yılında lise eğitimim bittikten sonra Adıyaman’da ki akrabalarımın yanına geldim ve buradaki bir fabrikada çalıştım.
Üniversiteyi kazanınca çalışmayı bıraktım. Üniversitede okurken bir taraftan da baba mesleğim olan berberliği kredi yurtlar kurumunda yapıyor ve öğrenci arkadaşlarımı tıraş ederek geçimimi sağlıyordum. İki yıl sonra okulu bitirdim bitirmesine ama iş bulamadım. Elimde iki yıllık üniversite diplomamla kendi bölümümle ilgili iş bulamayınca başka işlerde çalışmaya karar verdim.
Bir ağabeyimin devreye girmesiyle şuan Gazeteciler Cemiyet Başkanı olan Zeki Dişkaya’nın sürücü kursunda diplomalı çaycı olarak işe başladım. Bu anlattığım olay 1998 yılında oluyor. O yıllarda Zeki Dişkaya’nın Adıyaman Ses Gazetesi vardı ve sürücü kursuyla aynı binadaydı.
Ses Gazetesinde çalışırken, başörtüyle ilgili beyaz eylemler vardı. O dönemlerde iki günde bir ‘El ele beyaz eylemler’ yapılıyordu. Hiç unutmam polis bayan eylemcileri provake eden birkaç erkek şahsı göz altına almak istedi. Gözaltı olayıyla birlikte ortalık biranda karıştı Çaylak bir muhabir olarak bende haber kovalıyordum. Birkaç polis bir göstericiyi tekmelerken resim çektim. Bu resmi çektiğimi gören polisler beni de kovalamaya başladı. Beni yakalayan polisler elimden fotoğraf makinemi almıştı. Çaylak dönemim olduğu ve mesleğin niteliklerini bilmediğim için fotoğraf makinemi itiraz etmeden polislere teslim etmiştim. Şimdiki aklım olsa asla böyle bir tavır sergilemezdim. Gazetecilikte kamera ve fotoğraf makinesinin teslim edilmeyecek şeyler olduğunu sonradan öğrendim. Meslekteki ilk yıllarımda başımdan geçen, unutamadığım ve bende etkisi olan olaylardan bir tanesi de budur.
Gazetecilikte Şans Yüzüme Baktı Ve Hızlı Bir Yükseliş Yaşadım
Bir zamanlar diplomamla birlikte çaycılık yaptığım ve Adıyaman Ses Gazetesi’nde başarılı haberlere imza attım. Yaklaşık 4 ay çalıştıktan sonra işten ayrılarak Adıyaman Söz Gazetesi’ne geçtim. Burada muhabir olarak başlamıştım fakat çok fazla zaman geçmeden gazetenin yazı işleri müdürlüğüne kadar yükseldim. O dönemlerde hem gazetede kalıyor hem de çalışıyordum. Uzun yıllar gazetelerde sabahladım. Eğer o yıllarda bu sıkıntıları çekmeseydim ve çalıştığım ekipler iyi olmasaydı bu gün bu seviyeye gelemezdim. Gazetecilikte öyle bir ekibin elinde yetiştim ki hepsinden ayrı bir şey öğrendim.
Zeki Dişkaya, Sait Yıldırım, Erdal Özkaynar, Zeynal Abidin Kıymaz, Habip ve Ziya Köşker ve daha ismini sayamadığım kişiler. Söz Gazetesi’nden ayrıldıktan sonra İhlas Haber Ajansı muhabirliği yapmam için ağabeylerim baskı yaptı ve ajansın bölge müdüründen teklif aldım. 1999 yılından itibaren hem İHA’da hem de Gözlem Gazetesinde görev yapmaya başladım. Benim gazetecilik yaptığım dönem değerli büyüklerim kadar çok eskiye dayanmıyor fakat o dönemlerde de gazetecilik yapmak çok farklıydı.
Bir haberi takip eder, fotoğraf makinesindeki 36’lık pozun bitmesi için haberi bekletirdir. Bir poz yaklaşık bir haftada tükenirdi. Resimleri fotoğrafçıda çıkardıktan sonra otobüsle Adana’ya gönderir, Adana bölgedeki arkadaşlar toplu halde gönderdiğimiz haberleri tek tek yayına verirdi. Sizin anlayacağınız bizim bu gün yaptığım haber yaklaşık 10-15 gün sonra gazetelerde çıkıyordu. Şimdi ise, haberin metni, fotoğrafı ve görüntüsü internet üzerinden en geç bir saat içersinde haber merkezlerine ulaştırılıyor.
Görevim süresince herkes beni İHA ile tanıdı ve benim ismim İHA ile özdeşleşti. Belki bu işten ayrılsam bile İHA Ahmet olarak hitap edecekler. Yapılan güzel işler ve başarılar her zaman birileri tarafından takdir edilir. Yaptığım bir haberden dolayı vatandaşların beni tebrik etmesi benim için dünyalara bedel. O haberin yorgunluğu biranda yok oluyor. Ulusal ve uluslar arası birçok başarılı habere imza attım. Birçok ulusal gazetenin manşetinden ya da birinci sayfasında haberlerim çıktı.
Sadece Türkiye’de ki ulusal televizyonlar değil uluslar arası haber kanallarında görüntülü haberlerim çıktı. Fakat hiçbir zaman ‘ Ne oldum’ demedim. Her zaman ‘Ne olacağım’ dedim. Beni tanıyanlar meslekteki ilk halimle şimdiki halim arasında çok fark olmadığını bilirler. Değişen tek şey biraz daha olgunlaşmam oldu. Ajans muhabirliği hızlı, tarafsız, doğru, olmasının yanında sürekli olmayı da gerektiriyor. Bugün güzel iş yaptım, yarın bir şey yapmayım diyemiyorsunuz. Eğer ki gecenin bir yarısında sıcak yatağından kalkıp haber peşinde koşabiliyorsan işte o zaman bu işi kapmışındır. Ben ilk evlilik yıl dönümümde eşimi bırakıp ‘Domuz avı’ haberine gittim. Bu konuyu Bugün Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İskender Korkut’a anlatınca köşesinde beni yazmıştı.
Birçok kişi böyle bir çılgınlık yapmaz. Ama ajans muhabirleri diğer gazetede ya da televizyon muhabirleri gibi değil. Sen her zaman diğer meslektaşlarından bir adım önde olmak zorundasın. Aksi halde gazeteler ve televizyonlar ajanslara ihtiyaç duymaz. Ajans muhabiri kendi meslektaşlarını hep atlatmak ve haber saklamak zorundadır. Eğer ki, rakiplerime haber atlatmazsam ve donelerim onlardan fazla olmazsa haberimi satamam. Bunu kimse bencillik olarak düşünmesin. Bu rekabet ortamıdır. Ajansların ortak çalışmasına ben karşıyım. Birlikte çalışmak mesleğin bitmesi demektir.
Adıyaman İHA bürosunda benimle birlikte çalışan ve yol arkadaşım diyebileceğim birçok arkadaşım oldu. Çeşitli dönemlerde değişik kişilerle çalıştım fakat ben sürekli kalıcı oldum. Sırasıyla Habip Demirci, Yılmaz Çoban, Mücahit Yolcu ve Kaan Bozdoğan ile çalıştım. Bu arkadaşların içersinde Habip Demirci sadece ulusal değil uluslar arası boyutta bir muhabir haline geldi. Mucahit Yolcu Şanlıurfa, Kaan Bozdoğan Adıyaman büroda çalışırken, Yılmaz Çoban bir dönem Cihan’ın muhabirliği yaptı.
Bizim musluğun suyunu içen her arkadaşımız mesleklerinde önemli başarılara imza attı.
Adıyaman İHA bürosu bir nevi okul niteliğine büründü.
Kaliteli muhabirlerin yetişmesi ve başarılı işlere imza atmaları beni sevindiriyor. Buda sıkı bir disiplinden kaynaklanıyor. Benimle birlikte çalışmak ve benim stresime dayanmak zordur. Bunu birlikte çalışan arkadaşlarım söylüyor. Ben ne biliyorsam arkadaşlarıma da aynısını öğretmeye gayret gösteriyorum. Bazı kişiler vardır; kimseye bir kelime ne öğretir, ne gösterir. Dünyada insanlara faydalı olmaktan ve bir şey öğretmekten daha güzel ne olabilir ki?
Bundan sonraki hedefleriniz nedir? İl dışına gitmeyi düşünüyor musunuz?
Arslantaş: Şuan bulunduğum konum itibariyle yerimden memnunum. Belki ileriki yıllarda İstanbul’da haber merkezinde çalışmak isterim. Irak ve Afganistan bölgelerinde çalışmam için ajans beni iki görevlendirdi fakat ailevi sebeplerden dolayı gidemedim.
Profesyonel manada gazetecilik ile ilgili kurs yada eğitim aldınız mı?
Arslantaş: 1999 yılı ve 2007 yılı olmak üzere kendi dallarında profesyonel kişiler tarafından verilen, kameramanlık, muhabirlik, fotoğrafçılık, spikerlik, montaj ve haberciliği içeren iki kursa katıldım. Kursu veren kişiler kendi dallarında Türkiye’nin en iyileri olan kişilerdi.
Başarınızın sırrı nedir yada başarınıza etkiler nelerdir?
Mesleğin zorlukları nelerdir?
Son olarak bize aileniz, hobileriniz, sevdiğiniz müzik ve meslekte örnek aldığınız kişinin kim olduğunu söyler misiniz?
Arslantaş: Evliyim ve üç yaşında bir kızım var. Televizyon izlemeyi çok severim. Kulağa hoş gelen tüm müzikleri dinlerim. Meslekte Mithat Bereket, İsmail Ballı örnek aldığım kişilerdir. Son olarak şunu söylemek istiyorum. Bana bu fırsatı vererek bu mutluluğu yaşattığınız için teşekkür ediyor; haberin olduğu her yerde bizimde olacağımızın bilinmesini istiyorum.













