|
Adaletsiz Yöneticiler
Vakti zamanda Balkanlar’daki kargaşa ortamından iyice sarsılan Hırvatlar, ya Osmanlılara ya da Sırplara iltihak etme yönünde görüş birliğine varırlar. Bu düşünceyle önce Sırp, daha sonra Osmanlı yetkililerine giderek bazı görüş alışverişinde bulunurlar. Hırvatlar Hıristiyanlığın Ortodoks mezhebine mensup olmalarından dolayı her iki ülkeden herhangi birisine katılmaları halinde, ola ki asimle olmaları yönünde bir baskıya maruz kalırlar düşüncesiyle endişe duyarlar. O nedenle her iki ülkenin yetkilileriyle görüşürken konu hakkındaki görüşlerini öğrenmek isterler. Yapılan müzakereler neticesinde Sırplar, Katolik mezhebine mensup olduklarını öne sürerek, böyle bir durumda onları da Katolikleştirecekleri yönünde çalışacaklarını ifade ederler. Osmanlılar ise, Sırpların aksine herkesin inançları doğrultusunda özgürce yaşayabileceklerine dair teminat verirler. Zira; Osmanlı Devleti sınırları içerisinde zaten değişik din, mezhep, ırk, renk, lehçe ve etnik grupları vardı. Buna rağmen asırlarca ayakta kalabilmişse bunun yegane nedeni kimseye baskı uygulamadıkları gibi, herkese ve her bölgeye eşit bir şekilde hizmet götürdüğü içindir. Bugün o ecdadın torunları olan bazı yöneticiler, halka hizmet etme noktasında ecdadına layık olmaları gerekirken, aksine Sırplar gibi davranmaktadırlar! Vatandaşların tümüne eşit mesafede durmadıklarına dair kitle iletişim araçlarında çarşaf çarşaf haberler yer almaktadır. Sakın böyle bir şey yoktur demeyin. Çünkü, “ Ateş olmayan bacadan duman tütmez ” Yapılan haberlerin içeriğinde özellikle yerleşim birimlerine yönelik hizmet götürülürken ayırım yapıldığı ve adalet ilkelerinin çiğnendiği söz konusu. Adaletsizlikten dolayıdır ki, hizmetten mahrum kalan yerleşim birimlerin birçok yerel temsilcisi bir araya gelerek, adaletten yoksun kalan makam işgalcilerini bir üst yetkililere şikayet etmektedirler. Bir toplumda adalet ilkeleri çiğnenirse, huzur yerine terör ve kargaşa ortamı oluşur ki, böyle bir durumda Allah muhafaza bir daha kapanmayacak yaralar açılabilir! Atalarımız, “ Adaletsiz bir memleket, güneşsiz bir dünyaya benzer ” cümlesini telaffuz ederlerken, herhalde havadan sudan dem vurmamışlardır!.. Şu halde bakın ya!!! Yetmiş milyon nüfuslu ülkemizin adliye kurumlarında otuz milyon dava dosyası bulunmaktadır. Söz konusu rakamlara bakar ve kafanızı iki avucunuzun arasına koyarsanız altmış milyon insanın birbirleriyle davalı olduğunu göreceksiniz. Görünen o ki, Türkiye’de yaşayanların hemen hemen hepsi birbirine hasım!.. Peki, adil ve iyi idareci, amir, memur vs. yok mudur ülkemizde? Ne münasebet, elbette vardır. Ama şu da bir gerçek ki, kurt ağacın köküne düşünce “ Kurunun yanında yaş ta yanar ” Böyle bir durumda ağaç çürümeye mecbur değil, mahkum olur!.. Selam, sevgi ve gönül dolusu muhabbetlerimle…
Bilal KARADAĞ |



