|
Üste Para Verseniz Ne Yazar?
Az gazete okuyan, pek kitaba ilgi göstermeyen bir milletiz. Bu nedenle sürekli “ okumayı ” teşvik ederiz ama ben bu konuda biraz farklı düşünüyorum.
İnsanlar midelerine zulmetmek istemiyorlarsa yiyeceklerine, içeceklerine dikkat etmek zorundalar.
Ne yediğini bileceksin, yediklerin sana yük olmayacak.
Yemeğin lezizini seçmek gerek.
Abur cuburla mide doldurmak, sağlıklı beslenmek değildir.
Bu nedenle seçici olmak en iyisi.
Okumak da tıpkı yemek gibidir.
Ne okuyacağını bileceksin, saçma sapan kitapları, değerlerine hakaret eden, okuyanı aşağılayan, yalan ve iftiralarla dolu gazeteyi okuma zorunluluğu yok; kötü yazı, kötü kitap, kötü gazete tıpkı zararlı yemek gibidir.
Birisi mideye, birisi dimağa zarar.
Birisinde başta mideniz olmak üzere birçok uzvunuz, birçok organınız zarar görebilir.
Kötü yazı, kötü kitap, kötü gazete de ruhunuza zarar verir.
Psikolojinizi bozar.
Bu nedenle ne yiyeceğinizi seçiyorsanız, ne okuyacağınızı da seçmeniz gerekir.
Türkiye’de yaygın basında onlarca gazete var; Kimisi ilkeli yayın yapar, kimi ilkesiz.
Kiminin gazetecilik kaygısı vardır, kiminin ticari beklentisi…
Kimi halkın haber alma hakkına saygı duyar, kimi kendi istediği haberleri sütunlarına yansıtır.
Kimi dayatmacıdır, kimi okuyucuya seçme hakkı sunar, değerlendirmeyi ona bırakır.
Kimininse sadece işi gücü yalandır, iftiradır, bir yerlere tehdit ve şantajla haksız kazanç elde etme peşindedir.
Ama hepsi gazetedir, hepsi gazetecidir.
Çapulcusu da gazeteci, onur ve şerefiyle işini yapanı da…
Tıpkı diğer mesleklerde olduğu gibi; iyisi de var, kötüsü de, rezili de…
Ne acı ki ülkemizin basın dünyasında köklü bir geçmişi olan Hürriyet Gazetesinin, son yıllarda hiç de “ iyi gazetecilik ” yaptığını söylemek mümkün olmuyor.
Bunu bir gün için bile söylemek zor.
Parasıyla gazete alan okurlarının inancına hakaret eden, onları aşağılayan, değerleriyle dalga geçen, doğruyu yalan diye yansıtan, sürekli ticari ilişkilerine göre yayın formatı belirleyen ucube bir gazete haline büründü.
Son günlerde ise deyim yerindeyse işi çığırından çıkardı, meslek adına utanır hale geldik.
“ Benim kutsal bildiğim değerlerime saldırana ben neden destek olayım ” diyenler gazeteyi almaz oldular.
Birer birer okuyucu kaybetmeye başlayan Hürriyet, şimdi başka çıkış yolu aramış.
Bazı yerlerde bedava gazete dağıtıyormuş…
Sevsinler…
Bana küfreden bir gazete üstte para verse ne yazar?
Her gazeteyi okumak zorunda değilim; alırım Zaman’ı, Yeni Şafak’ı, Taraf’ı, Sabah’ı, Star’ı, Dünya’yı, Tercüman’ı.. bir tane değil ki, seçeneğim çok..
Doğan Grubunun gazetesi olmasın, televizyonu açılmasın yeter…
Hepsi iyi olduğu için değil, en azından bu kadar aleni, bu kadar insanların gözünün içine baka baka onları aşağılamıyor, yalan ve iftiralarla dolu uyduruk haberleri doldurup, kâğıt parçasını “ gazete ” diye satmıyorlar.
Aydın Doğan, Hilton’da zarar edince, CNN Türk’te RTÜK’e toslayınca ne yapacağını şaşırdı efelenmeye, sağa sola sataşmaya başladı.
Önceleri sadece kalemşorları bu işi yapıyordu.
Kendisi piyasaya çıkmaz, kasasına haksız edindiği paraları yığardı.
Şimdi kalemşorları kâfi gelmemiş olacak ki sahneye kendisi çıktı, ardından dönme kalemşorları devreye girdi.
Doğrusu işini iyi yapıyorlar…
Ahmet Hakan gibi “ Gelenin keyfi için kalkıp geçmişine söven ” yazarlar türemiş…
Zorla edindikleri köşeyi kaptırmamak için patronuna canını siper edercesine hak bildiği her şeye saldırmaya başlamış…
Demek ki Kanal 7’de ki ateşli anlatımları da patrona yaranmak içinmiş…
Ertuğrul Özkök kâfi gelmeyince Ahmet Hakan’la işi götürmeye çalışıyorlar o da yetmiyor.
Ne yapacaklar, bu defa “ beleş ” gazete dağıtacaklar.
Yahu siz beleş değil, üste para verseniz ne olur?
O kadar imkânsızlığa rağmen, o kadar sıkıntıya, o kadar kıymet bilinmemesine rağmen bizim yerel gazeteler Hürriyet’ten çok daha kaliteli çıkıyor nasılsa…
|



