|
Konseyinizi Sevsinler…
Oktay Ekşi’nin başkanı olduğu Basın Konseyi ya da diğer adıyla Aydın Doğan’ın sözcülüğünü üstlenen Basın Konseyi, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a tehditler savurmuş…
Sadece bununla kalmamış, basın özgürlüğünden söz etmiş, gazetecilikten dem vurmuş.
Benzer açıklamalı tehdidi Türkiye Gazeteciler Cemiyeti de yapmış…
“ Bütün bunlar geçek mi? ” diye kendi kendimi ara sıra yokluyorum, “ oruçtan olmasın ” diyorum. Yılların meslek duayenleri çamur atan, iftira eden, tehdit ve şantajda bulunan, haksız kazanç elde eden, bütün ticari ilişkileri kirli olan bir medya patronunu savunmak için basın açıklaması yapıyordu.
Şaka mıydı sahi?
Basın konseyi, sicili kabarık, güven vermeyen, meslek ahlakı gözetmeyen, gazeteciliği sırf ticari ilişkilerinde tehdit unsuru olarak kullanmaktan çekinmeyen, bunu milyarlarca haksız kazanca dönüştürenlere destek olmaya mı başlamıştı?
Belki de Basın Konseyinin gözüne, Aydın Doğan’ın sicili çok da kabarık gözükmemiştir, kim bilir…
Yoksa patron olmak bütün günahları örtüyor muydu?
Açıklamayı görünce inanın mesleğim adına utandım.
Basın Konseyi Başkanı Oktay Ekşi, Başbakan’
Hayret!
Hayret ki ne hayret…
Hazretleri acaba Doğan Grubunda çıkan gazete müsveddelerinin Basın Meslek İlkesinin kaç maddesini bu olayda, kaç maddesini her gün ihlal ettiğini hesaplama gereği de duymuş mu?
Mesela sadece bu olayda, Basın Meslek İlkelerinin 4’üncü maddesindeki “ Kişileri ve kuruluşları, eleştiri sınırlarının ötesinde küçük düşüren, aşağılayan ve iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilemez. ” ilkesini ihlal edip etmediğini incelemiş mi?
Aynı incelemeyi sadece bu olayla ilgili yapacağı gibi, neredeyse her gün, birçok olayda ihlal edilip edilmediğini de araştırmış mı?
İhlal edilmiş ise Basın Konseyince, aynı zamanda Oktay Ekşi’nin patronu Aydın Doğan hakkında yapılan tek bir işlem var mı?
Yine basın konseyi ve Gazeteciler Cemiyeti, Basın Meslek İlkelerinin 6’ıncı maddesindeki “ Soruşturulması gazetecilik olanakları içinde bulunan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğuna emin olunmaksızın yayınlanamaz. ” ilkesini neden hatırlatmaz?
Doğan grubu gazetelerinde bu madde günde kaç kez ihlal ediliyor diye hiç mi şikâyet gitmemiş, hiç mi işlem yapılmamış?
Ya 9’uncu maddedeki “ Suçlu olduğu yargı kararıyla belirlenmedikçe hiç kimse ‘suçlu’ ilan edilemez. ” ilkesinin nasıl göz ardı edildiğini görmez?
Geçelim bunları…
Doğan Grubunun müsvedde gazetelerinin Basın Meslek ilkelerinin 3’üncü maddesindeki “Kamusal bir görev olan gazetecilik, ahlaka aykırı özel amaç ve çıkarlara alet edilemez. ” ilkesinin ihlal edilmediği bir gün var mı diye sayın Ekşi bakma gereği duymuş mu?
Peki 2’inci maddede yer alan “ Düşünce, vicdan ve ifade özgürlüğünü sınırlayıcı; genel ahlak anlayışını, din duygularını, aile Kurumunun temel dayanaklarını sarsıcı ya da incitici yayın yapılamaz. ” denmesine rağmen çarşaf çarşaf halkın inançlarına saldırıldığını görmüyor mu?
Göremez…
Çünkü Oktay Ekşi, Hürriyet Gazetesi’nden maaş alıyor.
Yani Aydın Doğan’ın emrinde…
Patron emretmiş, Oktay Ekşi de yıllardır verdiği emeği bir kenara iterek, kariyerine gölge düşürme pahasına “ Peki efendim ” deyip, gazetecilikle alakası olmayan bir metin hazırlamış.
Ama ben sayın Ekşi’nin o metni içine sindirerek yayınladığını sanmıyorum.
İş kaygısı olsa gerek…
Oysa iş kaygısı, mesleğin önüne geçmemeliydi.
Çünkü dilediği gazetede üst düzey görev alacak bilgi ve kapasiteye sahip, mesleğin duayenlerinden birisi.
Aydın Doğan gibi gazeteciliğin “ g ”sinden anlamayan birisi değil ki…
Sayın Ekşi, yarım yüzyıla yakın onurlu mesleğini, Aydın Doğan gibi şantajcı bir patronun çıkar ilişkisine kurban etmemesi gerekti.
Yılların duayeninden beklenen Aydın Doğan’ın karşısına geçip; “ Bütün kirli ilişkilerini, kirli kazançlarını temizle öyle gel seni savunalım ” diyebilmeli, gerekirse istifayı basmalıydı.
Bu arada, Hürriyet Gazetesi’ni nasıl usulsüz aldığını, birçok ihalede haksız kazanç elde ettiğini, Petrol Ofisini, Dışbank’ı, Atv ve Sabah’ı nasıl aldığını/sattığını sormana gerek yok. Alimallah haksız edindiği servetin İRİ’liğini duyunca kalp spazmı geçirebilirsin.
Oktay Ekşi’ye yakışan başı dik bir şekilde “mesleğin onur ve şerefini hatırlatmalıydı…
Ama olmadı…
İRİ gazetede başyazar olmadan daha önemli olan İYİ gazetede yazar olmaktır.
Hürriyet’in sadece İRİ’liği var, ötesi boş.
Ne yapalım, demek ki şu “ Başyazar ” unvanı almak zor.
Oysa halkın gönlünde “ Başmuharrir ” kalmak gibisi yoktu, fırsatı kaçırdın Sayın Ekşi ama bence yazık ettin…
|



