|
UZANmayın Aydın Doğan’a!
Ortalık toz duman, çevre dağınık, her tarafta buram buram tehlike kokuyor. Fonda çalan müzik de buna destekler türden.. tam korku filmlerinin değişmez müziklerinden.
Bir yerde Ergenekon ve PKK artıkları,
Üst tarafında ulusalcılar,
Diğer yanda laik yobazlar,
Bir yanda Şemdinli çöplüğü,
Köşede son irtica filminden kalan parçalar…
Ve “ben avukatım” diye bağıran Baykal…
Gözler sahnede, kulaklar aniden çıkacak korkunç seste…
İşte o sırada eski bir kitaplık gelir ekrana…
Kitaplıkta tozlanmış kalın ciltli kitaplar var, yıllardır el atılmadığı her halinden belli.
Gümmm!
Diye bir ses çıkar önce ve ardından bir el Uzan’arak tozlu rafta, tozlu kitaplardan birisini alır, silkeler ve her taraf toz duman içinde kalır.
O meçhul el kalın ve tozlu kitabın kalın ve tozlu kapağını açmak için sağ eliyle bir hamle yapmaya hazırlanıyordu ki…
Gümmm.. Gümm.. Güm.. Güm de Güm Güm..
Meğerse çalan sahur davuluymuş, eşim uyandırdı sahurluk hazırmış…
Korku filminin heyecanıyla güzel bir kahvaltı yaptımsa da, filmin sonunu merak ettiğimden pek tadını alamadım desem yeridir.
***
Sabah uyandığımda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın çelik zırhını giydiğini, ateşin tam ortasına ilerleyerek orada bulunan pis defterlerden birini daha eline aldığını gördüm, ürperdim, aklıma korku filmim geldi.
Belki de korku filmindeki el başbakanın eliydi, o tozlu defterlerde sıranın kendilerine gelmesini bekleyen “ malum medya ” adlı defterlerdi.
İşte o defterlerden birisi de Aydın Doğan’a aitmiş…
Başbakan şimdi tutturmuş “ Aydın Doğan’ın defterlerini açacağım ” diyor…
Olacak şey değil.
Ortalık toz duman olacak, korku her bir yanı salacak.
Defter açmak kolay mı sanıyorsun?
Her defter açılır mı?
İçinden nur akacak defterler olduğu gibi oluk oluk kir akacak, ortalığa pislik saçacak defterler de var.
Bana kalsa Aydın Doğan ve onun gibilerin asla defterlerini de kitaplarını da açmam. İlelebet kapalı kalsın, defter dürmeyi mahşere bırakırdım.
Yanlış anlamayın, korkum, bazı insanların defterleri açıldığında ortalığa ne tür pislikler saçılacağını kestirmememden kaynaklanıyor. Yoksa defter açmak da zor değil, defter dürmek de, haddini bildirmek de, ağzının payını vermek de…
İyisi mi o defter kapalı kalsın…
Uzan’dığın her şey yerinde dursun.
Ergenekon’u da bir yana bırak.
Bırak kim ne halt ediyorsa etsin.
Her pis işte “ iyi çocuklar ”ın olma olasılığının yüksek olduğunu öğrendiğimize göre bırak iyi çocuklar kötü çocuklarla uğraşsın. “ Nitekim ” uğraşan uğraşıyor.
Hem ülkeyi sen mi kurtaracan?!
Biliyorsun ki, Şemdinli’yi “ birlikte ” kapattık…
Ergenekon’un “ birlikte ” suyunu çıkaracağız…
Gerekirse terör örgütlerine “ birlikte ” avukat olacağız; maksat savunma hakkı…
“ Deniz Feneri ”ni kimin yaktığını “ birlikte ” unutacağız…
Ahmet Hakan’ın Kanal 7’deki “ateşli” günlerini unutup, Aydın Doğan’a “ kalkan ” olduğu günleri “ birlikte ” anacağız, nostalji yaşarız hiç değilse.
Terör örgütü kurmakla suçlanan ve haklarında korkunç iddiaların olduğu sanıkları “ birlikte ” ziyaret ederek “ gözdağı ” vereceğiz.
Aman bırak her şey yerli yerince kalsın.
Alışmış kudurmuştan beterse eğer, kuduranlara karışmamak gerektiğinin de bilincinde olman gerekir.
Eğer para yemek, rüşvet teklif etmek, imarda değişiklik istemek, devletin ve milletin malına konmak, CNN Türk için “ usulsüz ” işlem önermek oruç bozmuyorsa rahat bırakın Aydın Doğan’ı, UZAN’mayın ona ne olacak. Gerekirse Zekeriya Beyaz’ın çıkınından fetva alın…
***
Her şey bir yana Deniz Feneri olayının gerçek olup olmadığını, Zahid Akman’ın adının kötü bir işe karışıp karışmadığını, Başbakanın bu olayda bir dahilinin olup olmadığını bilemem ama bildiğim şeyler var…
Mesela Aydın Doğan’ın kim olduğunu çok iyi biliyorum.
Burnumuzun dibine kadar soktuğu ve adına “ gazete ” dediği kâğıt parçasının ne olduğunu da çok iyi biliyorum.
Yalan haberciliği gazetecilik sanan…
Çamur atıp iz bırakmayı dürüstlük belleyen…
İşine gelmediğinde çalışanlarını kapı önüne koyan…
Şortla bir ülkenin başbakanını karşılayacak kadar kibar(!) bir patron…
Önüne kâğıt ve kalem koysan küçücük bir haberi hazırlamayı bile beceremez…
Ama nerede imarda değişiklik yapıp milyar dolarları cebe indireceğini çok ama çok iyi bilir.
Başbakan da ayıp ediyor yani. Adam her zamanki gibi elini UZAT’mış, Hiltoncuğunun çevresini avuçlamaya çalışıyor. Şimdi tahta kaşıkla eline vurmanın ne âlemi var?
Yani bilmiyorum ki adamcağız ne yapsın, yıllardır öyle alıştırmışlar, öyle şımarık büyütmüşler ki.
Alışmış dedik ya…
|



