|
Key Ödemeleri Başka Bahara Mı?
Bilindiği üzere konut edindirme yardımı (KEY) hikâyesi 1987 yılına dayanmaktadır. Anavatan Partisi Hükümeti tarafından o gün yapılan yasal çalışmalar neticesinde tüm kamu çalışanların maaşlarından mutat olarak her ay belli bir miktar KEY kesintisi yapıldı ve bu kesinti 1995 yılına kadar devam etti. Söz konusu kesinti, herkesi konut sahibi yapmak amacıyla yapılmıştı. Güya bu parayla konutlar inşa edilecekti. Bu vesileyle Türkiye’de evi-barkı olmayan hiçbir kamu personeli kalmayacaktı. Ama “ Nerede o yoğurdun bolluğu. ” Hâsılı kelam KEY kesintilerine 1995 yılında son nokta konuldu ve o tarihten sonra kamu çalışanlarından bir daha kesinti yapılmadı ama KEY hikâyesi o tarihten sonra da tabiri caiz ise adeta “ Yılan hikâyesine döndü! ” Kamu personeline ne konut verildi ne de kesintileri geri iade edildi. Muammaya dönen KEY belirsizliği günümüze kadar sirayet etti. Ama sonunda mağdur olan kamu çalışanlarına beklenen müjde verildi. 8 yıl bilfiil yapılan kesintilerin tümü yasal faizleriyle birlikte hak sahiplerine ödenmesi için bundan kısa bir süre önce gerekli adımlar atıldı. Neticede hak sahiplerine paralarının geri ödenmesi için ziraat bankası şubelerine gerekli talimatlar verildi. Ancak, ne yazık ki birçok kişinin umutla, hevesle gittiği banka şubelerinde veznedarların, “ Hesabınızda para yok ” demesiyle hayal kırıklığına uğradı. KEY ödemelerin hesabı kitabı nasıl yapıldıysa, kimisine takır takır ödenirken, kimisine beş kuruş bile verilmedi ve kimisine de çok düşük bir meblağ verilerek adeta avutuldu. Ardından hiç almayanların ve düşük alanların SGK müdürlüklerine itirazda bulundukları takdirde hak ettiklerini alabilecekleri söylenildi. Dolayısıyla bu vesileyle birçok kişi itirazda bulundu. Diyeceğim o ki, şu sıralar gittiğimiz her ortamda itiraz dilekçesini veren mağdurların haykırışlarıyla karşı karşıyayız. İfadelerine göre birçok kişiye KEY ödemeleri yapıldığı halde kendilerinin unutulduğunu söylemektedirler. İşin ilginç tarafı ise, bu vatandaşların haklarının ne zaman verileceği bile meçhul. Çarşı-Pazar da karşılaştığımız her mağdur vatandaş, bu paraların kendilerine ne zaman verileceği yönünde ilgili kurum tarafından bir şekilde bilgilendirilmediklerine dair dert yanmaktadırlar. Bu yöndeki söylentileri duydukça yoksa KEY ödemeleri “ Bir başka bahara mı kaldı? ” diye kendi kendime sormuyor değilim! Bana göre bu noktada bir haksızlık söz konusu. Ya hiçbirine verilmemeli, ya da verildiyse hepsine verilmeliydi. Velev ki bazı yanlışlıklar neticesinde bu tür aksaklıklar meydana gelmiş olsa bile, sorunun kısa zamanda çözüme kavuşturulması gerekirdi. Hem madem yetkililer bu işe el attıysa, mağdur kişilerin daha çok mağdur edilmemeleri için yoğun çaba harcamaları gerekirdi. Bu anlamda eşitlik ilkesine riayet edilerek muhatap oldukları kitleye adaletle davranmaları gerekirdi. Adaletin olmadığı bir ülkede her türlü olumsuzluklar meydana gelir ki, bu da toplum olarak hepimizi üzer. Sanırım atalarımız durduk yere “ Adaletsiz bir memleket güneşsiz bir dünyaya benzer ” cümlesini kurmamışlardır. Özellikle yönetici sıfatını taşıyanlar, adalet ilkesine harfiyen uymalı ve adaletle hükmetmeliler. Aksi halde yapılan eylemler adalet ölçüsüyle bağdaşmıyorsa neticede o toplumda kargaşa ortamının oluşması elzem olur! Kısacası sorumluluk taşıyanlar en ufak bir eyleme bile girişeceklerinde “ Bin düşünüp bir karar vermeli ”dirler. Yönetici konumunda bulunanlar, adaletiyle dünyaya nam salmış olan Hz. Ömer’in “ Kenar-ı Dicle’de bir kurt bir koyunu aşırsa bile, gelir adli Ömer’den sorulur ” cümlesini kulaklarına küpe yapmalılar… Selam, saygı ve muhabbetlerimle…
Bilal KARADAĞ |



