|
Metropol Delileri…
İstanbul- Büyükşehirlerin koşuşturmasından yorulanların dinlenmek için sığındığı tek yer evden önce toplu taşıma araçlarıdır. Nasılsa milyonların yaşadığı kentte selam verecek bir eşi veya dostu olmayacağından işe gidip gelirken kullandığı aracı dinlenme mekânı seçmesinden daha doğal bir şey olamaz. Milyonlarca insanın yaşadığı metropol kentlerinde insanların “ kalabalıklar arasında yalnızları ” oynaması insani ilişkileri ve sosyal duyarlılığı da çökertmiştir. İşte böylesi bir zamanda insanların yüzünde tebessüm oluşturacak kişilere de ihtiyaç var. Bunlardan birisi komedyenlerse eğer, diğeri hayatın içindeki delilerdir. Delilerin eşi-dostu olmaz. Onlar konuşmak, gülmek, eğlenmek için tanıdık beklemez. Hal böyle olunca delilerin bulunduğu ortam, aynı zamanda sıcak bir ortamdır da… Tabii bu her deli için geçerli değil. Delilerin birçok türü var; somurtkanı, düşüneni/düşündüreni, küfredeni, sağa sola saldıranı ve güldüreni… Bir de “ Her deli üstünü başını yırtmaz, bazıları da yazı yazar ” sloganıyla yazar olanı var ama Cenk Gülen konumuz dışı olduğundan onu saymıyorum. *** Ankara’da Metrodayım… Kızılay’dan Demetevler’e gideceğim. Metropolde yaşamak zorunda olanların “ dakik ” olma gibi bir zorunlulukları da var. Metroyu kaçırmayacaksın, kapı kapanmadan içeriye girecek, kapanmadan dışarıya çıkacak, durağa yakın kapıya yanaşacak, nerede ineceğini unutmayacak, nereye ne araçla gideceğini bileceksin ve bütün bunları zamanında, kaçırmadan yapacaksın. Bu nedenle koşuşturmadan yorgun düşenler ulaşım araçlarına bindiklerinde de adeta yüzleri sirke satar. Kimi koltuğa oturduğu anda uyuklamaya başlar; Kurulu saat gibi de durağına yakın uyanıverir. Kimi “ kadın ”, “ yaşlı ” ve “ özürlü ” ya da “ gazi ” vatandaşlara yer vermemek için uyuma numarasına yatar. Kimi elindeki kitap veya gazeteyi okur. Kimi kalabalıktan yer bulamadığı için ayakta durmak zorundadır ve sürekli gözü bir sonraki durakta ineceklerin yerine oturmadadır. Kimse kimseye bakmaz. Hiç kimse bir diğeriyle göz göze gelmez. Tanıdık bir simayı hiç kimse aramaz, nasılsa bulması çok olağan değildir. İkili diyaloglar pek görülmez. Nadiren birlikte binen eş, dost, arkadaş ve aileler dışında… Ulaşım aracından inen birisine “ yanındaki kadın mıydı, erkek miydi? ” veya “ üzerinde ne renk elbise vardı, gözlüklü müydü, saçı nasıldı? ” gibi soruları yöneltseniz ve bunun ÖSS sorusu olduğunu söyleseniz çoğunluğu barajı geçemez. İşte bütün bu nedenlerle ulaşım araçları hayli sakindir. Kalabalığa rağmen uğultu yoktur. Politik görüşlerini ulu orta sergileyen, ailevi meseleleri anlatan, hükümet kurup, hükümet yıkan, amirine kızan, iş arkadaşından yakınanları görmeniz mümkün değil. Ulaşım aracına binen metropol insanı öncelikle oturacağı koltuğa odaklanır. Bulursa derhal oturur, değilse tutamağı tutarak kimseyle göz göze gelmeden sabit bir yere bakmayı yeğler. İşte böylesi ortamları dağıtan delilerdir. *** Metroya 20-21 yaşlarında, orta boylu, hafif tıknaz, başı sıfır tıraş edilmiş bir genç girdi. Üzerinde Galatasaray forması, altında kot, ayağında eski bir terlik ve elinde içinde ne olduğu çok da anlaşılmayan bir poşet vardı… Metroya sessiz ve olabildiğince sakin binenlere karşılık yeni yolcu “ Selamünaleyküm ” diyerek ve bunu yüksek sesle söyleyerek girdi. Derhal kompartımanın sonuna doğru hızlı adımlarla geçti ve ilk yolcuya “ Abla 100 bin lira var mı, çay içeceğim de ” diyerek 10 kuruş istedi. Yolcu bayandı ve deliden uzaklaşmak, cevap vermemek için direndi ve bunu da sessizce gülümseyerek yaptı. Deli bu defa bir diğerine “ Abi 100 bin lira var mı, çay içeceğim de ” diye dileğini tekrarladı. Bu kompartımandaki bütün yolculara (nedense ben hariç, halen de merak ederim benden neden istemedi diye) tekrarlandı. Birkaç kişi 50 kuruş ile 1 lira verdi. Delinin “ çay içeceği ” para isteği bitince bu defa yine 10 kuruş olmak üzere “ ekmek alacağım da ” demeye başladı. Hiç kimse “ 10 kuruşa çay olur mu, ekmek olur mu ” demedi. Kimi “ yoktur ” dedi, kimi “ bozuk yok ” dedi, kimi verdi, kimi sadece güldü geçti. Ama delinin kompartımana girmesinden çıkmasına kadar olan süre boyunca asık suratlı metropol insanlarının yüzüne tebessüm geldi. Hatta deliyle ilgili konuşmalar bile yapılmaya başlandı. Bu diyalog delinin 10 kuruş kapma girişimi boyunca devam etti. Hatta deli metrodan inip, diğer yöne giden metroya bindikten sonra da sürdü. Her gün defalarca ulaşım araçlarına binen binlerce akıllı insanın yapamadığını bir deli bir süreliğine yapmış, insanları güldürmüş, yüzlerde tebessüm oluşturmuş ve ikili diyaloglara girilmesine sebep olmuştu. Bir de derler deliler ne işe yarar diye… |



