|
Halk Gibi Olamaz Mıyız?
Ramazan ayının ilk günü olması hasebiyle, Belediye Basın ve Halkla İlişkiler Müdürü güzel insan Ahmet Pancar’ın “ başkanı adına yaptığı davet ” üzerine dünkü iftara katılmak için Demokrasi Parkı’ndaki Sosyal Hizmet Çadırına giderken yolda rastladığım Güne Bakış Gazetesi Sahibi Mustafa Yücekaya’yla ısrarım üzerine birlikte yemek kuyruğuna girdik.
Yaklaşık 20 dakika bekledikten sonra sıramız geldiğinde plastik tabldot tabaklarına yemeklerimizi koyarak masaya servisimizi yaptık.
Yanımızdaki masada ise İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Ahmet Kırılmaz, Müftü M.Emin Avcı, Valilik Basın ve Halkla İlişkiler Müdürü Mehmet Çelik, Sağlık Müdürü M.Emin Taş, Sanayi ve Ticaret Müdürü M.Sait Uluçay ile Belediye Meclis Üyesi Cuma Kaya’nın önceden yer aldıklarını, konuk olduklarından olacak yemek servislerinin krom tabldot tabaklarla belediye görevlilerince yapıldığını gözledik.
Akıllı adam kendi aklını, daha akıllı adam başkalarının aklını kullanır derler ya, bu kez “ daha akıllı ” olduğundan, iftara 5 dakika kala gelen Belediye Başkanı Necip Büyükaslan’ın yemek sırasına girdiği, ancak elinde tabak olmaksızın kuyruktan çıkarak, önceden servis yapılıp ayrılan yerine oturduğu gözlendi. Lakin kendisi kuyruktayken objektifler bu görüntüyü kaçırmadı.
Bir açıklama gelmemekle birlikte çadırda asılı SANKO afişinden davetin gerçek sahibinin SANKO olabileceği akla geliyordu.
Aynı çadırda 3 yıl önceki iftarla ilgili benzer gözlemim sonrasında bu köşede yayınlanan 7 Ekim 2005 tarihli ‘ Halk Gibi Yaşamak ’ başlıklı yazımın yansımalarını ele aldığım 8 Ekim 2005 tarihli ‘ Toplumsal Konsensüs ’ başlıklı yazımda naklettiğim ‘darb-ı mesel’i aşağıda birlikte okuyalım.
“ Hazret-i Muhammed(SA), dostlarıyla beraber gittiği bir yolculukta bindiği hayvandan iner inmez, yüklerini yere koyuyorlar. Yemek için de koyun kesmeye karar veriyorlar. Yoldaşlarından biri “ Koyunu ben keserim ” Diğeri “ Derisini ben yüzerim ” Üçüncüsü “ Etini ben pişiririm ” derken Peygamber Efendimiz de “ Odunları da çölden ben toplarım ” diye buyuruyor. Bunun üzerine yol arkadaşları hep birlikte “ Ey Allah’ın elçisi, siz zahmet etmeyin, bir köşede oturun yeter, biz bu işlerin hepsini seve seve yaparız ” diyorlar. Bunun üzerine Peygamberimiz Hazret-i Muhammed: “ Evet, bu işlerin hepsini yapabileceğinizi biliyorum. Fakat Allah, her hangi bir kulunun kendi dostları ve arkadaşlarından özel imtiyazlarla ayrılarak, seçkin bir vaziyette görünmesini sevmez ” diye buyuruyor. Sonradan da çöle doğru giderek çalı-çırpı toplayıp getiriyor. ” Darb-ı mesel böyle bitiyor ama “ halkın içinde halk gibi yaşamak ” tan sözetmişken mütevazı yaşamlarıyla kalplerde yer edinen Denizli Valisi Recep Yazıcıoğlu ve Diyarbakır İl Emniyet Müdürü Gaffar Okkan’ı rahmet, 3 yıl önce Ankara Hasan Ali Yücel Anadolu Öğretmen Lisesi’nde öğrencilerle iftar açmak için habersizce gelerek sıraya girip kendi eliyle kendi servisini yapan Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’i ise şükranla anıyor, Başkan Büyükaslan’a da daveti için teşekkür ediyor, bu duygularla Ramazan ayının hayırlara vesile olmasını diliyorum.
Mustafa IŞILDAK
m.isildak02@gmail.com 0532–422 95 28
3 Eylül 2008 Adıyaman’da Bugün Gazetesi
|



