|
Mübarek Ay Ve Önemi….
Daha dün gibiydi mübarek ramazan ayını bitirmiş, onun verdiği manevi yorgunlukla Ramazan Bayramına hoş geldin demiştik. Zaman öylesine hızlı geçiyor ki bugün yeni bir mübarek ayda yine orucuz. Bu mübarek ayın Önemini aşağı yukarı hepimiz biliriz. Ama önemini çok daha iyi idrak edebilmek için Mübarekliliğini daha iyi hissetmek için mübareklerin yaşadığı gibi yaşamak ve onlar gibi bu Ayın kıymetini bilmek çok daha hayırlı olsa gerek. Bu bağlamda geçtiğimiz günlerde elime geçen ve dikkatle okuduğum bir çalışmayı paylaşmak istedim sizlerle. Muhammed Raşid Erol Hazretleri: Bütün Allah dostları gibi Muhammed Raşid Hazretleri de hayatının bütününde Server-i Kâinat’ı rehber edinerek ona göre bir hayat yaşardı. On bir ayın sultanı olan Ramazan-ı şerife Receb-i şeriften hazırlanırlardı. Evlerinde olsun, camide olsun sürekli hûşu içinde dua ve zikir yaparak sevenlerine bu şekilde örnek oluyordu. Ramazan ayına daha çok ehemmiyet verirlerdi, devamlı aile fertlerine bu ayı ibadetle geçirmeyi, Kur’an-ı Kerim okumayı tavsiye ederlerdi. Süleyman Hilmi Tunahan Hazretleri: Üç ayların fazilet ve bereketini ve bu üç aylarda birbirini takip eden mübarek gecelerin kudsiyetini ve Müslümanların bu günlerde manevi kazanç sağlamaları bakımından önemini halka anlatmak için İstanbul’un selatin camilerinin kürsülerinden yaptığı vaaz ü nasihatlerle yetinmeyen Süleyman Hilmi Tunahan Hazretleri, talebelerini seferber ederek, yol paralarını da kendi cebinden vererek İstanbul’un dışına, kaza ve köylerine göndermek suretiyle akıl almaz zorluklarla elde edilen vaaz müsaadeleriyle vaaz ettirirmiş. Abdülhakim Arvasi Hazretleri: Seyyid Abdülhakim Arvasi Hazretleri, 11 ayın sultanına Receb-i şeriften hazırlanırlardı. Her ne kadar hilali gözleseler de mübarek ayın girdiğini kokusundan anlarlardı. Ramazan ayını büyük bir fırsat bilir, direkler arasında vakit geçirenlere çok şaşarlardı. Hatta ona göre insanlar bir ay boyunca kalabalık yerlerden kaçmalı, fikrini zikrini bozmamalı, evlerinde oturup hûşu içinde dua ve zikir yapmalıydı. Bediüzzaman Hazretleri: Bediüzzaman Hazretleri’nin talebelerinden Mehmet Fırıncı ağabey, Üstad Hazretleri’nin her dakikası bire bin verebilen bir ayda ibadetsiz bir zaman boşluğu bırakmak istemediğini belirterek şu ifadeleri kullanıyor: “ O’nun için iftardan sonra zaten akşamla yatsı arası kendisinin her zaman normal olarak evrad vaktidir ve sahura kadar sürer. İmsak vakti girer girmez hemen sabah namazını kılar, kendisine has tesbihatını yaptıktan sonra kuşluğa kadar istirahata çekilirdi. Ondan sonra kalkar, gene Nur dersleri ve evrad u ezkâr ile meşgul olurdu. Üstad Hazretleri geceleri çok parlak ışıkta evrad ve ezkâra devam ederdi. Loş’luktan hoşlanmadığını görürdüm. ” Yine Üstad Hazretleri’nin talebelerinden rahmetli Bayram Yüksel de Necmeddin Şahiner’in ‘ Son Şahitler ’ isimli kitabında Üstad’ın Ramazan’ı ile ilgili şu bilgileri veriyor: “ Üstadımız, Ramazan’ın on beşinden sonra kendisi yatmazdı, bizi de yatırmazdı. Hattâ çoğu gece kontrol ederdi. Eğer uyurken yakalarsa, bize su döker, uyandırırdı. Bizleri uyumamaya alıştırırdı.” Yüce rabbimizin araştırma kabiliyeti verdiği biz kulların görevi de bütün bu güzellikleri yaşayabilmek için gayret etmesidir. Kısmet olursa Ramazan ayı boyunca mübarek ayın Önemine binaen Yazılarla beraber olacağız. Bu bağlamda mübarek ramazan ayının bütün İslam dünyasına hayırlı olmasını diliyor, huzur, barış, birlik ve beraberliğimize vesile olmasını Temenni ediyorum.
|



