|
Affetmek/Affedilmek…
Eski Başbakanlardan ve yine eski Milli Selamet-Refah-Fazilet gibi birçok partinin genel başkanlığını yapan Prof.Dr. Necmettin Erbakan, kayıp trilyon davasında aldığı “ev hapsi” cezası Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından “yaşı” gerekçe gösterilerek affedildi.
Bugüne kadar cumhurbaşkanlarının affettiği mahkûmiyetlerde sesi soluğu çıkmayanlar birden bire celallendi.
Neymiş, aynı davadan cumhurbaşkanı Abdullah Gül de yargılanmış.
Efendim, “ ev hapsi ” neymiş ki affedilmişmiş…
Bu siyasi bir afmış.
Vefa borcu ödemekmiş.
Bütün bunların belki hepsi doğru, belki hepsi yanlış.
Esas olan bugüne kadar cumhurbaşkanlarının affettiklerinin kimlik ve kişiliğine bakmayanların, bir ülkeye iyi ya da kötü hizmet etmiş bir başbakanının affedilmesinde celallenmeleri/hazmedememeleridir. (Soda içsinler canım)
Yoksa elbette cumhurbaşkanı birilerini yasal hakkı olarak affeder, birileri de bunu eleştiri veya tebrik eder.
Demokratik ülkelerde bu böyle olur.
Bizdeyse farklı.
Darbeci cumhurbaşkanı Kenan Evren görev süresi boyunca 27 mahkûmu affetmişti. Bunların çoğunluğu da yaşı ve sürekli hastalığı nedeniyleydi.
Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel de görev süresi boyunca yüz mahkûmu affetmişti.
Yine Demirel’in affettikleri de sürekli hastalığı olanlar ve “kocamış” denen yaşlı mahkûmlardı.
Rahmetli Turgut Özal da ölümüne kadar görev yaptığı 4 yıllık süre içerisinde 21 sürekli hastalığı olan ve yaşlı mahkûmu affetmişti.
***
Ama bunlardan birisi var ki affettiklerinin sayısı ve affedilenlerin kişilik ve kimliği yönünden tartışmalı olmasına rağmen, bugün ses çıkaranların o gün ses çıkarmamış olmasıdır.
Öyle ki görev yaptığı süre boyunca bütün cumhurbaşkanlarının affettiği sürekli hastalık ve yaşlılığı gerekçe gösterilen toplam mahkûm sayısının birkaç katı.
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’den bahsediyorum.
7 yıllık görev süresi boyunca tam 261 mahkûmu affetti.
Tabii ki onun gerekçesi de aynıydı; yaşlılık ve sürekli hastalık…
Ama sürekli hastalık gerekçesiyle affedilenlerin bir kısmının daha sonra askerlerle yapılan çatışmada ölü veya yaralı olarak yakalanması bazı kesimlerde tartışılırken, bugün gür bir sesle Erbakan’ın affedilmesine karşı çıkanların asla sesi çıkmamıştı.
O nedenle özellikle sağ ve muhafazakâr kesimde “Sezer teröristleri affediyor” suçlamaları yükselmişti.
Bir yıldır görevde olan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ise üç mahkûmu affetti. Bunlardan birisi de Necmettin Erbakan.
Kanunlar, cumhurbaşkanına af yetkisi verilirken, ne şartlarda vereceğini de belirlemiştir.
Bu nedenle “eski genel başkanını, eski hocasını affedemez” diye bir hüküm mevcut olmadığına göre, kanunlar bütün insanlara eşit olması gerektiğinden yapılan işlemde bir gariplik yok.
Gariplik, affedenlere ve affedilenlere bakış açısından kaynaklanıyor.
Öte yandan, Erbakan’ı seven kesimde de “ geç kalınmış bir af ” olarak değerlendiriliyor ki, buna ben de katılmıyor değilim.
Ama demek ki yaşlılığı ve hastalığının şartları bugün oluştu, bugün affedildi.
Bir kesim de “ Gül Erbakan’ı affetti ama bakalım Erbakan Gül’ü affedecek mi? ” diye ilginç sorular gündeme attı.
Maksat kaynayan kazana ateş atmaksa daha çok farklı senaryolar üretilebilinir.
Mesela “ daha dün benim yanımdaydın, bugün beni mi affediyorsun, hadi oradan! ” diye kendisine has üslupla kabul etmeyebilirdi.
Belki de “ Sen partimden ayrıldın, partimi küçülttün, tek başına iktidar oldunuz şimdi cumhurbaşkanı olmuşsun diye beni affediyorsun ama ben seni affetmiyorum ” diyebilirdi.
Daha başka şeyler de söyleyebilir…
Ama bunların hepsi farazi…
Gerçek olansa affetmek büyüklüktür…
Eline fırsat geçen herkesin affedici olması gerekir.
Cumhurbaşkanı koltuğuna oturan birisi de “ yasaların izin verdiği ölçüde ” af yetkisini kullanmasından daha doğal bir şey olamaz.
Affetmek büyüklüktür, affedilmek güzelliktir.
Bu kimin tarafından affedildiğine, kimin affedildiğine bakmaz.
“ Ahmet affedilir, Mehmet affedilemez ” diye bir kural koymanız mümkün olmadığına göre, insanlar affetmenin hazzını yaşayarak barış ortamı hazırlamalı.
Kavga etmek, kin tutmak, garez etmek, eski defterleri sürekli karıştırmak insan olana yakışmaz.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, kendisine yakışanı ve kendisinden bekleneni yaptı.
Necmettin Erbakan da hakkı olan affedilmeyi aldı…
Ötesi boş sözlerden ibaret laf salatasından başka bir şey değildir.
NOT: Dünkü yazımın sonunda il dışına çıkacağımı söylemiştim. İşlerimden dolayı iki gün sarkıtmak zorunda kaldım. Hafta sonu Eskişehir ve İstanbul’a gideceğim. Dönüşte görüşmek üzere…
|



