|
Eller Gider Aya,
Medyamız Halen Yaya…
Gazetecilik dünyada bizdekinden çok farklı algılandığından, çok farklı da uygulanır. Adeta bizdeki gazetecilik “ toplumu germe ” olarak anlaşılır, batıda ise “ haber verme ” olarak…
İlginç ama biz gerginliği seven bir toplumuz.
Öyle ki normal bir olaydan bile anormal yüzlerce konu bulabiliriz.
Biz bırakın bardağın boş tarafını görmeyi, “dışında neden su yok” diye bile çıngar çıkarabiliriz.
Bizim ufak işlerle uğraşmayı çok seven, ayrıntılara takılıp kalan, esas konuyu değil, hiç kimsenin ilgilenmediği konuları manşete taşıyan, insanların gözünün içine sokmayı seven malum medyamız yine yaptı yapacağını.
İran’ın kendine has Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad, dün ülkemize bir ziyaret gerçekleştirdi.
Son zamanların en önemli ziyareti, ne yazık ki basının yaya kalması nedeniyle pek anlaşılamadı/anlaşılamayacak da…
“ Eller gider aya, Türk basını halen yaya ” diye özetleyebileceğimiz ilginç haber ve yorumlarla ziyaret gölgelenmeye çalışıldı.
***
Günlerdir Mahmud Ahmedinejad’ın ziyaret programında Anıtkabir olmaması o kadar büyütüldü, o kadar çığırından çıkartıldı ki, çocukların bile güleceği hale geldi.
Neredeyse “ Ne olursun Allah aşkına, ölümü gör, hiç değilse bir kere Anıtkabir’e git ” demek istendi.
Böyle bir şey dünyada görülmemiştir.
Ziyaret yapan kişi, görüşmeler dışında nereyi ziyaret edeceğine kendisi karar verir.
Misafire “ illa da buraya gideceksin kardeşim! ” dayatması şık olmamaktan öte çok kaba bir davranıştır.
Sanki medyamızın karşısında üç yaşında çocuk var.
Bir ülkenin cumhurbaşkanı nereye, nasıl gideceğini bilecek kadar olgunluğa erişmiştir.
Kaldı ki terörist ülke Amerika’ya kafa tutan tek babayiğitlerden birisi.
Elbette ki ülkemize gelen konukların, görüşmeler dışında, cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk’ün kabrini ziyaret edip, anı defterine de o güne ait not düşmesini arzularız ama bunu dayatamaya hakkımız yok, olmamalı da…
Hem aslında unutulan bir şey var; sizin için önem arz eden her şey, başkası için aynı derecede önemli olmak zorunda değildir.
Herhangi bir liderin Türkiye’ye yaptığı ziyareti “ Anıtkabir’e yapılan ziyaret ” olarak değerlendirmek, ülkelerarası ilişkileri basite indirgemek anlamına gelir.
Esas olan ziyaretin zamanlaması, görüşülecek konuların içeriği, yapılacak anlaşmalar ve varılacak mutabakatların ne olduğu/ne olmadığıdır.
Elbette hazır ziyaret etmişken, bazı önem verdiğimiz değerlerimizi, tarihi ve turistik yerlerimizi de gezmesini isteriz.
Bu gerçekleşir-gerçekleşmez o kadar önemli değil.
Gezerse kendisi için bir tecrübe, bir kazanımdır, değilse çok da önemi yok.
Oysa bilinen şey bu ziyaretin çok önemli olduğudur…
Bazı kesimlerin illa da İran’ı öcü göstermesine rağmen, İran bölgede etkin bir güç.
Çok cesur, kendine has ve olduğu gibi yaşayan bir cumhurbaşkanına sahip.
Sizi bilmem ama ben Ahmedinejad’ı seviyorum.
O kadar bizden, o kadar doğal, o kadar cesur ve o kadar sıradan bir yaşamı var ki, insan “ Bu kadar sade bir Cumhurbaşkanı nasıl olur? ” diye şaşırıyor.
Hani bizde “ en ufak bir koltuk kapanın tüm yaşantısı değişiyor ” da ondan alışkanlık haline gelmiş, garipsiyoruz.
***
İşte bizler böylesine önemli bir liderin gelişinde nelerin değişeceğini bilmek isterdik.
Bölgenin yapısı, terörist Amerika ve onun beslemesi İsrail’in Ortadoğu’daki planları, kaynayan kazan haline gelen ülkeleri ve hemen bitişiğinde işgal altında olan Irak’ı düşündüğünüzde İran’ın üst düzeyde Türkiye’ye yapacağı ziyarette konuşulacak konuların ne kadar önemli olabileceği hesaplanır.
Üstelik bu ziyaret ABD’nin memnuniyetsizliği, İsrail’in yan bakması altında yapılması daha önemli.
Yine bu ziyaret, Gürcistan’ı kendisine savaş alanı olarak seçen Rusya’nın diklenmesine denk gelmesi de bir başka önemli nokta.
Malum medyamız tüm bunları enine boyuna değerlendirmesi, artıları, eksileri izah etmesi, ziyaretin ABD, İsrail ve bazı uşak ülkelere rağmen gerçekleşmesinin nasıl bir etkisi olacağını işlemesi gerekirdi.
Bütün bunlar ne yazık ki olmadı ve biz bir kere daha bizim medyanın aslında medya olmadığını anlamamızı sağladı.
Dün İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejad, hoş bir görüntüyle ülkemize geldi.
Ama biz ne konuşulduğunu, nelere karar verildiğini, ne gibi kazanımlarımız olacağını, neler vereceğimizi, neler alacağımız değil, O’nun neden Anıtkabir’e gitmediğini tartıştık günlerdir.
Ne yaparsın, bizim medya böyle işte…
O nedenle eller aya giderken, bizimkiler yaya kalmış…
naifkarabatak@gmail.com / gazeteadiyaman.com
|



