SON DAKİKA
Anasayfa | Künye | Sitene Ekle | Bize Ulaşın | Giriş Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle
Web Stats
Yazı Karakteri Boyutu:
   
Sopa tutan eli kırmak lazım
09 Ağustos 2008 Cumartesi 16:57
Sopa tutan el, benim elim olduğunda iyi, başkalarının eli olduğunda kötü olamazdı. Sopa tutan eli kırmamız lazımdı.
                                                    Naif KarabatakNaif Karabatak
 
{ Sopa tutan eli kırmak lazım }
 
Giriş
Mehmet Metiner’le tanışıklığım 1979’lu yıllara kadar uzanır. O tarihlerde okul dışında rahmetli Şah Hüseyin Sağcan’ın çay ocağında çalışıyordum. Bugün ünlü olan birçok isim gibi Mehmet Metiner de has müşterilerimdendi.
Çay ocağının konumu itibariyle müşterilerle benim ilişkim, arkadaş-dost ilişkisi şeklindeydi. Yaşımın küçük olmasının getirdiği avantajlarla da, hem konuşmalara katılıyor, hem bilgilerinden faydalanıyordum, hem de zaten çoğu iyi öğütler verirlerdi.
Gerçi o zamanın mücahitleri şimdi müteahhit olarak bizim safımızdan ayrıldılar ama olsun, kalanlar vardı…
İşte Mehmet Metiner de onlardan birisi, müteahhit olmayan mücahitlerden yani…
Metiner, üniversiteyi kazanınca bir müşteriden olmanın yanında bir dosttan da olmuştum.
Okul tatillerinde gelirdi. Tabi bir-iki tatilden sonra bu defa ben işe girdim, hayat farklı alanlarda devam etti.
Önce İstanbul’da Girişim adında bir dergi çıkardıklarını duydum, sonra da abone oldum. Sonra Yeni Zemin çıktı ve sanırım Metiner’in Girişim’den Yeni Zemin’e geçtiği tarih, aynı zamanda kendisinin de düşünce anlamında farklı bir zemine oturduğu dönemdir.
Sonra adını Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu sırada danışmanlığıyla duyurdu. Kimileri, “ sebat etseydi bakan bile olurdu ” dedikleri dönem…
Sonra nasıl oldu bilmem, benim gibi birçok insanın tepkisini çekerek Hadep’e geçti, hatta Hadep Genel Başkan Yardımcısı bile oldu.
Sonra oradan ayrıldı, aktif siyasete nokta koydu. Aslında Metiner, siyasete geç girmiş, tepeye çıkmış ama erken terk etmişti…
Daha sonra çok tartışma yaratan “ Yemyeşil Şeriat Bembeyaz Demokrasi ” adlı kitabıyla gündeme oturdu. Bir şekilde bu kitap, Metiner’in geçmişi sorgulama kitabıydı da ama hali üzere şimşekleri üzerine çekti, acımasız eleştirilere hedef oldu.
Sonra Bugün Gazetesi’nde köşe yazarlığına başladı ve tartışma programlarının aranan ismi haline geldi.
Ergenekon Terör Örgütüne yapılan operasyondan sonraysa daha çok gündeme oturdu.
Mehmet Metiner, yaygın basında yazan en önemli kalemlerden birisidir. Hem geçmiş tecrübesi, hem akademisyenliği, hem siyasi birikimi nedeniyle de tartışma programlarının aranan isimlerinden birisidir.
***
İşte hem Adıyamanlı olması, hem gündem belirleyen isimlerin başında gelmesi nedeniyle bütün bu tartışmaların, suçlamaların neresinde olduğunu öğrenmeye çalıştık.
Bu defa bir farklılık yaparak teknolojinin nimetini kullandık. Belki telekonferans yapmadık ama elektronik postayla ve cep telefonuyla defalarca yazışıp, görüşerek güzel bir söyleşi çıkardık.
Onu daha iyi anlamak, geçmiş tartışmalara da açıklık getirmek adına sorduğumuz soruların konu itibariyle önemli olması, verilecek cevaplarda ona göre uzun olma durumu söz konusuydu. Bu nedenle yoğun tempoyla çalışan Metiner’i çok fazla yormamak, zamanını çalmamak için iki bölüm halinde tamamlamayı uygun gördük.
Söyleşinin ilk bölümü bugün yayınlanıyor, ikinci bölüm için de haftayı beklemeniz gerekecek ama bence değecek.
Konuğumuz olan Gazeteci-Yazar Mehmet Metiner’e neler sorduk, ne cevaplar verdi, buyurun Her Telden Her Dilden’e…
 
                                 { Mehmet MetinerMehmet Metiner Kimdir? }
 
 Mehmet Metiner 1960 yılında Kâhta’da doğdu.
İlk ve orta öğrenimi Kâhta’da yaptı. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nden mezun oldu.
İslamcı çevrelerde bir döneme damgasını vuran Girişim (1985-1990), Yeni Zemin (1993-1995) ve Sözleşme (1996-1998) dergilerinin yayın yönetmenliğini yaptı.
Refah Partisi (RP) İl Başkanı ve Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu dönemlerde Recep Tayyip Erdoğan’ın ve Fazilet Partisi (FP) Genel Başkanı M. Recai Kutan’ın danışmanı olarak görev yaptı.
2000-2001 yılları arasında HADEP Genel Başkan Yardımcılığı görevinde bulundu. Bu partiden ayrıldıktan sonra aktif siyasete veda eden Mehmet Metiner, şu an Bahçeşehir Üniversitesi’nde hem öğretim görevlisi hem de danışman sıfatıyla çalışıyor.
Ayrıca Bugün gazetesinde de köşe yazıları yazıyor.
Metiner’in yayınlanmış 6 kitabı var. En çok tartışma yaratan kitabı, Doğan Kitap’tan çıkan “ Yemyeşil Şeriat Bembeyaz Demokrasi ” oldu.
Kısa sürede ikinci baskısı biten kitabın yakınlarda 3. baskısı çıkacak.
Mehmet Metiner’in üzerinde çalıştığı üç yeni kitabının da bir an önce bitirilmesini diliyoruz.
{ Sopa Tutan Eli Kırmak Lazım! }
 
 
Mehmet Metiner
  -Herkesin bugünlerde aradığı “ Akil Adam ” siz misiniz?
Kişinin kendini tanımlaması şık olmaz. Hele de “akil adam” gibi bir makama kendi kendini oturtması hiç şık olmaz. Bunu söylemek bir kibir alameti olarak anlaşılabilir. Gereksiz mütevaziliklere karşı olduğum gibi afra tafralara da karşıyım. Kibir, şeytana özgü bir haslettir. Yazdıklarıyla ve konuştuklarıyla ortada olan biriyim. Ne olup olmadığıma toplumun kendisi karar vermeli bence. Toplum “akil adam” olarak görüyorsa bundan büyük bir onur duyarım. Bundan daha ala bir “paye” olabilir mi hiç?Naif Karabatak
 
-Kendinizi “ akil adam ” olarak görmüyorsanız şayet, o zaman neden illa da bu günlerde her konuda görüşünüze başvuruluyor, her kanaldan davet alıyorsunuz?
 
 
 
Mehmet MetinerKendimi “ akil adam ” olarak ilan etmeyecek kadar akil biriyimdir, kuşkunuz olmasın. Akıllı olmayanın görüşüne başvururlar mı bilmem, ama “akil adam” payesi toplum tarafından veya başkaları tarafından verilirse anlam taşır. Kişinin kalkıp kendi kendine paye vermesi, akıllı kişinin karı olamaz herhalde değil mi?
-Evet…
Ayrıca hemen belirteyim ki, herkesin sevdiği biri olmak veya herkes tarafından “akil adam” olarak görülmek de tasvip ettiğim bir duruş değildir.
 
{ Durduğum Yer Belli }
 
 -Duruşunuz ne, durduğunuz yer neresi?
 
Mehmet MetinerDurduğum yer belli. Neyi savunduğum veya neye karşı çıktığım da besbelli. Sevenlerim var, sevmeyenlerim var. Sevenlerim beni “akil adam” olarak görebilirler, sevmeyenlerim ise bin türlü iftira ve dedikoduyla gözden düşürmeye çalışabilirler. Peygamberimiz bile herkes tarafından sevilmemiştir. Eşi Hz. Aişe’nin ne tür bir iftiraya kurban gittiğini hepimiz biliriz. İşin bir diğer boyutu da şu…
-Nedir?
Her konuda değil, ama bilgili ve ilgili olduğum, yani uzmanlık alanım olan konularda görsel ve işitsel medyanın görüşüme başvurmasından daha doğal bir şey olamaz elbette. Her kanaldan davet alıyor olmam, davet edildiğim konularda söz sahibi olmaklığımla ilgilidir.. Ha, kendileri “akil adam” olarak da görüyorlarsa ayrıca bundan onur duyarım. Kendime göre bir tarzım var. Tarafım da belli. Durduğum yer de belli. Sözünü eğip bükenlerden değilim. Taraf olmam gereken her yerde tarafım.
 
{ Demokrasiden Yana Tarafım }
 
 
Naif Karabatak -Mesela neden tarafsınız?
Mehmet Metiner
 
Demokrasiden yana tarafım. Özgürlüklerden yana tarafım. Herkesin farklılıklarıyla birlikte özgürce yaşayabileceği bir demokratik Türkiye konusunda tarafım. Türkiye’nin sorunlarına karşı ziyadesiyle duyarlıyım. Din-siyaset, din-laiklik, din-demokrasi, Kürt meselesi, Kuzey Irak vb. konularda bilgi sahibiyim.
 
[ -İslamcı kimliğiniz de var… ]
 
Mehmet Metiner
 
İslamcı kimliğimle farklı bir yerde duruyorum. Çünkü katıksız bir demokratım aynı zamanda. İslam’ın bir devlet ideolojisi veya devlet tarafından dayatılacak bir yaşam tarzı olmadığına inanıyorum. İslam adına ortaya çıkan diktatoryal rejimlere de karşı çıkıyorum.
 
 
 
 
 
[ -Laikliğe bakışınız… ]
 
 
Mehmet Metiner
 
Laikliği özde toplumsal barış projesi olarak destekliyorum. Laikliği bir ideoloji ve yaşam tarzı olarak kabul eden Jakoben Cumhuriyetçi laiklerle ayrışıyorum. Laikliğin bu otoriter yorumuna karşı demokratik ve özgürlükçü yorumunu destekliyorum.
 
 
 
{ Dinin de, laikliğin de
siyasallaşmasına karşıyım }
 
[ -Din ile laiklik arasında bir kavga var mı? ]
 
Mehmet MetinerDemokratik laiklik anlayışı ile din arasında bir kavga veya sorun olduğuna inananlardan değilim. Dinin siyasallaştırılmasına karşı çıktığım gibi laikliğin siyasallaştırılmasına da karşı çıkıyorum. Dini politik bir ideolojiye indirgeyen siyasal İslamcı anlayışın totaliter ve otoriter olduğuna inandığım gibi laikliği kaskatı bir devlet ideolojisine indirgeyen, dahası laikliği devlet marifetiyle vatandaşlara dayatılacak bir tür yaşam tarzı olarak gören siyasal laikçi anlayışa da karşı çıkıyorum.
-Kürt kimliğiniz de var, Kürt aydın olarak biliniyorsunuz…
Kürt kimliğimle de farklı bir yerde duruyorum. Ülkemi seviyorum. Devletimi seviyorum. Üniter devlet içinde sorunun çözümünü mümkün görüyorum.
 
{ Resmi Dilimiz Bir,
           Ana Dilimiz Özgür Olsun }
 
 -Bölücülüğe bakışınız?
 
Mehmet MetinerHer türlü etnik bölücülüğe karşıyım. Ayrı devlet, federasyon veya özerklik taleplerine karşıyım. Devletimiz, vatanımız tek olsun istiyorum. Bayrağımız hepimizin üzerinde şerefle dalgalansın istiyorum. Çünkü o bayrağın rengi, hepimizin kanından oluşuyor. O bayrak hepimizin bayrağı. Resmi dilimiz tek olsun istiyorum, ama ana dillerimiz özgür olsun diliyorum.
Resmi dilin tekliğini, ana dillerin yasağı için savunanların bu ülkenin birliğine ve dirliğine zarar verdiğine inanıyorum. Türk veya Kürt olmak seçtiğimiz aidiyetlerimiz değildir, içine doğduğumuz aidiyetlerdir. Dolayısıyla Türk olmak üstün olmak anlamına gelmediği gibi Kürt olmak da aşağı olmak anlamına gelmez. Peygamberimizin buyurduğu gibi herkes/hepimiz bir tarağın dişleri gibi müsaviyiz.
Temel hak ve özgürlüklerde de eşit olmalıyız. Bir Türk hangi haklara sahipse bir Kürt de aynı haklara sahip olmalıdır. Hür ve eşit vatandaşlık anlayışına dayalı demokratik bir cumhuriyeti savunuyor olmam, kesinlikle farklı bir yerde durduğumun ifadesidir. Cumhuriyetin kendisini demokratik temelde olması koşuluyla ziyadesiyle önemsiyorum. Ergenekoncu-ulusalcıların arzuladığı Baas tipi bir Cumhuriyet yerine AB standartlarında demokratik bir Cumhuriyet’ten yana olduğumu söylüyorum.
 
{ Cumhuriyeti Tehdit Olarak Gören İdeolojiyle Kavgam Var }
 
 [ -Cumhuriyetle bir kavganız yok o zaman… ]
 
Mehmet Metiner
Cumhuriyetle ve cumhuriyetimizin değerleriyle kavgalı değilim, ama Cumhuriyeti Baas tipi bir diktatörlük rejimi olarak algılayan Cumhuriyetçi seçkinlerle kavgam var benim. Demokrasiyi Cumhuriyet için tehdit olarak gören Ergenekoncu-ulusalcı ideolojiyle kavgam var benim, her demokrat aydın gibi…
-Dolayısıyla birikiminiz nedeniyle gündemdesiniz..
Hiç kuşkusuz! Başka niye çağırsınlar ki! Bütün bu farklılıklarım ve söz konusu alanlardaki birikimim dolayısıyla çağırmaları, zaten olması gereken bir şey değil mi? Arkamda veya yanımda güçlü bir lobi mi var? Hayır! Dedesi veya babası veya/da ailesi güçlü ve tanınan biri miyim? Boğaziçi çocuğu değilim! Adıyaman’ın Kahta ilçesinden çıkmış, gücünü kendinden, yani beyninden ve yüreğinden alan biriyim sadece.
 
{ Medyada Tesadüf Yoktur }
 
 [ -Belli dönemlerde sizin gündemde olmanız tesadüf mü? ]
 
Mehmet MetinerHangi dönemlerden bahsettiğinizi bilmiyorum, ama tesadüf diye bir şey yoktur. Hele de medya dünyasında… İlgili olduğum alanlar Türkiye’nin en sorunlu alanları ve her gün bu can yakıcı sorunlarla yüz yüze geliyoruz. Bu yüzden sık aralıklarla görüş açıklayan kişi konumumda olmam, tamamen bununla ilgili diye düşünüyorum…Hem başkalarına böyle bir soru yöneltilir mi bilmem. Benden daha çok çıkanlar var. Onların benden bir üstünlüğü yok ki! Televizyonlara sıkça çıkıp görüş açıklamam veya tartışma programlarına konuşmacı olarak katılmamın arkasında başka bir şey aranıyorsa ondan da benim haberim yok doğrusu.
-Bazen geçmiş görüşünüzü acımasızca eleştirdiğinizde, bazen kendi dünya görüşünüzün çok dışında bir oluşumda yer aldığınızda, bazen de bugünlerdeki gibi özgürlük ve demokrasi için çabaladığınızda çok fazla gündeme geliyorsunuz.
Mehmet MetinerDedim ya, kolayca kategorize edilemeyen biriyim. Ayrıca İslamcı ve Kürt kimliğiyle de farklı bir yerde duran, kendine ait bir düşünce ve duyarlılık dünyası olan biriyim… Bugüne kadar kendi dünya görüşümle bağdaşmayan hiçbir düşünce savunmadım. Durduğum yer neresi olursa olsun. Çok farklı görünen yerlerde dururken bile hep kendime ait şeyleri savundum aslında. Aksini iddia edenleri ispata çağırıyorum. Hz. Ali’nin bir sözü vardır. Der ki:
“ Kimin söylediğine değil ne söylediğine bakınız! ” Bazı art niyetli kişiler veya kifayetsiz muhterisler Mehmet Metiner söz konusu olduğunda nedense hep “ ne söylediğime ” hiç bakmadılar, nerde durduğuma baktılar! Tabii ki insanın bulunduğu mekan önemlidir, durduğu adres önemlidir, ama nerede olursa olsun söyledikleri bence daha bir önemlidir.
İşte aracılığınızla bir teklifte bulunuyorum: Buyursunlar HADEP’te bulunduğum o kısa süreçte dünya görüşümle uyuşmayan neler söylemişim göstersinler! O gün ne diyor idiysem bugün de aynı şeyleri söylediğimi görürler aslında. O zaman da etnik milliyetçiliğe ve siyasal bölücülüğe karşı olduğumu, her türlü şiddeti ve terörü elimin tersiyle ittiğimi söylüyordum bugün de söylüyorum. O gün de ortak vatan-tek devlet içinde sorunun çözümünü mümkün gördüğümü söylüyordum, bugün de söylüyorum. O gün de hür ve eşit vatandaşlık anlayışı üzerine oturan demokratik cumhuriyetten yana olduğumu söylüyordum bugün de söylüyorum.
Tabii ki siyaseten bir hataydı gittiğim yer. Bu özeleştiriyi kendim yaptım zaten. Ama niyetimden bağımsız eleştirilere saygı duymam mümkün değil. “Oraya gittiyse veya orada üst bir yöneticiliğe geldiyse!” diye başlayan suçlamaları getirenlerin iyi niyetinden de kuşku duyarım. Ben aslında değişime katkıda bulunmak isteyen biriyim. Bu katkıya açık olduğunu gördüğüm için bir yerlerde gidiyorum. Biraz da böyle bakmak gerek diye düşünüyorum. Yoksa o tarihte gittiğim yer ne ikbalden çok sıkıntı getirecek bir yerdi. Ne siyasi ne ekonomik ne de başka çıkarın söz konusu olmadığı bir yerdi. Bunu göze almanın benim niyetimle ilgili yanını da görmek gerekir diyorum.
 
{ En Değişmez Özelliğim
                          Demokratlığım }
 
Naif Karabatak
 
 -Değişmenizle ilgili soracağım
ama önce değişmeyen özelliğinizi öğreneyim…
 
 
 
 
Mehmet Metiner
 
En değişmez özelliğim galiba, katıksız demokratlığım… Demokrasiden ve özgürlükten yana olan ilkeli ve ödünsüz duruşum… Herkes için demokrasi isteyen bir anlayışa sahip olmam, tabii ki dikkat çekici…
 
 
 
 
 
[ -Özgürlüğe bakışınız…]
 
Mehmet Metiner
Ben bu ülkede yaşayan herkesin –dini, dili, ırkı, mezhebi, ideolojisi ve yaşam tarzı ne olursa olsun- özgürce yaşaması gerektiğine inanıyorum. Devletin dini, ırkı, ideolojisi ve mezhebi olmaz diye düşünüyorum. Devlet hepimize ait olacaksa ve hepimizin devleti olarak tarafımızdan bağrımıza basılacaksa eğer, o zaman hepimize eşit mesafede durmalıdır. Birimizi bir diğerinden üstün tutmamalıdır. Benim demokrasiden anladığım budur. Demokratik laiklikten anladığım budur…
-Geçmişinizde böyle düşünüyor muydunuz, yoksa zamanla değiştiniz mi?
Tabii ki geçmişimde böyle düşünmüyordum. Geçmiş dediğim, ilk gençlik yıllarımdan başlayıp neredeyse 80’li yılların sonlarına değin devam eden yıllardır…
 
{ Devleti Ele Geçirmeyi
                    Düşünürdüm }
 
[ -Nasıl bir düşünceydi bu? ]
 
Mehmet MetinerBu yıllarda ben devleti ele geçirdikten sonra toplumu tıpkı İran’daki gibi devlet marifetiyle Müslümanlaştırmayı amaçlayan totaliter ve otoriter bir anlayışa sahiptim. Dini bir devlet ideolojisi ve devlet eliyle vatandaşlara empoze edilecek bir yaşam tarzı olarak görürdüm. Tıpkı bazılarının laikliği bir ideoloji ve yaşam tarzı olarak gördüğü gibi… Bu düşünce tarzı, baskının kendisini ortadan kaldırmıyordu.
“ Başörtüsüne özgürlük ” istediğimiz yıllarda, başı açıklığı yasaklayan İran’daki rejimi savunuyor olmak çelişkisini uzun süre izah edemezdik elbette. Biz de ideolojik bir devlet kuracak idiysek eğer o zaman ayrımcılıktan ve baskıdan şikâyet etmeye hakkımız yoktu. Çünkü iktidara gelseydik bizler de kaçınılmaz olarak başkalarını mağdur edecektik. Kendimiz için bir cennet, başkaları için bir cehennem yaratacaktır.
 
{ Sopa tutan eli
                     kırmamız lazımdı }
 
 -Bütün bunları düşündünüz ve…
Uzun düşünme evresinden sonra şu sonuca ulaştım: İktidarın el değiştirmesi tek başına anlam ifade etmiyor, asıl iktidarın doğasını değiştirmek gerekiyor. Sopa tutan el, benim elim olduğunda iyi, başkalarının eli olduğunda kötü olamazdı. Sopa tutan eli kırmamız lazımdı.
-Bu nasıl yapılacaktı?
Bunun için demokrasi çok gerekliydi. Bunun için demokratik ve özgürlükçü laiklik anlayışı çok gerekliydi. Herkesi temel hak ve özgürlüklerde eşitleyen bir demokratik hukuk devleti çok gerekliydi…
-Ama size din değiştirdi gözüyle bakanlar oldu….
Öyle oldu. Ben düşüncelerimi değiştirdiğimi açıkladığımda bazı militan çevreler din değiştirdiğimi söylemeye başladılar ve beni dinden çıkmış olmakla suçladılar. Oysa düşünce değiştirmek ile din değiştirmek farklı şeylerdir. Ben dinimi değil ama dini anlayışımı değiştirdim. Dini aşırı derecede politize eden ve baskıcı bir devlet ideolojisine indirgeyen totaliter anlayıştan vazgeçtim. Hala kendi dini anlayışlarını dinin bizatihi olarak görenler bu gerçekliğin farkına varamıyorlarsa oturup düşünmelidirler derim.
 
İran’daki mollalar, Afganistan’daki Talibanlar gibi düşünmüyorum
 -Belki çirkin ama sizi döneklikle de suçladılar…
Benim özeleştiri yapmam, döneklik biçiminde yansıtıldı. Çok çirkindi bu elbette… Dolayısıyla bu farklı düşüncelerim haliyle tartışmaları tetikledi… Ben dinimden dönmedim. Müslüman veya İslamcı olmaklığımla hala gurur duyuyorum, ama dediğim gibi dine dair anlayışım değişti. Artık İran’daki mollalar veya Afganistan’daki Talibanlar gibi düşünmüyorum. Yani dini bir devlet ideolojisi olarak görmüyorum. “İslam devleti” projesinin de aslında totaliter ve baskıcı bir proje olduğuna inanıyorum. Devlet olmazsa din olmaz veya dini siyasetin ve/ya da devletin yedeğine koşan anlayışlardan artık beriyim. Yeryüzünde “Allah’ın mafyalığına” veya “tahsildarlığına” soyunan ceberut anlayışları, terörden ve şiddetten beslenen anlayışları çok şükür elimin tersiyle itiyorum artık. Dönmek dedikleri şey buysa eğer, çok şükür ki dönmüşüm bu anlayışlardan diyorum.
 
Bana Döndü Diyenlere Bakın!
 -Peki size döndü diyenler sabit mi kaldı?
Aslında bana “ döndü ” diyenlerin geçmişine ve bugününe bakınız, onların da ne kadar döndüklerini, daha doğrusu değiştiklerini görürsünüz.
-Sizin suçunuz ne o zaman?
Benim kabahatim, pek çoklarından önce bazı gerçekleri görerek söylememdir. Dahası bu doğrultuda değişerek kendimi geliştirmemdir. Kanaatlerimi değiştirdiğimde beni dün şiddetle eleştirenler bugün düşüncelerimi dile getiriyorlar. Bunu tespit etmek hiç de zor değil. 1993’te editörlüğünü yaptığım Yeni Zemin ve Sözleşme (1996) dergilerini okuyunuz lütfen. Oradaki yazılarıma ve kanaatlerime bir göz atınız lütfen. O gün o düşüncelerime karşı çıkanların neredeyse tamamına yakınının bugün aynı düşünceleri savunduğunu göreceksiniz. Hem düşüncelerimi miri malı gibi kullanıyorlar, hem de “dönek” diye suçluyorlar!  Burada ahlaki bir sorun var bence. Kıskançlık vb hastalıkların ne yazık ki tedavisi yok.
 
 
Söyleşinin Tempo Düşürmeyen İkinci Bölümü…
Hadep’e Neden Girdi,
Neden Ayrıldı,
O Hep Zikzak Çizen Birisi mi,
Türk-Kürt Konusu ve Daha Fazlası
Haftaya…
 
gazeteadiyaman.com
Bu haber toplam 120 defa okunmuştur
YORUMLAR (1) adet
    İsmet KAYA
    M.Metiner
    dönek Değil
    12 Ağustos 2008 Salı 12:49

Diğer Başlıklar

    Gazete 1. Sayfaları
    » Piyasalar
$ USD
1.7040
€ Euro
2.1310
IMKB
21.228
Altın
40.33
    Linkler
Tut haber
tut haber
Adıyaman Haber
adiyaman-haber
Yaşam
adiyaman-haber
adıyaman
adıyaman-haber
adıyaman haber
adiyaman-haber
Gölbaşı Haber
gölbaşı-haber
Adıyaman Haber
adiyaman-haber
Bilal KARADAĞ
adiyaman-haber
adıyaman
adiyaman-haber
Naif KARABATAK
gazete adıyaman
Kemal ÖZER
adiyaman-haber
Yusuf DÜNDAR
adiyaman-haber
İsmail Hakkı KOÇAK
adiyaman-haber
Naif KARABATAK
gazeteadiyaman