|
Minik Serçe Haklı
Yılların yıpratamadığı, kadife sesli Minik Serçe lakaplı Sezen Aksu isminde çok ünlü bir hanımefendi sanatçımız var! Bu sanatçımız geçtiğimiz günlerde İzmir Fuarına giderek Açıkhava Tiyatrosu’nda bir konser vermiş. Tamda konsere konsantre olduğu bir anda yatsı ezanı okunmaz mı? Minik Serçe ezana olan saygısından dolayı konsere ara verir vermesine ama caminin müezzini ise serçenin hışmından nasibini alır! 3 bin 500 kişinin katıldığı konsere ara veren Sezen Aksu, “ Müezzin de olsa bari ” diyerek tepkisini dile getirir. Arkasından devam eder “ Burada yetkililere sesleniyorum, sesi güzel olan müezzinlere ezan okutun ” şeklinde serzenişte bulunur… İnternette gezinirken MemleketHaber.com adresinde yayınlanan bu haberi okuduğumda doğrusu Sezen Aksu’ya katılmadan edemedim. Nedenine gelince, bazı müezzinlerimiz Ezan-ı Muhammediyeyi okurken makamına göre okumadığı gibi seslerinin de ezana uygun olmadığı apaçık ortadayken, söz konusu müezzinlere neden ezan okutuluyor anlayabilmiş değilim!.. Oysa konuyla ilgili tarihimizi araştırdığımızda altı yüz küsur yıllık Osmanlı döneminde herhangi bir camiye müezzin atanacağı zaman, önce müezzin adayının sesinin güzel olup olmadığına ve makama uygun okuyup okumadığına dair mülakattan geçirildiğine rastlamaktayız. Ardından gerekli şartla uygunsa atamasının yapıldığını öğrenmekteyiz… Maalesef günümüzde böyle bir mülakat söz konusu olmayınca, kişi imam hatip lisesi diplomasını dışardan bile almış ise, müezzin olarak camiye ataması yapılıyor. Pekâlâ, böyle olunca ne oluyor? Sonuç ortada, al sana binlerce minik serçelere malzeme… Tüm bu malzemelerin oluşmasının tesadüfî olabileceğine asla ihtimal vermiyorum! İslam’ın yanlış anlaşılması için bazı görünmez güçlerin olağanüstü bir çaba sarf ettiklerinin kanısını taşıyorum. Konuyla alakalı olduğu için müsaade ederseniz vakti zamanda yaşanan bir hadisenin altını çizmek istiyorum. Vakti zamanda Müslüman bir diyarda yaşayan gayrimüslim bir kişinin evladı müezzinin güzel sedasına âşık olur, bu vesileyle İslam dinine geçmek ister. Dolayısıyla camiye gitmesi için defalarca babasından izin ister ama baba evladının camiye gitmesine bir türlü müsaade etmez. Derken baba ve oğulun yolları bir vesileyle uzak diyarlara düşer. Misafir olarak gittikleri beldenin müezzini kaidesine uygun bir şekilde ezan okumayınca, hele hele sesi de güzel olmadığı için çocuğun İslam’a karşı duymuş olduğu sevgi ve muhabbeti tükenir ve böylece İslam’dan uzaklaşır. Gelişmelerden dolayı sevinen baba alel acele camiye giderek müezzini tebrik eder. Müezzin niçin tebrik edildiğini sorduğunda ise adam, “ Beldemizde sesi güzel bir müezzin var. Dolayısıyla benim çocuk müezzinin okuduğu güzel ezana vurulunca Müslüman olmak istedi. Çocuğumun düşüncesine karşı gelmeme rağmen ille de olacağım diye ısrar ediyordu.
Oysa bugün ezan okumanıza şahit olunca, sayenizde düşüncesinden tamamen vaz geçti. Sizi tebrik etmemin yegâne nedeni budur ” der.
Bir takım odakların ezelden beri Müslüman olan bu insanların inançlarından soğumaları için gayret sarf ettiklerinin bilincindeyiz. Emellerine kavuşmaları için her türlü hilebazlığa başvuran söz konusu mihraklara karşı uyanık olmalıyız. Hazreti peygamber efendimiz (s.a.v)’in hadisi şerifte ifade buyurduğu gibi, “ Müslüman uyanık olmalı. Ne aldanmalı ne de aldatmalıdır. ”
Bilmem fazla söze hacet var mı? “ Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az. ” Selam ve dua ile…
Bilal KARADAĞ |



