|
Fransa İçişleri Bakanı Nicolas Sarkozy’nin saçmalaması ile yeniden fitillenen Ermeni Soykırımı Tasarısı Fransa Ulusal Meclisinde. “12 Ekim’de görüşülecek olan sözde Ermeni soykırımını inkar edenlere ceza öngören yasa teklifi, AB’nin asıl yüzünü ortaya çıkarmaktadır.”
Fransa bu yasa teklifi ile Düşünce Özgürlüğünü hiçe saymaktadır. Ayrıca son günlerde sık sık bu tasarının meclisten geçmemesi için bazı şartlar öne sürmekteler. Birinci şartları çok ilginç ''Soykırımı araştıracak komisyonda tarihçilerin yer alması şartı olmaması”, yani araştırmalarda tarihçilerden faydalanılmayacak.
Cezayir’in Fransa’ya karşı, Fransa’nın Cezayir’de soykırımda bulunduğu ve bunun araştırılması konusundaki siyasi teklifine Fransa’nın cevabı “ bu konularda siyasetçilerin değil, Tarihçilerin en iyi karar verebileceği” şeklindeydi.
Kendilerine gelince tarihçilerin araştırma yapması gerektiğini söyleyen Fransa bize karşı tam tersi bir yolu öne sürmekte. Neden? Çünkü biz davamızda haklıyız ve dünya tarihçilerinin bir araştırmasında Türkiye’nin soykırım yapmadığı gerçeği ortaya çıkacaktır.
Fransa ayrıca bizden Düşünce Özgürlüğü önündeki engelleri kaldırmamızı talep etmektedir. Soruyorum, bir Ülkede Ermeni Soykırımı diye bir şey yok denilince para ya da hapis cezası verilmesi için yasa hazırlanıyorsa o ülkede düşünce özgürlüğünden bahsedilebilir mi? Cevap kesin HAYIR.
O halde Fransa ve dolayısı ile ortağı olduğu Hıristiyan kulübü AB ne yapmaya çalışmaktadır?
“ Türkiye’nin AB’ye üyelik işlemlerini koz olarak kullanarak, ileride Türkiye’nin kendilerinin karşısında dimdik ayakta durmasını engellemeye çalışmaktan öte bir şey yapmamakta ve bu durumdan da sırf Müslüman olmadıkları için Güney Kıbrısı Türkiye’ye karşı üstün bir konuma getirmeye çalışmaktalar. ”
Görünen o ki, Kız evi naz evi sözü burada da gerçekleşiyor. Siz istedikçe onlar naz edecek ve sizden vermeyi istemediğiniz her şeyi almaya çalışacak ve daha sonra sudan bir bahane ile yüzüğü atacaklar. İstemiyoruz diyecekler.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Hıristiyan Birliği olan AB’de işi yok. TB (Türk Birliği) & MB (Müslüman Birliği) varken bırakın haçlılar ile uğraşmayı.
Sonuç olarak, Bizler Müslümanlığımız ile onlar da Hıristiyanlıkları ile kaldığı müddetçe bu birleşme zaten mümkün olamaz. Olsa da sağlıklı bir şekilde işlemeyeceği belli, biz verdikçe onlar almaktan büyük zevk duyacaklardır.
Fazla naz aşık usandırır. Usandık yıllarımızı bu hayalle boşa geçirdik. Yönümüzü aslımıza, bizden olana çevirmediğimiz sürece de daha boşa sallayacak çook küreğimiz olacak. Zararın neresinden dönersen kardır. AB’nin bize verebileceği bozuk bir kültürden başka bir şey değildir. Ama biz AB’ye çok şey katarız. Bunun farkına milletçe vardığımızda ise kaybettiğimiz sadece zaman olursa yine kardayız.
Zamanın telafisi, onunla belli bir hedefe doğru yarışarak kazanılabilir. Diğer türlüsü tarihimizde yer edinmiş zaten, gönül rızanla verdiğini savaşla almak zorunda kalıyorsun.
AB ve onun en büyük yaltakçısı Fransa’ya karşı yapılabilecek şey onlara karşı ekonomik bağımlılığımız olan sanayi mallarını almamak ve tüketmemektir. Ne acaiptir ki, bazı ülkelerde resmen yasaklanan içeceklerini bile tüketmekte tereddüt etmiyoruz. Bir şekilde tepkimizi dile getirmek lazım. Burada Sivil Toplum Örgütlerinin devreye girmesi lazım.
Bir zamanlar yaptıklarını soykırım olarak görmeyenlere çeşitli alternatif yollardan rahat dur, yerinde dur demenin yolları muhakkak ki var.
Yoksa Sayın Milletvekilimiz Mahmut GÖKSU’nun ;
'Türkiye'nin, Fransa'nın Cezayir'de yaptığı soykırımı kabul etmesine' dair hazırladığı yasa teklifini” meclisi sunmak ve onu kabul etmek, onların ekmeğine yağ sürecektir. Bunun yerine Cezayir’deki, Türkiye’deki soykırımın ve daha dünyanın neresinde olmuşsa bu soykırımların tarafsız Tarihçilerden oluşan bir gurubun araştırması ve dünya kamuoyuna duyurulması şeklinde bir çalışma yapılmalıdır.
Soykırımların yaşanılmadığı ve yaşanılmışsa dahi bunların gün yüzüne bir an önce çıkarılması ve haklı davamızda bizi utandıran dünya kamuoyunun TÜRKİYE haklıymış dedirttiğimiz günleri görme ümidiyle, Kendinize İyi Bakın. |



