|
Sivil Toplum Örgütleri ;
“ Fransız Kuvvetleri'nin 132 yıl kaldıkları Cezayir'de, bağımsızlık istediler diye savunmasız 1.5 milyon Müslüman Cezayirli'yi tanklarla, toplarla, ağır işkencelerle katlettiğini tüm dünyanın bilmesine karşın onları koruyan tek şey Hıristiyan kimlikleridir. Dünya bunun için onlara karşı suskun. Peki ya biz ! ” Dünkü yazımda Fransa&AB ve gerçeklerden bahsetmiştim. Bu gün ise 12’sinde(BUGÜN) görüşülecek olan tasarı ile ilgili, bizim Sivil Toplum Örgütlerinin bu konuda neden hala bir şeyler yapıp Adıyaman’dan Ankara’yı oradan Fransa ve Hollanda’yı etkilemeye çalışmadığı üzerine olacaktır. Evet Türkiye’nin bazı bölümlerindeki birkaç Sivil Toplum Örgütünü saymazsak Adıyaman’da dahil bu olaylara tamamen seyirci kalınmakta. En küçük bir iç meselede aslan kesilip kükreyenlerin bugün fısıldayarak konuşmalarının ve bir şeyler yapmamalarının sebebi nedir? Hükümetimiz bu konuda yeterince samimi bir şekilde gerekli yerleri uyarmayı ihmal etmemektedir. O halde bizlerde bir açıdan hükümete bu konuda destek vermek zorunda değil miyiz? Cumhurbaşkanını halk seçsin diye imza kampanyası düzenleyenlerin bu konuda bir kampanya yapıp, halkla bütünleşmeyi sağlayıp da tepkilerini meydanlarda verebilecekler mi? Gün bu gündür. Bekleyelim demenin bir sonucu olmayacak Fransız ve Hollanda mallarına karşı bir kampanya paracıl Fransayı da, Hollanda’yı da derinden etkileyecektir. Dış mihrakların bu tepkiyi görmeleri gerekiyor. Elbette bu konuda en yetkili mercii şu an ki hükümet, hükümetler arkasında kendisine destek veren milleti ile dimdik ayakta durur. Sivil Toplum Örgütlerinin bu misyonu yüklenme zamanı geldi de geçiyor da. Belki Fransa son anda ekonomik anlaşmalarını düşünüp yasayı görüşmeyecek de, ama bu anlaşmalar bittiğinde tekrar gündeme taşıyacak ve nihayetinde er veya geç meclislerinden geçirecekler. Onlar bu kurnazlıkla işi götürmeye çalışa dursunlar, biz de onların mallarını kullanmayalım. Yabancı menşeli araçlarda dâhil. Ülke olarak böyle bir yaptırım gücümüz var, bunu kullanalım. Yanılmıyorsam 85’li yıllarda, ülke olarak bir içecek firmasının fiyat artışına karşı içmeme kampanyaları düzenlenmiş ve bunun neticesinde fiyatlar hemen geri çekilmişti. Bu gün ne değişti de suskunuz. Artık tüm siyasiler de bunun farkına varmalı, Üretmeyen tüketen zihniyet ölmüştür. Önümüzdeki yıllar üretim yapan ülkelerin ayakta kalacağı yıllardır. Bu üretim hem tarımda hem de sanayide olmalı. Bize onların üretimi, teknolojik tarımsal makinaları alalım diye İMF tarafından yaptırılan tarımsal politikamızda ki değişikliklerin getirdiği tek şey Çiftçilerimizin kentleştirilmesi ve çiftçiliğin yok oluşandan başka bir şey değildir. Dışa bağımlılığımız devam ettiği müddetçe bizden, ileride kim bilir daha neler isteyeceklerdir. Biz sustukça, sesimiz çıkmadıkça onlara kendi silahları ile karşılık vermedikçe azacaklardır. Bu günden itibaren Sivil Toplum Örgütleri de dâhil bir şeyler yapılmalı. Fatih Sultan Mehmet’ten beri asıl bizim Avrupalı olduğumuzu tekrar hatırlatmak gerekiyor. Daha düne kadar Osmanlının ayakları altında hür bir şekilde yaşayan hıristiyan topluluğuna ince bir ders vermek gerekiyor. Yönümüzü Kıbleye çevirdiğimizi görseler kaçacak delik arar bunlar. Fransa ve Hollanda kanatlanmış karıncalar. Karınca kanatlanmaya başlayınca pek de uzun bir ömrü kalmadığını biliyorum. Dolayısı ile en yakın dostumuz diye bildiğimiz ABD (gerçi böyle bir dostu olan ülkenin düşmana ihtiyacı yok ya) bu ortamda nasıl bir sancı içerisinde kıvranıyor, ya da oturduğu yerden nasıl kahkalar atıyor. Onlar da zamanla kanatlanmanın acısını çekecekler. Yenidünya düzeninde Türkiye olarak ilerlememizi her hangi bir şekilde engellemeye çalışanlara dur deme zamanı geldi. Alın AB’yi başınıza çalın.
|



