|
Kapatsanız Ne Olur?
AK Parti’ye açılan komik gerekçeli kapatma davası aylardır ülkeyi çıkmaza soktu. Borsada birileri kazandı, birçokları kaybetti. O günden bu yana halkın cebinden sebepsiz yere uçup giden milyar dolarların haddi hesabı yok. Kapatma davası sadece siyasi krize dönüşmedi, hem ülke ekonomik olarak yakaladığı ivmeyi kaybetmeye başladı, hem dış ülkeler nezdinde itibar kaybetti, hem de toplum olarak ikiye bölündük… Ve bana göre en kötüsü ise bu kadar muğlâk yasa maddelerimizin olduğunu bir kez daha görmemizdir. Kimine göre farklı, kimisine göre de çok farklı anlamlar ihtiva eden yasa maddeleri elastikiyetiyle “ yerine ve zamanına göre ” Demokles’in kılıcı olabileceğini ispatladı. Türkiye’de kökleşmiş terör odaklı faaliyet gösteren çetelerin kuyruğundan tutulmaya başlayınca bir yerlerde bombalar patlamaya başladı. Daha önceki kanlı eylemlerine ek olarak bu defa gözdağı vermeye başladılar. Bir yanda AK Parti’ye açılan kapatma davası, bir yanda ülkeyi kaosa sürüklemek için oluşturulan çeteler, teröristler, yan kuruluşları, destekleyenler, arka çıkanlar, avukatlığına soyunanlar derken ülke tam bir karmaşaya döndü. Kimin neyi ne için yaptığını anlamaz olduk. Artık herkese kuşkuyla bakıyoruz, “ ya bu da teröristse ” diye… Kimin demokrasiden yana olduğunu, kimin demokrasi karşıtı olduğunu kavrama yeteneğini geliştirmeye uğraşıyoruz. Dost görünen düşmanların önemli makamlarda oturduğunu öğrendikçe hayretimiz bir kat daha artıyor, bugüne kadar kanı bozukların bizi idare ettiğini düşünüp, ülkemiz adına, geleceğimiz adına üzülüyoruz. AK Parti’ye açılan kapatma davası ile Ergenekon Terör Örgütünün çökertilmesi arasında bağ kuranların yanında, alakasız olduğunu söyleyenler de var. Ama şu bir gerçek ki, ülkede bu kadar etkili olan, kökleri, salkım ve saçakları her yana salıverilen bir terör örgütünün kendisine karşı çökertme operasyonuna sessiz kalması beklenemezdi. Ya bir yerlerde bomba patlatacak, ya hayali belgeler ortaya dökülecek, ya etkileyebildikleri önemli görevde bulunanları harekete geçirmeye çalışacaklar, ya da akla hayale gelmedik işler yapacaklar… O görevdekiler de “ oyuna geldiğini ” anlamadan hukuk mücadelesi veriyor hissine kapılarak görevini yaptığını sanacak. Kimisi vatanını sevdiği için, kimisi milletini sevdiği için bilmeden, anlamadan, inanmadan bazı eylemlerin, yürüyüşlerin içerisinde oldu, boş yere bağırdı çağırdı. Sonuçta Ergenekon’u çökertme sürecinde AK Parti’ye hiç de tutarlı olmayan, çocukların bile güleceği gerekçelerle kapatma davası açıldı. Kim açtı, kim açtırdı, kimin parmağı var onu şimdilik bilmemiz mümkün değil. Dedim ya belki de sadece “ hukuk mücadelesi ” yapıldığı sanılıyordur, senaryo kimin aklına gelsin ki… Anayasa Mahkemesi birkaç gündür AK Parti’ye açılan kapatma davasını görüşüyor. Bu yazıyı yazdığım saatte gazeteciler içeriye alınmış, muhtemel bir açıklama yapılması bekleniyordu. Kapatma davası açıldığından bu yana AK Parti’nin kapatılmayacağına inan ve bunu açıkça söyleyenlerdenim. Ama şunu da söylüyorum, artık kapatsanız ne olur, kapatmazsanız ne olur? Çünkü amaç hâsıl oldu, kapatmaya gerek kalmadı. Ülke ekonomik olarak yakaladığı başarı trendini kaybetti. Enflasyon yine tırmanmaya başladı. Döviz-borsa istedikleri seviyeye indi-çıktı. Birileri kasasını doldurdu, bunu da halkın cebinden çaldıklarıyla yaptılar. Avrupa Birliği’nde alınan yol sekteye uğradı. Demokrasimizin “ iyi gitmediğini ” dünya âlem gördü. Bize “ bir beden bol geldiği ” söylenmeye başlandı. Kuvvetler ayrılığının iyi ayarlanmadığını, köklü bir demokrasi geleneğimizin olmadığını, bürokrasinin halkın egemenliği üzerinde vesayet sahibi olduğunu herkes gördü. Bütün bunlar olduktan sonra siz AK Parti’yi kapatsanız ne olur, kapatmazsanız ne olur? Kapatırsanız, yenisi açılır, yüzde 70’le iktidara gelir, yine CHP yerinde sayar… Kapatmazsanız, AK Parti demokrasi mücadelesini kazanmış, ülkeyi çetelerden temizleme girişiminde de başarılı olmuş olur. Ama her iki durumda da halkın cebinden uçan milyar dolarlar birilerinin cebinde kalmaya devam eder. Olan her zamanki gibi halka olur ama şu da unutulmasın, halkın cebinden uçurulan ve birilerinin kasasına giden her kuruş, ona zehir ve zıkkım olacaktır. *** Yazımın bundan sonrasını çay ocağında NTV izleyerek geçirdim. Anayasa Mahkemesi’nin “ kararı açıklayacaklarını ” söylemelerinden tam 1 saat 40 dakika sonra kameraların karşısında geçen Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ın heyecanı gözlerden kaçmadı. Ülkenin içinde bulunduğu durumu, ekonomik ve siyasi yansımalarını hesaba kattıklarını belirterek, “ yumurta kapıya gelmeden ” siyasi partilerin parti kapatmayı güçleştirecek kanunları çıkarmalarını istedi. Ve karar açıklandı; AK Parti, 6’ya 5 oyla kapatılmadı. Son aldığı hazine yardımının yarısının kesilmesine karar verildi. Çay Ocağını dolduranların çılgınca alkışı, aslında 70 milyonun parti kapatmaya olan öfkesini gösteriyordu. Artık bu ülkede halkın seçtiği partileri, bir sonraki seçimde beğenmediğinde kendisi kapatmalıydı… Kapatma olmadı ama milletin cebinden uçan paralar, siyasi krizler, toplumu ikiye bölme konusunda birileri başarılı oldu. Şuna inanıyorum ki, süreç sonunda kazanan yine halk oldu. AK Parti’nin hazine yardımından mahrum edilmesi hiç önemli değil, cebimde yok ama üstümüze düşeni de veririz. Yeter ki dayatma değil, demokrasi kazansın… |



