|
Müslümanlar Bu Çeşmeden Su İçemezler
Vakti zamanda adamın biri ikamet ettiği beldenin merkezinde bulunan en işlek bir cadde de, gelip geçenler su ihtiyaçlarını karşılasın düşüncesiyle oldukça güzel bir çeşme yaptırır. Çeşmenin üstüne ise, “ Müslümanlar bu çeşmeden su içemezler ” şeklinde süslü püslü bir yazı yazdırır. Söz konusu yazıyı okuyan bir Müslüman, beldenin mülkü amirine gider ve çeşmeyi yaptıran hayırsever kişinin hakkında suç duyurusunda bulunur. Derken olay beldenin kadısına intikal eder. Kadı efendi suçluyu huzuruna çağırır ve niçin böyle bir yazı yazdığını sorar. Suçlu, kadıya “ Beni yargılamadan önce bir papaz, bir haham ve bir de imam olmak üzere 3 kişiyi huzurunuza çağırırsanız neden böyle bir yazı yazdığımı anlayıp bana hak vereceğinizden eminim ” der. Kadı efendi, 2 kişi görevlendirip önce kiliseden papazı getirmeleri için talimat verir. Görevliler kiliseye gittiklerinde kilise cemaatinin yoğun tepkisiyle karşılaşır ve bir türlü papazı kadının huzuruna getiremezler. Daha sonra havraya gider ve aynı şekilde havranın cemaati de hahamlarını vermezler. Yoğun tepkiler nedeniyle Hıristiyan ve Yahudilerin din önderlerini kadının huzuruna getiremeyen görevliler, Müslümanların ibadetgâhı olan camiye yönelerek imam efendiyi en ufak bir tepkiyle bile karşılaşmadan tutuklayıp kadının huzuruna getirirler! Camide bulunan cemaatin içinde imama karşı sesler yükselir! Kimi der ki, “ Bizim hoca efendi mutlaka bir suç işlemiştir, ” kimi “ Oh be hocamız bunu hak etti, ” kimisi de “ Gebertsinler hocamızı kim bilir ne halt işledi ” der. Hayırsever adam kadı efendiye dönerek, “ Gördünüz mü Hıristiyan ve Yahudiler, din önderlerini teslim etmezlerken, Müslümanlar kendi elleriyle teslim ettikleri yetmezmiş gibi birde arkasında olmadık dedi-kodu bile yaptılar! Dolayısıyla Müslümanlar da Hıristiyan ve Yahudiler gibi birlik ve beraberlik sağlamadıkları müddetçe yapmış olduğum bu çeşmeden su içemezler ” deyiverir! ” Günümüzdeki Müslümanlar da tıpkı asırlar önce yaşanan söz konusu olay misali halen birlik ve berberlik oluşturmadıkları için bölük pörçük olmuş, adeta “ İpi kopan tespih ” gibi parçalanmış, dağılmışlar! O nedenle dünyada 2 milyar civarında nüfuslarıyla büyük bir potansiyele sahip olmalarına rağmen hep mağdur olmuş ve ezilmektedirler! Müslümanların bulunduğu coğrafya da oldubitti gözyaşı ve kan asla dinmemiştir! Bugün Ortadoğu’nun göbeğinde sayıları çok değil sadece 3 milyon civarında bulunan Yahudi dinine mensup olan İsrailliler, bölgenin tamamına kan kusturmaktadırlar. 1897 yılında İsviçre’nin Basel kentinde yapılan kongrede almış oldukları karar gereği Arz-ı Mevud’u adım adım gerçekleştiren Yahudiler, emellerine kavuşmak için vampir gibi Müslüman halkın kanını emerlerken, Filistinlileri toplu katliama tabi tutarlarken, maalesef insan haklarından dem vuran batı âlemi yaşananlara sadece seyirci kalmaktadır. Bir taraftan Filistin’i harabeye çeviren Yahudiler, öte taraftan ABD ve müttefik kuklalarını Ortadoğu’daki değişik ülkelere saldırtmaktadırlar. Çok değil daha dün Afganistan ve Irak işgal edildi! Sırada İran ve Suriye var! Kim bilir yarın hangi ülke sıradadır! Hâsılı kelam Müslümanlar bu tavır ve tutumlarından vazgeçmedikleri müddetçe hiçbir çeşmeden su içemeyecek, susuzluktan kavrulmaya mecbur değil mahkûm olacaklardır! Selam ve dua ile…
Bilal KARADAĞ
|



