|
Zam Üstüne Zam
Son günlerde zam furyası piyasaları kasıp kavuruyor! Uzun zamandır zamları unutan vatandaşlar yeniden zamlarla tanıştı ve öylede bir tanıştı ki zam sözcüğü artık iliklerimize kadar işledi! Özellikle temel gıda maddeleri alınmaz oldu! Her gün yeni yeni zamlar almış başını gidiyor, hele bakalım nereye kadar... Aracının balatası bitmiş, freni patlamış ve baş aşağı yuvarlanmaktadır, hem de öyle bir yol alıyor ki adeta peygamber vitesiyle son süraat seyir halindedir. Hadi bakim durdurun artık durdurabilirseniz… Allah bu aziz milletin sonunu hayır eyleye ama öyle anlaşılıyor ki bundan böyle zamlarla yatıp zamlarla kalkacağız! Bakınız ülkemiz uçsuz bucaksız ovalarıyla, akarsularıyla, havasıyla, güneşiyle, iklimiyle adeta bir tarım cenneti! Ama gel gör ki dünyayı sömüren egemen güçler yüce Türk milletlini yeryüzü cennetinin meyvelerinden mahrum bırakmak amacıyla var güçleriyle çalışmaktadırlar! Kendilerini dünyanın efendisi ve karşısındakileri de köle gözüyle gören malum güçler, İMF eliyle milletimizin başına her gün bir çorap örerek, tabiri caiz ise vampirler gibi kanını emiyorlar! Kendi çiftçilerine her türlü desteği sağlayarak vatandaşlarını tarıma yönlendiren ülkeler, bizim tarımımızın köküne kibrit çakmaktadırlar!.. Malumunuz olduğu üzere dünyada İMF diye bir kuruluş var. O kuruluş, bugüne kadar gelmiş, geçmiş birçok yöneticimizle birlikte el ele vererek çalışmış ve her gün yeni yeni anlaşmalar sağlayarak, imza atmanın mutluluğunu yaşamıştır. Diyeceğim o ki dost diye sarıldığımız, müttefik diye bağrımıza bastığımız ülkeler, her seferinde yüzümüze dost görünmüş fakat sırtımızı döndüğümüzde ise bizi arkadan hançerlemiş, hatta bir kaşık suda boğmak için var güçleriyle çalışmışlardır. Sanırım atalarımızın “ Gâvurdan dost, domuzdan post olmaz ” diye telaffuz ettikleri o manalı cümle bu noktada bizlere birçok şey anlatmaktadır. Tabii ki anlayana!.. Hatırlarsanız 1999 yılında, hatta daha önceki yıllarda bile İMF ile varılan anlaşmaya göre tütüne, buğdaya, pancara, çaya, pamuğa, kısacası tarımımıza topyekûn kota getirilmişti. Bizimkilere, “ Kotayı aşmamak şartıyla tarımcılık yapabilirsiniz ” denilmişti. İyi ama sebep ne? Sebebi çok açık, Avrupa ve Amerika İMF eliyle bize şunu dayatıyor, “Efendim siz buğday ekmeyin, bizim buğday çok size de veririz. Pamuk, şeker vs. ekmeyin ne işiniz var, biz size onu da veririz. Hatta elinde tapusu bulunan çiftçinize gerekirse dönüm başı belli bir miktarda parada hibe olarak veririz.” Kısacası “ Siz balık tutmayın bizde nasıl olsa çok, istediğiniz kadar size veririz ” dediler! Ve bunu yaptılar, daha doğrusu yaptırttılar. Ama sonunda ne oldu biliyor musunuz? O’nu da ne siz sorun, ne de biz söyleyelim. Gördüğünüz gibi bugünleri yaşamaya mecbur değil mahkûm olduk! Şimdi oturduğumuz yerde, “ Vay efendim bu zamlarda nereden çıktı. Vay efendim tarım cenneti olan ülkemizde neden piyasada pirinç kıtlığı yaşanıyor. ” Vay benim “ Saf Anadolu Çocuğu ”m vay vay vay, bu gidişle daha çok dövünürsün! Unutmayalım ki, “ Atını alan Üsküdar’ı geçti! ”… Son zamanlarda hangi televizyon kanalını izlersek haberlerin ilk gündemini zamlar oluşturmaktadır. Özellikle pirinç zammını sıkça duymaya başladık. Kimileri piyasada pirincin tükendiğini söylerken, kimileri de büyük tüccarların kendi mallarını ambarlarında sakladıklarına inanıyor. Hadi diyelim pirinci anladık anlamasına da, peki yüzde yüzün üzerinde zam yiyen diğer temel gıda maddelerine ne dersiniz? Hâsılı ülkemiz üzerinde kara bulutlar toplanmaktadır, veya toplatılmaktadır. Tıpkı 1970’lerde olduğu gibi zam üstüne zam yaparak milletin kanını emmeye çalışanlar var.
Bilal KARADAĞ |



