|
Ne Diyeceksek Yarın Diyelim?
Belediye Başkanı Necip Büyükaslan’ın, ilin 40 yıllık su ihtiyacının karşılanmasının hukuken kesinleştiği konusunda meclis salonunda düzenlediği basın toplantısı sonrasında mikrofona geçen AK Parti İl Başkanı Lütfullah Ayhan; basın mensuplarını bir arada bulmuşken bir “mini” açıklama yaptı. Önceki gazetemizde de yer alan açıklamasında, ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Mehmet Şimşek’in Cumartesi günü ilimize geleceği bilgisini vererek işadamları ve diğer ilgililerin “ilin sorunlarını bakanlara anlatamadıkları” değerlendirmesinde bulundu. Bu değerlendirmeyi dinleyince “mini” açıklama sonucunun “midi” olacağını algılayarak birkaç açıdan değerlendirmenin yararlı olacağına inandım. Öncelikle “bakanları görünce fotoğraf karesine gülümseyerek birlikte girme uğruna yüzüne methiyeler dizip, bakan ayrıldıktan sonra da ırgatlarımızın çalıştığı kentlere dahi giderek çocuklara şeker verir gibi yardım paketleri vererek ağıtlar yakan” yetkilileri hatırlayınca Başkan Ayhan’ı haklı gördüm.
Öte yandan zaman zaman; vatandaşın, hatta gazetecilerin, bakanlar ve diğer yetkililerin fazla hoşlanmayacağı gerçekçi yaklaşım içeren sorular üzerine agresif davranışlar sergilediklerini basından izleyince hükümet ve AK Parti’nin bazı yetkililerinin “kral çıplak” denmesinden pek hoşnut olmadıkları görülüyor. O zaman da vatandaşın sorma, sorgulama cesareti kırılıyor. Bu kez bakan veya parti, yüze karşı sorgulanamayınca, kapalı oy verme yerinde gıyabında sorgulanmak(!) zorunda kalınıyor... Oysa açık rejim gereği, hükümet ve iktidar partisi yetkilileri sorgulanmaya ne denli açık ve tahammüllü olsa, o denli puan kazanır. Başlarını kuma gömer veya sağırlar diyalogunu oynarsa da puan kaybeder. İşte buradan AK Parti İl Başkanı Ayhan’ın başını kuma gömmediği, ama “köyün delisi” olmak istemediği de görülüyor. Oysa parti il başkanları, partisinin ildeki temsilcisi, bir anlamda genel başkanının yerel sözcüsü, ama o ilin de gözü-kulağı, halkın beklentilerini bilen ve kibar, ama cesurca söyleyebilen yetkilisidir. Aksi halde yukarıdaki paragraftaki yetkililer gibi bakanın yanında methiyeler, halkın yanında da ağıtlar yakan bir “yetkili-yetkisiz” olur.
Ayrıca geçtiğimiz günlerde Adıyaman Gazeteciler Derneği Başkanı Zeki Dişkaya sekretaryalığında GAP Eylem Planı izleme kurulu adı altında bir kurul oluşturulmuştu. İşte bu kurulun olağanüstü toplanarak, Yerel Siyaset Dergisinin 30’ncu sayısında da yer alan Prof. Dr. Hacı Duran’ın Yoksulluğu Örtülen Kent başlıklı bilimsel makalesinin de ışığında bilhassa diğer illerle karşılaştırmalı olarak düzenleyeceği GAP Eylem Planı Karşı Öneri Paketini bakana sunması, böylece rahmetli Vali Recep Yazıcıoğlu’nun bir konferansında vurguladığı gibi “söylenmesi” değil, doğrudan ilgilisine “ söylemesi ” gerekir.
Bakanın ilimize gelme zamanlamasına dikkat ettiğimizde GAP Eylem Planına karşı Adıyaman kamuoyunda oluşan tepkiler sonrasına denk geliyor. O halde bu fırsatı çok iyi değerlendirmek, yalnızca 9 katlı binaları değil, gecekondularda yaşayan, Ulucami önünde bir yevmiye için saatlerce aç-susuz bekleyen işçilerimizi de göstermek, diğer deyimle yalnızca gülen yüzümüzü değil, ağlayan yüzümüzü de göstermemiz gerekiyor. Çünkü ağlamayan çocuğa “mama” verilmeyeceğini ben söylemiş değilim. Adıyaman Üniversitesi Rektörü Mustafa Gündüz’ün yerleşke plan taslak paneli ile ilgili ifade ettiği gibi “Ne biliyorsak şimdi söylemeli, yoksa da ebediyete kadar susmalıyız”
NOT: Aslında bu gün “ Allah ‘ Yıldırım ’ları Eksik Etmesin-
Mustafa IŞILDAK
m.isildak@hotmail.com 0532-422 95 28
11 Temmuz 2008 Adıyaman’da Bugün Gazetesi |



