|
SAKAL MI BIRAKALIM YOKSA?-2
O tarihlerde yazarı olduğum Güne Bakış Gazetesinde 13 Aralık 2006 günü yayınlanan “ÜNİVERSİTE VE EĞRİÇAY PARKI” başlıklı yazımı önce arşivden okuyup yorumu sonrasına bırakacağımızı dün söylemiş, yerimizi aşmamak için de arşivdeki yazının yarısını bugüne almak durumunda kalmıştık. Şimdi yazımıza, önce kaldığımız yerden devam edelim, sonrasında da asıl önemlisi yorumumuzu ekleyelim:
“Bu nedenle park iken üniversite olarak değişimi halinde benzer davaların açılmayarak hazine zararının oluşmayacağını söylemeye gerek var mı?
O halde yapılması gereken, olaya daha özenli bakarak en azından eski maliklerden bu amaç değişikliği için yazılı muvafakat almak ve böylece mevcut hukuk devleti kuralları içerisinde hukuki tedbirleri önceden almaktır. Tabii ki bu da Sayın Başkan Büyükaslan ve ekibine düşer. Aksi halde ‘son pişmanlık fayda etmez’
Konuyu çok önemli gördüğümden bu yazı ile bir kere daha mercek altına almaya çalıştım.
Şimdiki endişem bu, ama bu kez inşallah ben yanılırım...
Hem, asıl önemli olanın “ah vah” diyeni tenkit etmek değil, “ah vah” denmesini kaynağında önlemeye çalışmaktır, diye düşünüyorum.
Şimdi sıra belediyenin hukukçularında!...
Ne dersiniz?”
Yazımız böyle bitiyor.
Öncelikle, yönetime olduğu kadar yönetişime de verdiği önemden dolayı takdir ettiğim Adıyaman Üniversitesi Rektörü Mustafa Gündüz ve ekibi tarafından düzenlenen Yerleşke Taslak Plan panelinde aynı ‘sorun’un, aradan 3 yıla yakın zaman geçmesine karşın halen ‘sorun’ olarak bırakıldığını ve bu kez bizzat Rektör Gündüz tarafından dile getirilmek zorunda kalındığını üzülerek gördüm. Çoğuna göre “aykırı” olarak nitelenebilecek ön görüm, o tarihlerde belki ‘kötümser’ olarak yorumlanmış olsa da “Kötümser yalnız tüneli, iyimser tünelin sonundaki ışığı, gerçekçi tünelle birlikte ışığı ve de gelecek treni görür” sözünden hareketle yaklaşımımın kötümser mi, yoksa gerçekçi mi olduğunun yanıtını, geçen süreç kendisi vermiş bulunmaktadır.
Vali Ramazan Sodan’ın da izlediği panelde, Tıp Fakültesi için tahsis edilmesi düşünülen Atatürk Bulvarı’nın güneyindeki bölüm mülkiyetinin ve dolayısıyla yerinin “belirsiz” olduğunun dile getirilmesine, sorusuyla vesile olan İl Sağlık Müdürü Mehmet Emin Taş’ı kutluyorum. Paneldeki diğer bazı katılımcılar gibi özetlediğim gibi, bir-kaç “nifaksever” tarafından da tahrik edilebilen/edilebilecek kötü niyetli fırsatçılara 5 milyon YTL’yi adeta ‘haraç’ olarak vermeyi göze almaktansa hazine açısından en uygununun; memleketin hukuki sonucu belirsiz nice 3 yıllar daha beklemeye tahammülü kalmadığının bilinciyle, geleceğe dönük kararların siyasi olmaktan çok realist olması ve sonuç olarak EĞRİÇAY PARKI’nı koruyup TIP AKÜLTESİ için de başka bir yer aramak gerektiğini düşünüyorum.
AK Parti Siyaset Akademisi’nde verilen dersler arasına, tünelle birlikte ışığın görülmesini öğrenmek için keşke bilhassa belediye hukukçularının katılacağı tren makinistliği(!) dersi de konsaydı?
Çok akıllı olduğumuz iddiasında değiliz. Lakin ‘sakalımız yok ki, sözümüze inanılsın?’ diye bir söz var… Bazen sakal mı bırakmamız gerekiyor yoksa?
Ha… Son bir anekdot; hafta sonu katıldığım bir dost düğününün yapıldığı Sümerbank İplik Fabrikası iken özelleştirilen, özelleştirildikten sonra da konut yapılmak üzere parsellettirilen(!) yıkılmaya ramak kalmış koca tesisin girişinde rahmetli M. Kemal Atatürk’ün büstü üzerine yazılmış bir sözü dikkatimi çekti:
“Her fabrika bir kaledir” Bundan sonraki yorum sizin!
Mustafa IŞILDAK
m.isildak@hotmail.com 0532-422 95 28
8 Temmuz 2008 Adıyaman’da Bugün Gazetesi
|



