|
Sakal Mı Bırakalım Yoksa?-1
Adıyaman Üniversitesi Rektörü’nün Fatih Hilmioğlu ve Rektör Yardımcısının ise şimdiki rektörümüz Mustafa Gündüz olduğu tarihlerde, Güne Bakış Gazetesinde 13 Aralık 2006 günü yayınlanan “ÜNİVERSİTE VE EĞRİÇAY PARKI” başlıklı aşağıdaki yazımı önce birlikte okuyalım:
“Bilindiği üzere Sümerevleri Mahallesi Karaali Yolu ile Eğirçayı arasındaki yaklaşık 800 dönüm yüzölçümündeki alan, belediye tarafından imar planında PARK alanı olarak gösterilmiş ve mülkiyetin büyük çoğunluğu, belki de tamamı BU AMAÇ İÇİN KULLANILMASI KAYDIYLA kamulaştırılmış bulunmakta…
Geçtiğimiz yerel seçim arifesinde belki de “tribünden gözüksün” kabilinden birkaç bordür taşı döşenmiş ve bir miktar da ağaç dikilmiş, ancak seçim sonrasında bu ağaçlar bile sulanmayarak kurumaya terkedilmiştir. Geçen üç yıl içerisinde ise adeta Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki Maraş bölgesi gibi yıllardır belediyece el atılmadı. Belediye Meclisince Abdulkadir Kırmızı Parkı adı verilen bu parkın adı bir basın toplantısında gündeme geldiğinde Sayın Büyükaslan’ın kurduğu cümle yapısı ve beden dilinden park adının değiştirileceği kanaati edinmem üzerine sorduğumda “Hayır, öyle bir şey düşünülmüyor” diye cevap verilmiş, ancak sonradan 7–8 ay gibi bir süre sonra da anılan parkın adının Eğriçay Parkı olarak meclisçe değiştirildiği duyumları alınmıştı.
Bu adın değiştirilmesini tenkit ediyorum sanılmasın ama;
Adıyaman Üniversitesi’nin kurulması gündeme geldiğinde Belediye Başkanı Necip Büyükaslan bu parkın önce yarısının, sonra da tamamının kampus alanı olarak üniversiteye hibe edileceğini taahhüt etmişti. Dolayısıyla parkın önce adı yok olmuş, sonra da kendisinin yok olması için bir gerekçe bulunmuştu. Hatta o tarihlerde ben de üniversitenin kurulması için bu ve benzeri girişimlerinden dolayı “Bravo Başkan” diye yazmıştım.
Bu konuda meclisçe bir imar planı değişikliği yapılıp yapılmadığını veya üniversiteye tahsis kararı verilip verilmediğini bilemiyorum. Daha doğrusu belediye başkanının bireysel sözlü beyanatları dışında bu amaçla hukuksal alt yapının hangi aşamada olduğu konusunda bir bilgi de yok…
Lakin, Adıyamanlılar Vakfı’nın İstanbul’daki iftar yemeği sonrasında yapılan basın toplantısında, kamulaştırma hukuku açısından devletin zarara girmemesi için “kamulaştırma amacı park iken üniversite olarak değiştirilmesi halinde eski mal sahiplerinin geri alım davası açabileceklerini, bu konuda bir tedbir düşünülüp düşünülmediğini” sorduğum Başkan Büyükaslan, Sayın Vali Halil Işık’ın uzattığı mikrofonu almayarak bu soruyu her nedense cevapsız bırakmıştı.
Bunun üzerine Sayın Işık soruyu kendileri cevaplamak durumunda kalarak her zamanki iyi niyetli yaklaşımlarıyla “amaç üniversite olduğu ve sonuçta Adıyaman’ın faydası söz konusu olduğu için vatandaşın kötü niyetli bir yaklaşım göstererek bu kabil bir dava açabileceğini SANMADIĞINI” söyleyerek halisane temennilerini dile getirmişti.
Oysa zamanında “rica-minnet” köyüne telefon tesisatı döşettiren vatandaşların kendisi veya mirasçılarının “devlet tarlama benden izinsiz telefon direği dikmiş ve tarlamın üzerinden telefon hattı geçirmiştir. Böylece zararım oluşmuştur.” diyerek açtığı dava sonucunda kamulaştırma bedeli ve tazminat gibi adlar altında cayır-cayır para almaya hak kazandığı görülmektedir.”
Yerimizi aşmamak için yazıya virgül koyarak kalan bölümü ile yorumumuzu yarına bırakma durumunda kalıyoruz.
Eh… Ne yapalım?
Mustafa IŞILDAK
m.isildak@hotmail.com 0532-422 95 28
7 Temmuz 2008 Adıyaman’da Bugün Gazetesi |



