|
Sevmek o kadar zor mu?
Doğrudan yana olmak, barıştan yana olmak, vatanını, bayrağını, milletini, dinini, kültürünü… sevmek o kadar zor mu acaba? Bir birimizi hazmetmemiz, bir birimize tahammül etmemiz, saygı göstermemiz, haklarımıza riayet etmemiz gerçekten o kadar zor mu? Birimizin Türk, birimizin Çerkez, birimizin Kürt, birimizin Alevi, birimizin Sunni, birimizin Ateist olmasından ne çıkar? Birimizin Türk Halk Müziği, birimizin pop, birimizin Kürtçe, birimizin arabesk dinlemesinde ne sakınca var? Ortak paydalarda buluşmak en akıllıca metot olmaz mı? Etnik kökeni, etnik yapısı, yöresel kültürü, lehçesi, yaşayış biçimi her ne olursa olsun, bunları zenginlik sayarak, vatan gibi, bayrak gibi, millet gibi ortak paydalarda buluşmak, bu değerler çatısı altında insanca yaşamak o kadar zor mu? Bir ülke olarak bizden daha müreffeh ülkelerle yarışmak, ekonomik, sosyal ve siyasal olarak onlarla rekabet edeceğimize, kendi içimizde bir birimizin kanını emmek, bir hiç uğruna, birilerinin ekmeğine yağ sürerek bir birimizi öldürmek bize ne fayda sağlar? Bu vatanın evladı olduktan sonra ölen veya öldürenin ırkı, mezhebi, dili önemli mi? Türk bayrağına sarılan o güzelim şahadet yolcularının tabutlarında yatanların hepsi aynı düşünceden, aynı ırktan, aynı inançtan insanlar mı? Tabutların peşinden yürekler paralayan anaların Kürtçe ağıt yaktıklarını duymuyor muyuz? O tabutlarda yatanların hepsi Sunni’mi, Alevi’mi? Terörün dini, dili, mezhebi olur mu? Bölücülük istemeyen, kan dökülmesini istemeyen ve gerçekten masum olan Allah’ın yarattığı canı alanın dini, imanı, mezhebi olur mu? Oysa atalarımız onlarca etnik yapıdan, ırktan, renkten, milletten insanları bir çatı altında, hiçbir sorun yaşamadan, yüzyıllarca kardeşçe barındırmamış mıydı? İnsana “ insan ” gözüyle bakmak o kadar zor mu? Bu ülkede yaşayan her bir ferdin, her türlü özgürlüklerini kabullenerek, onuruyla, eşitlik ilkesi dâhilinde insanca yaşamasını istemek, misak-ı milli sınırları içerisinde, tek bir bayrak altında yaşamak imkânsız mı? Yunus’tan, Hacı Bektaş-ı Veli’den, Mevlana’dan nasiplenmek, yaratılanı severek içimizdeki kin ve hasetten kurtuluşun çaresi yok mu? Anlamış değilim gerçekten; Menfaatleri bir kenara bırakarak, kalbinde sevgiyi barındırmak, yaşamak için değil yaşatabilmek için sevmek, hiç beklentisiz, ferdi menfaatlerden uzak, toplumsal huzur için sevmek o kadar zor mu? Gelecek nesiller için toprağını sevmek, çocuklarımız için kardeşçe yaşanır bir ülke bırakmak imkânsız mı? |



