|
“ ALLAH’SIZ MÜSLÜMANLIK ”-2
Ömer Lütfi Mete’nin yazdığı 3. baskısı Mayıs ayında yapılan “Allah’sız Müslümanlık” adlı kitabından çarpıcı paragrafları paylaşacağımızı dünkü yazımızda belirtmiştik. Kitap hakkında kısmen de olsa fikir edinilebileceğini umduğum ‘Uygarlık Asalağı’ adlı bölümünükısmen aşağıya aynen alıyorum: “Ne var ki bu zihni çaba, Müslüman olarak kendimi bilinçli bir huzur içinde hissetmeme yetmiyor. Yeryüzünün birinci sınıf sakinleri arasında bulunmayışımı umursamazlık edemiyorum. Dünyevi işlerden yana asırlardır süren başarısızlık karşısında ruhsal dengemi korumak için geliştirdiğim bir avuntu mu, hakikat mi?
Müslümanlar olarak yüzyıllardan beri birer uygarlık asalağı halinde yaşamanın muhasebesinden ezilerek çıkmamak mümkün mü?
Ne hazindir ki Allah’ın sonsuz yaratıcılık gücünü bile, Müslüman olmayanların gerçekleştirdiği buluşlarla şimdi eskisinden daha iyi hayal edebiliyoruz. Bugün en uç küçüklükler ve en uç büyüklükler için kafacığımızda daha aydınlık bir algılama oluşabiliyorsa bunu da yine Batı uygarlığının geliştirdiği bilim ve teknolojilere borçluyuz. Böylece aklımız Yüce Yaratıcı’nın en çarpıcı yansıması olan artı ve eksi sonsuza, her zamankinden daha açık…
Singrid Hunke’nin Türkiye’de ‘Avrupa’nın Üzerine Doğan İslâm Güneşi’ ismiyle yayınlanan eserinde de çarpıcı bir biçimde ortaya koyduğu gibi, İslâm uygarlığının bir zamanlar bilim ve teknolojinin beşiği olması, şimdiki kısırlık ve cehalet çağımızda ruh sağlığımızı ve özgüvenimizi korumamıza yetecek bir gerçeklik midir?
Bize karşı mutlak dünyevi üstünlük kuran ve bu üstünlüğünü genellikle aşağılayıcı biçimde bize hissettirmekten zevk alan Batı toplumlarına ‘Senin bu büyük bilgi ve keşif yolculuğunu başlatan benim uygarlığımın âlimleridir’ diye böbürlenmek bugünkü geriliğimizin verdiği ezikliği ne ölçüde dengeleyebilir?
Halen yararlandığımız nice nimet ve imkânı, Allah’ın günahkâr kulları saydığımız Müslüman olmayan bilgin ve araştırmacıların çalışmalarına borçlu değilmiyiz?
Bütün bu özgüven yıkıcı gerçeklere rağmen Müslümanlığımızla gurur duymak zorundayız. Zira Kur’an-ı Kerim’in pek çok ifadesi, dolay veya dolaysız biçimde bize bu zorunluluğu ihtar edip durur.
Yüce Yaratıcı bize “İzzetin tamamı (her türlü üstünlük) Allah’a aittir” buyuruyor. Yenik ve zayıf olsak da, kimseyi kendimizden daha aziz (üstün) hissetmemiz gerektiği vurgulanıyor.
Lakin bunu nasıl başaracağız da yenikken bile kendimizi “aziz” hissedebileceğiz?
Üstelik aynı Kur’an-ı Kerim, bir Müslüman olarak utanç duygusuna kapılmamızı kaçınılmaz kılan açılımlar da getiriyor. Zira Batı uygarlığınca geliştirilmiş yeni bilim ve teknolojiler sayesinde sırrını daha iyi anlayabildiğimiz Kur’an ayetleriyle karşılaşıyoruz. Zalim ve günahkâr olduğundan şüphe duymadığımız Batılı adamın araştırma ve buluşlarının sonuçlarından yola çıkarak Kur’an-ı Kerim’in yeni yeni mucizelerini keşfedebiliyoruz.
Söz gelimi bir bakıyoruz; Allah ‘Biz her şeyi sudan canlı kıldık’ buyuruyor. Bazen dikkatsizce tercüme edildiği gibi ‘her şeyi sudan yarattık’ değil, ‘her şeyi sudan canlı kıldık’ ne demek? Batılı adamın sularda başladığı tezini geliştirmeden 1400 sene önce Kur’anı Kerim bu gerçeğe dikkat çekiyor.
Fakat bundan Müslüman adama ne pay var?...”
Evet… Kitap daha birçok konudaki ilginç sorgulamalarıyla okuyucusuna kazandırdığı derinlikle titreyip kendisine gelmesini sağlıyor.
Senaryo yazarlığını yaptığı Kurtlar Vadisi’ndeki “derin devlet” gibi…
Kitabı tanımama vesile olduğun için teşekkürler dostum…
İyi ki rastlamışım sana!…
KUTLAMA: Regaip Kandilinizi kutluyor, ortak akıl hareketi millet egemenliğinin çeşitli güç odaklarıyla birlikte siyasi parti liderlerince aday tespitine yönelik getirilen kısıtlamaların azaltılmasına ve Allah’sız Müslümanlık kitabındaki özeleştirilere duyarlılığın artmasına vesile olmasını diliyorum.
Mustafa IŞILDAK m.isildak@hotmail.com 0532–422 95 28 4 Temmuz 2008 Adıyaman’da Bugün Gazetesi
|