Öylesine Bir Yaşam Olmasın Diye
Günümüz modern insanı aynileşmiş bir yaşam içinde yaşamını sürdürüp gitmektedir. Yaptığı birçok eylemi bireylerin beğenisine sunup bir sonraki eyleme kadar kendisini pasif kılmaktadır. İnsanı birey olarak ele aldığımızda belki mikro kozmos(küçük evren) durumunda görülebilir ama insanı toplumsal olarak ele aldığımızda makro kozmos(büyük evren) durumuna geçiş yapmış olur.
Bu bireysellikten toplumsallaşmaya geçiş aşamasında insanın kabuğunu kırıp yeni oluşumlara, yeni atılımlara, yeni eylemlere geçişini temsil etmiş olmalıdır.
Toplumsallaşma basamağında insan birey olarak kendi özünü tanımlayabildikten sonra asıl üstlenmesi gereken rolü yani toplumsallaşma boyutunu kabul etmesi gerekmektedir. İşte bu noktada hayatın kırılma noktasından ya da başka bir değişle hayatın sıfır noktasından başlamak durumundadır. Bununla birlikte insani sorumluluğumuz artıyor. İnsan yaşamı boyunca birçok eylemde bulunur sever, sevilir, okur, okutur, paylaşır vb. bu eylemlerini yaş ilerledikçe bir zemine oturtmalıdır ve toplumuna karşı sorumluluk bilincinde olan hiçbir insan yaptığı o eylemleri öylesine olsun diye yapmamalıdır.
İnsan bir kitabı okurken öylesine okumaz arkadaşlık yaparken öylesine yapmaz, ders çalışırken öylesine çalışmaz mutlaka yaptığı eylemleri bir anlam çerçevesinde yapar ve kendisine şu soruları yöneltmesi gerekir neden bu kitabı okuyorum? Neden şu gazeteyi takip ediyorum? Neden şu insanla arkadaşlık yapıyorum? Neden şu televizyon programını izliyorum? Gibi sorular yöneltmelidir sürekli bu soruların yanıtlarını arar ama madde içerisinde kendisine yabancılaşan günümüz modern insanı maalesef kendisine bir türlü bu soruları yöneltmez yaptığı birçok eylemi öylesine anlamsız ve amaçsız yapar idealleri vardır.
Ama öylesine, kitap okuyor ama öylesine, üniversitelerde kariyer yapıyor ama öylesine bu öylesineler hep devam edip gider artık bu öylesine anlamsız geleceği göremeyen üçüncü dünya ülkesi zihniyetinden kurtulma zamanı gelmedi mi?
Hem birey olarak hem de toplum olarak üzerimizdeki klişeleşmiş fazlalıklarımızdan kurtulma zamanı gelmedi mi? Bir eylemsizlikten eylemliliğe girmenin zamanı gelmedi mi? Hayatın artık kırılma noktalarını görmeliyiz yoksa her şeyi öylesine anlamsız bir şekilde yapıp sonrada bir kenara geçip oturmanın zamanı değil. Gün çalışmak üretmek topluma faydalı olmak zamanıdır.
Gün birlik olma zamanı bu noktada kendimle yaşamıyorum kendimi yaşıyorum sözünü unutmamak gerekiyor ne dersiniz?
Öylesine bir yaşam olmaması dileğiyle…
Zeynal FIRAT
Zeynalfirat@mynet.com



