DOĞUŞ
Günümüz insanı hayatına belli dönemlerde anlam vermeye çalışır. Bu anlam arayışı tarihsel süreci içerisinde bir serüven gibi bazen iyi bazen de iyi olmayan olaylarla doludur. Var oluş boyutunda ele alınan bu anlam serüveni insan olmakla ve varlığın bilincine ulaşmakla olur.
Psikolog Kemal Sayar’ın dediği gibi “ Varlık yavaş yavaş doğmaktır. ” Bu doğuş bir anda olmaz insan doğar ve çevresine anlam vermeye başlar. Nasıl ki bir taşı suya attığımızda önce taşın kendisi ıslanır ve ardından çevresinden halkalar oluşturmaya başlarsa insanda önce kendisi olma bağlamında kendisini tanır ve tanımlar.
Eğer insan kendisini tanımıyorsa başkalarını da tanıyamaz ve tanımlayamaz. Ama günümüz insanı çok seslilik ve hız döneminde yaşadığı için zamanın anlamlandırılması noktasında problemler yaşar. Bu problemler insanımızın zamana ayak uydurma noktasında köşeye sıkışmasına sebep olur. Çünkü insan hiç bir şeye zaman yetiştirememektedir.
Sabahın erken saatlerinde kalkıp işlerine gidip, akşam ise televizyon karşına geçip saatlerce izleyebilmektedir.
Küreselleşen Dünyamızda insan sabah kalkar ve ilk işi kitle iletişim araçlarından birisiyle güne başlamak olur. Bu istek insanı kendisine ve topluma yabancılaştırır. Bu yabancılaşma zamanla bireyi asimile eder ve var oluş durağan bir hal alır. Küreselleşme rüzgârı bireyi kendi cehenneminde yok eder ve varlığa son verir.
Beni ben yapan ve beni diğerlerinden ayıran belirgin ve temel özellikleri hayatta atlamamalı kendimi yaşıyorum diyebilmektir.
Tüm zamanlarda bilinçli yaşamlar dileğiyle…



