GENÇLİK PROBLEMLERİ3
GENÇLİK PROBLEMLERİ–3
Toplumu oluşturan kişilerin, bağlı olduğu toplumun normlarından, yeteneklerinden, özelliklerinden, kısaca, özlerinden farklı davranmaları yabancılaşmadır. Yabancılaşma, toplumun mevcut kültür ve eğitim değerlerinden kopmadır. Bir yandan kendi toplumsal değerlerine yabancılaşan kişi, yabancılaşmış kültür ve eğitim değerlerini benimsemektedir.
Böylece eğitim ve kültür değerlerinden modern ve geleneksel çizgiler yan yana varlıklarını sürdürmektedir. Bu kültürel eğitsel çelişki sürdükçe aynı toplumun kuşakları arasında kopukluk meydana gelmektedir. Bu biçimde yetişen gençler aynı dünyalarda yaşamaktadırlar.
Bu gün farklı bir dünyaya ulaşıldığı gerçeği bilinmektedir. Bu dünyanın değerleri de kendine hastır. Ancak, bu oluşum bile kalıcı değildir. Hız ve değişim, artık yıllarla değil “AN ” la ifade edilmekte, insan ve toplumlar için sarsıcı, hatta yok edici bir mahiyette arz etmektedir. Bu yüzden kimlik kırıcı ve toplumları iç benlikleri itibariyle sarsıcı ve çözücü bir etki alanı var etmektedir.
Toplumların en karmaşık dönemleri geçiş dönemleridir. Yaşadığımız toplumda şu anda bir geçiş döneminde olduğu için kültürel olarak bazı problemler yaşıyor olabiliriz. Ama unutmayalım ki şahsiyetlerin kaybolduğu her şeyin madde planında ele alındığı bu dönemde, zorluklarla baş edebilmeliyiz. Kültürümüzü kaybetmeden modernleşebilmek günümüz insanının en büyük problemi olmuştur.
Kimliğinden uzaklaşan gençlerimiz farklı toplumların kültürleriyle yaşamaya başladıkları için yukarıda da değindiğimiz gibi kültürel farklılıkların oluşmasına sebep oluyor. Bu da gencin kimlik oluşumu döneminde kendi öz kültürünü yaşamaktan çok yabancı kültürlerin yaşamları yaşanmaya başlanılıyor. Genç bu kültür karmaşası içerisinde büyüdükçe gerçek kimliğinden çok uzaklaşmış oluyor.
Ayrıca çevresindeki insanlarla da zamanla çatışmaya başlıyor. En büyük çözülmede ailede yaşanıyor. Kültürel çözülme noktasında en büyük problem ailede yaşanılan yaşam şeklidir. Bur da günümüz anne ve babalarına çok iş düşüyor. Kendi kültürünü yaşayan anne baba bu çocuklarına da yansıtabilir. Ama günümüz modern dönemde her şey sanallaştığı için kültürel yaşantılarımızda sanallaşmaya başladı. Çocuk dünyaya gelir gelmez kendisini teknolojik bir yığının içerisinde buluyor.
Özellikle kitle iletişim araçları yanlış kullanıldığı için bizi bizden uzaklaştırıyor. Televizyonlarda yapılan programlar artık sınır tanımıyor. Farklı farklı kültürlerle bizi karşılaştırdığı için bizlerde kültürümüzden fazla haberdar olmadığımızdan her şeyi bir kaset gibi zihnimize kaydediyoruz. Bu da zamanla kültürel yozlaşmaya yani verilen her şeyin kültür olarak bilinip alınmasına sebep oluyor.
Bizler önce birey olarak sonrada toplum olarak üzerimize düşen görevleri yerine getirirsek kültürümüzün kaybolmasını önlemiş oluruz. Bunun için önce aile kurumumuzu kurtarmakla işe başlamalıyız. Devlet olarak da kültürümüzü ön plana çıkarıcı faaliyetler gerçekleştirirsek daha sağlıklı sonuçlar elde etmiş oluruz.
Kitle iletişim araçlarını da daha faydalı çalışmalar yapma noktasında teşvik etmeliyiz. Ama unutmamamız gereken bir şey var ki kültürümüze sahip çıkmak ve onu yaşatmak için önce kendimizden başlamalıyız. Sonrasında ise tüm topluma yansıtmalıyız. Bireyin inşası olmadan toplumun inşası olmaz.
Kültürümüzü yaşamak ve yaşatmak dileğiyle…
ZEYNAL FIRAT
PİANALİTİK DERSHANESİ
REHBER ÖĞRETMENİ