Pazar günü hiçbir program olmaksızın Gazetemize uğradım Deniz Feneri Medya ilişkileri sorumlusu Bekir KAPLAN’DAN gelen Davet üzerine birkaç gazeteci arkadaş ile Deniz Feneri’ne ait yardım deposuna gittik gördüğüm tablo beni hem şaşırtmış hem duygulandırmış, hem de düşündürmüştü muntazam bir şekilde paketlenen koliler üzerindeki etiketlerde yardıma ulaşacağı açık adresler her yardım paketinin teslimatını belgelemek için hazırlanan çeşitli evraklar.
Hafta sonu olmasına rağmen ilgililerin hummalı çalışmaları beni mest etti. Böyle bir çalışma temposunu insanlara ücret karşılığı yaptırmak imkânsız olsa gerek. Bir insanın bu kadar efor sarf etmesinin tek sebebi manevi duygular ile alakalı olsa gerek. İnsanları az da olsa mutlu ederken manevi haza ulaşmak olsa gerek.
Beynimde fikirler çatışması devam ederken arabalara yüklediğimiz yardım kolileri ile varlık mahallesinin yolunu tuttuk. Belirtilen adreslere ulaşmakta zorlan sakta giyim ve gıda dan oluşan kolileri bir bir yardıma muhtaç insanlara teslim ettik.
İşin ilginç tarafı Deniz fenerinin yardım dağıttığını gören mahalle sakinleri kendilerinin de müracaat ettiklerini kendi adlarına yardımların gelip gelmediklerini soruyorlardı.Bu kadar ilgiyi görünce dayanamadım.yetkili arkadaş Bekir kaplan a Adıyaman dan Size bu kadar talep var mı? Diye sormadan duramadım. Aldığım cevap beni biraz daha şaşırtmıştı.
Ülke içerisinde Deniz Feneri’ne talep sıralamasında ilimizin ilk beş içerisinde olduğunu belgeleyince hayretler içerisine düştüm.
Deniz Feneri ilimizde belirlenen 2445 aile için yaklaşık yedi yüz bin YTL(yani 700 milyar)’lık bir yardım dağıtımına başlamış bu gerçekten önemli bir rakam.
Birkaç saat içerisinde gördüğüm manzaralar yani insanlarımızın çaresizlikleri beni gerçekten utandırdı. Bir o kadar da üzdü. Düşünebiliyor musunuz? Biz bu insanlar ile aynı havayı teneffüs ediyoruz ama dünyalarımız çok farklı işin üzücü tarafı da onların varlıklarından habersiz biraz daha yukarıdakilere kavuşma çabası içerisinde olmamız.
Dünyaya Mal olmuş Deniz Feneri olsun ilimizde kısıtlı imkanlara rağmen bu insanlara yardım edebilme çabası içerisinde olan umut ışığı olsun Çalışmalarına aralıksız devam eden gökkuşağı olsun hepsi bir şeyler yapabilme adına efor sarf ediyorlar.
Ama bütün bu iyi insanların çabası geçici bir rahatlığa sebep olsa da çözüm değil işin mantık tarafı bu insanlara balık yedirmeyeceksin. Balık tutmayı öğreteceksiniz. İşte o zaman meselenin özüne inmiş olursunuz.
Sosyal devlet anlayışının gereği de budur. Yoksa öyle miting alanlarında şaşalı gösteriler eşliğinde nutuk atarak olmuyor bu işler.
Benim siyasilere tavsiyem alanlardan çok bu insanları ziyaret etmeleri ve Ankara Yolunda taşıyacakları çantalarına bu insanların sorunlarını çözecek projeler koymaları aksi takdirde bu insanların ızdırap, açlık ve sefalet çektikleri her saniyenin hesabının bizden sorulacağının da unutulmaması gerekir.
Eğer hepimiz kardeşiz gerçeğini görebiliyorsak.



