2008 Avrupa Futbol Şampiyonası serüveni eleme grubu maçlarıyla başladı. Grup maçlarına çok iyi başlamamıza rağmen düşen performansımız milli takımla beraber bizi bir hayli sıkıntıya soktu. Zor bela da olsa gruptan çıkmayı başardık.
İsviçre ve Avusturya’nın ortaklaşa düzenlediği 2008 Avrupa Futbol Şampiyonası başlarken kadroya alınmayan veya alındıktan sonra turnuva kadrosundan çıkartılan futbolcular spor kamuoyunu bir hayli meşgul etmişti. İlk maçımız olan Portekiz maçı sahaya sürülen yanlış kadroya oynadığımız amatörce futbolda eklenince mağlubiyet kaçınılmaz oldu. İşin doğrusu fark yemekten kurtulmuştuk. Maç sonrası herkeste ümitsizlik baş gösterirken teknik kadroya acımasız eleştiriler başlamıştı bile. Eleştiri yapanlar dozunu kaçırsa da haksız sayılmazlardı.
Grupta oynayacağımız ikinci maç var olma maçıydı. İşimiz zordu. Rakip ev sahibi İsviçre’ydi. Geçmişten kalan bir de hesabımız vardı ama teknik kadro sahaya doğru 11 i sürmüştü de biz burada kavrulurken sağanak şekilde yağan yağmur ve göl tarlası haline getirdiği saha futbolcularımızla beraber bizleri de şaşkına çevirmişti.
Daha neler oluyor derken ilk yarıyı geride kapattığımızı hakemin düdüğü ile ancak anlayabildik. Her şey bitti mi derken ikinci yarı sahaya çıkan haysiyetli ve onurlu futbolcularımız hayır biz daha son sözümüzü söylemedik diyerek turnuvanın ilk zaferine imza attılar. Derken çeklerle oynanacak gurubun final maçına gelmişti sıra. Yine geriden gelerek son 15 dakika da 3 gol atma başarısını gösteren ve galip gelen takımımız herkesi şaşırtmıştı.
Neler oluyor bu Türklere diye sesler yükselmeye başlamıştı. Çeyrek finaldeki rakibimiz grubunda 3 maçı kazanan müthiş tekniği, süratli oyunu iyi sergileyebilen Hırvatlar olmuştu. Spor kamuoyu maç öncesi mutlak favori olarak Hırvatları gösteriyordu. Bize az da olsa şans verenler grup maçlarımızı izledikten sonra acaba diyenlerdi.
Bu atmosferde başlayan çeyrek final maçı kora kor geçiyordu. Uzun yıllardır bizden uzak olan şans faktörü son maçlarla beraber bu maçta da yanımızdaydı diye düşünürken 119. dakika da gelen kol ümitlerimizi bitirmişti. Bu da olmaz ki diyerek dövünürken mucize gerçekleşti. İlahi güç yine müdahale etmişti olaya ve bir dakika sonra hiçbirimizin nasıl olduğunu anlayamadığımız gol geldi görememiştik ama Hırvat filelerindeki top ve hakemin santrayı gösteren işareti çılgına dönmemiz için yeterliydi.
Penaltılara geçilince ümitlendik. Çünkü topun başına gelen her Hırvat futbolcu niye ben atıyorum ki ifadesi ve gerginliğini taşıyordu. Gördüğümüz bu resimler bunları eleyeceğimizi gösteriyordu. Ve Hırvatistan’ı da evine göndermiştik.
Bu maç sonrası dünya spor kamuoyunun ortak görüşü bu Türkleri ilahi güç koruyor yönündeydi. Evet, bizi ilahi güç koruyordu. Çünkü dünya da yaşayan milyonlarca Müslüman kâinatın sahibine yalvarmış yardım dilemişlerdir. Kâinatın sahibi de bu yakarışlara kayıtsız kalmamış yardım elini uzatmıştı ama saha da canlarını dişlerine takarak insanüstü mücadele eden çocuklarımız da unutulmamalıydı.
Evet, şimdi yarı finaldeyiz. Rakip turnuvaların kupa canavarı Almanya.