SON DAKİKA
Anasayfa | Künye | Sitene Ekle | Bize Ulaşın | Giriş Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle
Web Stats
Yazı Karakteri Boyutu:
   
04 Aralık 2007 Salı 11:53
  Yusuf DÜNDAR
  Sesleniş
TÜRKİYEDE TÜTÜN ÜRETİMİ VE TEKEL

Yusuf Dündar’ın Araştırma Yazısı

 

TÜRKİYEDE TÜTÜN ÜRETİMİ VE TEKEL

 

1.      TÜRK TÜTÜNCÜLÜĞÜNÜN GENEL DURUMU

 

Türk Tütüncülüğünü TEKEL’den, TEKEL’i Türk Tütüncülüğünden ayrı düşünmek mümkün değilken, son yıllarda çıkarılan yeni düzenlemeler ve en son çıkartılan 4733 sayılı yasa ile birlikte bu bağ koparılmıştır. Türk Tütüncülüğü sahipsiz kalmış, yeni yasa ile birlikte tek taraflı sözleşmelerle tüccarların insafına bırakılmıştır.

 

13 yıl önce ( 1994) 600 bin üretici, aileleriyle birlikte 3 milyon insan tütün üretiminden geçimini sağlamakta iken, bugün bu rakam 285 bine gerilemiştir. Tütün üretimi ise 270 bin tondan 140 bin tona gerilemiştir.

 

Bilindiği gibi, yerli tütünlerimiz verimsiz kıraç tarlaların ürünüdür. Buralarda yetiştirilen diğer ürünlerde karın doyurmayacağı için, ikame ürün yetiştirme mümkün değildir. Üreticilerde aynen bu topraklar gibi fakir, topraksız veya çok az toprağı olan gariban insanlardır. Uygulanan politikalarla bu insanların büyük çoğunluğu göç etmek, tütün üretiminden vazgeçmek zorunda kalmışlardır. Uygulanan üretim kotaları yanında, yeni çıkan yasaya dayanarak tek taraflı sözleşmeler imzalamak zorunda kalan üreticilerin durumu içler acısıdır.

 

Önce (1996) 200 kg ‘lık  kotalarla iyice sıkışan, büyük gelir kayıplarına uğrayan tütün üreticileri daha sonra 4733 sayılı yasanın çıkmasıyla sözleşmeli üretime geçilerek tüccarların insafına bırakılmışlardır. Söz konusu 315 bin üretici bu tek yanlı, tek taraflı sözleşmeler ve kotalarla yalnız, sahipsiz bırakılmış ve yerlerinden, yurtlarından tarlalarından koparılmışlardır. Kalan 285 bin üreticide aynı koşullarla ve aynı zorlamayla karşı karşıyadır. Son yıllarda uygulanan fiyat politikaları ve varolan koşullar aynen devam ederse yakın bir zamanda bu üreticilerin yarısı yine Büyükşehirlerin yolunu tutacak, varoşların o bilinen olumsuz koşullarına katlanmak zorunda kalacaklardır.

 

Tütüncülükte asıl sorun son yıllarda uygulanan politikalardır, daha doğrusu politikasızlıktır. Ne ürün politikası, ne üretim planlaması ne de sektörü ayakta tutacak, üreticiyi bilinçlendirip yönlendirecek çatı örgüt, hiç biri mevcut değildir.

 

2.      TEKEL’İN DURUMU

 

TEKEL Türkiye Sigara Piyasasının tamamına hakim iken, bugün %30’ların altına gerilemiştir. 1986’dan itibaren 20 yıllık bir süreçte üretici 285 bine, tütün üretimi 300 bin tondan 140 bin tona gerilemiş, 15 milyar dolarlık sigara piyasası Amerikan Blend sigaralara terk edilmiştir. Teknolojisini yenileyememiş, yeni istihdam alanları yaratamamış, uygulanan politikalarla çok uluslu şirketlerle rekabet edemez duruma getirilmiştir. Siyasilerin arpalık olarak görmeleri, siyasi kadrolaşmalar ve yönetici kadrolara tecrübeli, başarılı, birikimli insanların getirilmemesi de bu süreci hızlandırmıştır. Beş ayrı müessese ve üç ayrı sektöre hakim dev bir kurum iken özelleştirme politikaları ile, yok olma sürecine bırakılmış durumdadır.

 

Bu yok olma süreci tam da TEKEL’in getirilmek istendiği noktadır. Çok uluslu şirketler planlarını yapmışlar, sinsice uygulamaya koymuşlar ve başarmışlardır. Gerek IMF politikalarıyla, gerek siyasi kirlenmişliği kullanarak gerekse, bizzat Uluslararası siyasi ilişkileri kullanarak bunu başarmışlardır. Bu haliyle TEKEL’e önlem alınmaz ise gittikçe eriyerek, kendiliğinden yok olacaktır.

28.07.2005 tarihinde Resmi Gazete de yayınlanan yeni düzenlemede paket başına 1,2 YTL. Vergi tabanı getirilmiştir. Filtresiz üretim yapan 0,5 YTL ‘e sigara satan tek kurum TEKEL’dir. Bu sigaraları artık üretmesin denmek mi istenmiştir? Bu sigaraları alım gücü çok düşük kırsalda yaşayan gariban vatandaşlar tüketmektedir. Onlarda sigara içmesinler mi denmek istenmiştir? HAYIR!…

 

Tekel daha fazla zarar ediyor görünecek ve kamuoyuna bu doğrultuda beyanatlar verilecektir. Bu uygulamayla yerli harmanlardan elde edilen sigaralarla ikinci sınıf Blended sigara fiyatları arasındaki fark iyice daralacak ve Blended sigaraların satışları daha çok artacaktır. Çünkü yerli harmanlarla elde edilen sigara fiyatlarında çok ciddi (%22’e varan) zamlar zamanında yapılmıştır. Bunun sonucunda ne olacak? Piyasada TEKEL ürünlerinin payı gittikçe düşecek, yerli sigara satışları iyice azalacak, TEKEL’in zararı katlanarak devam edecek ve sigara fabrikaları üretim yapamaz durumda bırakılacak, en sonunda da birer birer kapatılmaya doğru gidilecektir.

 

“TEKEL’de yeni yatırımlar yapacağız, yeni düzenlemelerle TEKEL’i daha cazip hale getireceğiz, daha yüksek fiyatlara satacağız.” Diyenler bunları bilmiyorlar mı? Ortada satılacak bir şey kalmayacak ki. Çok uluslu şirketler milyarlarca dolar yatırım yapıp TEKEL’i almak yerine, gerekli düzenlemeler ve uzun vadeli planlarla  TEKEL’i  almadan da istediklerini yapmış olacaklardır. Gittikçe zayıflayan, günden güne eriyen ve yok olmasına ramak kalan bir kuruma neden milyarlarca dolar yatırım yapsınlar ki, istediklerini zaten yaptırmış, 15 milyar dolarlık sigara piyasasına hakim olmuş, kendi üreticisinin tütünlerini istedikleri fiyatlarla satmış olacaklardır.

 

Çok uluslu şirketler özellikle ABD Avrupa’da sigara tüketiminin gittikçe azaldığını, milyarlarca dolar tazminat ödemek zorunda kaldıklarını ve artık yüksek karlar elde edemeyeceklerini görmüşler ve kendilerine yeni pazarlar aramışlar, genç bir nüfusa sahip, büyük bir Pazar olan Türkiye’yi hedef almışlardır. Kendi ülkelerinde yapamayacaklarını buralarda rahatlıkla yapacaklar, ceplerini doldurmaya devam edeceklerdir. Bir an varsayalım; TEKEL satıldı, veya şimdiki gibi bilinçli bir şekilde erimeye bırakıldı ve piyasadan çekildi. Şu an var olan 285 bin üretici ne olacak? 13 bin TEKEL çalışanını hangi koşullar bekliyor? 25 milyon sigara tüketicisinin sağlıksız ve kontrolsüz veya kaçak sigaralar karşısında durumu ne olacak? TEKEL’in satılmasını veya yok edilmesini isteyenler bu soruların cevabını vermelidir.

 

4733 sayılı yasa ile üreticinin ve de tüketicinin korunması mümkün değildir. Bu yasa Türk tütüncülüğüne, üreticiye büyük darbedir. Özellikle üretici lehine olabilecek düzenlemeleri göz ardı etmişlerdir. Yasada yer alan açık arttırma merkezleri kurarak tütünün açık arttırma ile satılmasını sağlayacak bir uygulama tercih edilmemiş, tek taraflı sözleşmelerle üretim yapma imkanı verilen tüccarda tabi ki, sözleşmeli üretimi tercih etmiştir. TEKEL’e 200 kg’lık kota ile sözleşme yaptırılarak üretici tüccarın kucağına iletilmiştir. Bu anlamda TEKEL üretici karşısında da güvenini yitirmiş, gözden düşürülmüştür. TEKEL bütün bu süreçte topluma bir kara delik, satılması, kapatılması gerekli bir kurum olarak tanıtılmaya çalışılmış ve büyük oranda da başarılı olunmuştur.

 

TEKEL ve tütüncülüğümüzle ilgili olarak öncelikle 4733 sayılı yasanın değiştirilmesi, gerçekten konunun bütün taraflarının uzmanlarıyla konuşularak, tartışılarak daha kapsamlı hem üreticiyi, hem tüketiciyi koruyan nitelikli yeni bir yasal düzenleme yapılmalıdır. Siyasi iktidar bu konunun önemini kavramalıdır. Hem istihdam açısından, hem ekonomik açıdan, hem de halk sağlığı açısından önemli ve öncelikli bir konu olarak gerekli hassasiyet gösterilmelidir. İşsizliğin birinci derecede bir sorun olduğu bir ülkede istihdam göz ardı edilemez. Bu ülkede dün 600 bin Aile  tütün üretiminden geçimini sağlamakta iken, bugün bu rakam 285 bine düşmüştür. Yakın bir gelecekte de 100 binlere kadar düşecektir.

 

 

 3. TÜRK TÜTÜNCÜLÜĞÜNDE VE TEKEL’DE ÇIKIŞ YOLLARI

 

Günümüz koşullarında artık şu ayırımı yapmalıyız. Tütün tarımı ve tütün piyasası, sigara sanayi ve sigara piyasası ve  TEKEL. Bunlar birbirleriyle ilişkili ( geçişli bir konu)  olsa da gelinen şu noktada bu üç konu ayrı ayrı ele alınmalı ve değerlendirilmesi yapılmalıdır. Sonra ilişkilerini ve etkilerini göz önünde bulundurarak genel politikalarımızı belirlemeliyiz.

 

a)      Tütün tarımına öncellikle istihdam boyutuyla bakmamız gerekir. 10 yıl önce 600 bin Aile tütün üreticisi iken, bugün 285 bine düşmüştür. Bunların çok az bir kısmının ikame ürün yetiştirme projeleriyle diğer ürünlere kaydığı, büyük çoğunluğunun uygulanan yanlış politikalarla tütün üretiminden vazgeçerek göç ettiği, büyük şehir varoşlarına yerleştiği bilinen bir gerçektir. Bunun daha da gerileyeceği şimdiden bilinmektedir. Bir kişinin istihdamı için gerekli yatırımın ne olduğunu göz önünde bulundurursak, 315 bin kişinin istihdamı için ne kadar büyük yatırımlara ihtiyaç duyulduğunu  daha iyi anlarız. Diğer taraftan zorluklar karşısında, ekmek parası için Büyükşehir varoşlarına göç eden bu insanların sosyoekonomik ve kültürel sorunları ayrıca ele alınıp incelenmesi gereken önemli bir konudur.

b)      Türkiye’de sigara sanayi bu şekilde kontrolsüz ve sorumsuz bırakılamaz. Geçmiş yıllarda sigaranın insan sağlığına olumsuz etkileri bakımından TEKEL’in (dolayısıyla devletin) sorumluluğu bir yana, 1986’da tütün tekelinin kaldırılması ve özel sigara fabrikalarının üretime başlamasından günümüze kadar bu konuda hiçbir şey yapılmamıştır. Artık bu konunun önemini kavramalıyız. Gerek sigara üreten firmaların özendirici şekilde reklam ve sponsorluklar yapması konusunda, gerekse insan sağlığına olan olumsuz etkilerinin azaltılması konusunda gerekli yasal düzenlemeler yapmalıyız. Bu konuda etkin denetim mekanizmaları oluşturmalı, TAPDK’nın yaptığı göstermelik denetimlerle yetinmemeliyiz. Sigara sanayine dönük bir sağlık fonu oluşturarak, tamamen bu konularda faaliyet gösteren  kurumlara ve projelere kaynak yaratmalıyız.

 

Özellikle kaçak sigaralarla ilgili etkin denetim mekanizmalarını oluşturmak, gerekirse kolluk güçlerinin yardımıyla bu tehlikeli gidişi durdurmak zorundayız. Bu hem devletin vergi kaybından doğan ekonomik sebepler, hem de insan sağlığı açısından oldukça önemli bir konudur. Kaçak önlendiği zaman, Devlet TEKEL’i satmak istediği kadar ek bir vergi toplayabilecektir, hem de her yıl. İnsan sağlığı açısından da oldukça önem verilmesi gereken bir konudur. Kaçak satılan sigaraların bir çoğu nerde, hangi koşullarda üretildiği belli olmayan sigaralardır. Bir kısmı da kullanım süresi dolmuş, harmanlara katılan sos ve koku maddeleri bozulmuş insan sağlığı açısından çok riskli durumdaki sigaralardır.

 

4. SONUÇ   

 

Sonuç olarak yapılması gerekenler bellidir. Her şey bitmiş değildir. Henüz yolun sonu gelmeden gerçekleri görmeliyiz. Çok uluslu şirketlerin sinsi politikalarına, entrikalarına dur demeliyiz. Ulusal çıkarlarımızı ve halk sağlığını öne çıkaran yeni düzenlemeler zaman geçirilmeden gerçekleştirmeliyiz.

 

Bunun İçin Yapılması Gerekenleri Şöyle Sıralayabiliriz;    

 

1)      4733 sayılı yasa değişmelidir.

2)      Üretici birliklerinin kurulması ve güçlenmesi için gerekli destek sağlanmalıdır.

3)      Tek yanlı sözleşmelerle üreticilerin tüccara karşı çaresizliğini doğuran sözleşmeli üretimden vazgeçerek açık arttırma merkezleri kurulmalı ve bunun dışında tütün alım-satımına engel olunmalıdır.

4)      Tütün ofisi oluşturulmalı veya bu nitelikte çalışacak TAPDK ( Tütün, Tütün Mamuleri ve Alkolü İçecekler Piyasası Düzenleme ve Denetleme Kurumu)’ya bağlı bir birim oluşturularak açık arttırma merkezleri bu kuruma bağlı olarak çalıştırılmalıdır. ( böyle bir birim, üretici birliklerini ortaklığı ile de oluşturulabilir.)

5)      Bu kurumun uzmanlarınca tespit edilen fiyat üzerinde açık arttırma yapılmalı ve üzerinde fiyat oluşmazsa bu birim kendisi tütünü almalıdır.

6)      Genel anlamda üretim planlanmalı, ülke ihtiyaçları ve ihracat olanakları dikkate alınarak  ülke, bölge ve menşe kotaları oluşturulmalıdır. Bu kotalar her yıl güncelleştirilmelidir. Bu kotalar üretici üzerinden değil, arazi üzerinden yapılmalıdır.

7)      AB uygulamaları dikkate alınarak tohum, ilaç, mazot desteği sağlanmalıdır. Çapa ve kırımda faizsiz avans kullandırılmalıdır. Özellikle Virginia ve burley tütünü üretecek çiftçilere ve kurumlara uzun vadeli işletme kredisi temin edilmelidir.

8)      Sigaranın insan sağlığına olumsuz etkilerini azaltacak projeler için destek sağlanmalı ve bu amaçla çalışan gönüllü kuruluşlar desteklenmelidir.

9)      Sigara satışında sağlık fonu oluşturulmalı ve sadece bu amaca dönük olarak kullandırılmalıdır.

10)  Sigarayı özendirecek reklam ve sponsorluklar engellenmelidir. Sigara markalarının sinema, gösteri gibi kültürel etkinliklerle gençleri özendirecek şekilde reklam yapmalarının önüne geçilmelidir.

11)  TEKEL özelleştirme kapsamından çıkartılmalıdır. Atıl durumdaki arsa ve binalar yasa koşullarında değerlendirilmeli ve bu gelirleriyle kurum olarak teknolojisini yenilemeli, yeni istihdam alanları yaratacak doğrultuda faaliyet göstermelidir.

12)  TEKEL’in Yaprak Tütün ve sigara  sanayi aynı çatı altında birleştirilmeli ve ayrı bağımsız ve özerk bir kurum olarak faaliyet göstermelidir. Böylece sigara ve tütün sektöründe özel sektör tekelini oluşması engellenmiş, bunlarla rekabet edecek düzeyde güçlü ve teknolojisi, yeni bir kurum meydana getirilmiş olacaktır.

13)  TEKEL’de sonu gelmeyen yolsuzluk iddialarının önüne geçmek için alım-satım komisyonlarında ( Yaprak Tütün dahil) sendika temsilcilerini ve uzman meslek mensuplarının oluşturduğu kurum temsilcilerinin de bulundurulması şartı getirilmelidir.

14)  TEKEL’de yönetsel ve teknik konularda uzman kişilerde oluşacak danışma komisyonları kurulmalı ve komisyonların aktif bir şekilde çalışmaları sağlanmalı, ihracat şubesi genişletilmeli ve gerçek anlamda ihracat seferberliği yaratacak şekilde donanımlı, ehliyetli kişilerden oluşacak bir ihracat bürosu oluşturulmalıdır.

 

      Yetkililerin Tekel A.Ş’nin ve tütün sektörünün tüm sorunlarını çözüme kavuşturacak önlemleri almalarını umut ediyorum.

Bu yazı toplam 213 defa okunmuştur
Yazarın Diğer Yazıları

    Gazete 1. Sayfaları
    » Piyasalar
$ USD
1.7050
€ Euro
2.1310
IMKB
20.957
Altın
40.27
    Linkler
Tut haber
tut haber
Adıyaman Haber
adiyaman-haber
Yaşam
adiyaman-haber
adıyaman
adıyaman-haber
adıyaman haber
adiyaman-haber
Gölbaşı Haber
gölbaşı-haber
Adıyaman Haber
adiyaman-haber
Bilal KARADAĞ
adiyaman-haber
adıyaman
adiyaman-haber
Naif KARABATAK
gazete adıyaman
Kemal ÖZER
adiyaman-haber
Yusuf DÜNDAR
adiyaman-haber
İsmail Hakkı KOÇAK
adiyaman-haber
Naif KARABATAK
gazeteadiyaman
Okuyucu Mektupları
Özgür KARAKAYA
Gölbaşı Haber
gölbaşı-haber
Kahta Haber
kahta haber
Kanal5 TV
Kanal 5 Sorumlusu İhsan Kuzu
Sincik Haber
Şehit Tahir YETKİN
Tüm Yazarlar
    Anket
    Milletvekillerimizin Adıyaman ile ilgili çalışmalarını yeterli buluyor musunuz?
    Evet
    Bazıları Çalışıyor
    Hayır
    Bilmiyorum