Son günlerde ülke Başbakan ile medya patronu Aydın Doğan’ın kavgasına tanıklık ediyor.
2002 den bu güne tamamen olmasa da kısmen hükümet yandaşı yayınlar yapan ve AK parti Hükümetini destekler bir politika izleyen suya sabuna dokunmayan Doğan medya gurubu bir anda başta başbakan olmak üzere ak parti hükümeti aleyhinde inanılmaz bir kampanya başlattı.
Gelişen bu süreçte alışılmışın aksine başbakandan da sert açıklamalar gelince Ergenekon’a Benzer bir tablo oluştu. Her iki tarafta bildiklerini kamuoyu ile paylaşmaya başladılar.
İlk olarak Almanya’da patlak veren Deniz Feneri hadisesini başbakanın içinde bulunduğu bir oluşum olarak manşetlerine taşıyan Doğan medya gurubu bunun karşılığında başbakandan Hilton meselesi cevabını alınca gelişen bu hadise bir anda ülke gündeminin ana konusu oldu. Bütün bu yaşananlardan sonra yaygın medyada da ikiye bölündü.
Olaya objektif olarak baktığımızda doğan medya gurubunun iddia ettiği Deniz Feneri hadisesi Almanya’da mahkeme safhasında haliyle sağlıklı bilgi sahibi olmamız için bu sürecin sonunu beklemek gerekir. Ancak o zaman Almanya’da ki meselenin uzantılarının Türkiye’de olup olmadığını görebiliriz.
Ama başbakanın açıklamalarından sonra öğrendiğimiz Hilton kağıt kaçakçılığı vb. olaylar gerçektende irdelenmesi gereken konular. Ülkede nüfusun yarısından çoğu açlık sınırındayken Hilton olayında İstanbul büyük şehir Belediyesinin atacağı bir imza ile Aydın Doğan milyonlarca dolar kazanacaksa ki bundan önce bu yollarla büyük kazançlar elde ettiği aşikârdır bu da ekonomik anlamında bir Ergenekon olsa gerek. Devlet savcılarının bu ve benzeri olaylara el koyması ve aydınlatması gerekir.
Düşünüyorum da meğerse ülkemizde servet sahibi olmak ne kadarda kolaymış.
Bir an UZAN gurubunun yaşadığı süreç geldi aklıma siyasete giren ve ciddi manada oy alan Cem Uzan o dönemin medya patronu idi ve meydanlarda başbakanın şahsına hakaret edince (bursa mitinginde) adeta sonunu hazırlamıştı ve o dönemde doğan gurubu başbakanın yanında yer almış ve hükümetin birçok nimetinden yararlanmıştı. Tarihe gömülen Uzan Gurubundan sonra sanırım şimdi sıra Doğan gurubunda.
Doğan gurubu bu son çıkışı ile ekmek yediği sofraya bıçak saplamış oldu. Başbakan da elleri ile büyüttüğü canavarla uğraşmak zorunda kalacak.
Aslında Aydın Doğan ülkede çok kısa sürede inanılmaz bir servetin sahibi oldu bunları yaparken de son dönemlerde yandaşı olarak kabul ettiği ve beraber hareket ettiği CHP de var.
Akla ilk gelenler ve cevap bekleyen birkaç önemli soru konunun ciddiyetini belgeler cinsten.
1. Doğan Grubu Petrol Ofisi'ni İş Bankası ile birlikte satın almıştı. %50-%50 ortak.
Sonra Doğan Grubu kontrolündeki Vatan Gazetesi ve Aydın Doğan medyası İş Bankası yönetimine saldırıya geçtiler. Önce Genel Müdür, sonra Yönetim Kurulu Başkanı Metin Tiryaki hedef alındı. Günler süren yayınlar yapıldı. Ne oldu? İş Bankası, elindeki Petrol Ofisi hisselerini Aydın Doğan'a sattı. Hem de Aldığı günkü fiyattan. Şirketin kazandığı değer göz önüne alınmadan.
2. Aydın Doğan, sahibi olduğu Dışbank'ı üç yıl önce 1 milyar Euro'ya Fortis'e sattı.
Peki, Aydın Doğan Dışbank'ı kimden satın almıştı?
İş Bankası'ndan.
Dışbank, İş Bankası'nındı. Sonra Aydın Doğan'a 17 milyon dolara. Satıldı.
Ama Aydın Doğan'dan beş kuruş para çıkmadı.
Çünkü satın alması için gerekli parayı da yine İş Bankası verdi.
Kim ne dersin desin burası Türkiye gemisini yürütende kaptan ama menfaatler çakışmadığı sürece tabiî ki.
Varsın ülke nüfusunun yarısından çoğu açlık sınırında olsun kimin umurunda Sanki..!!!!



