Başlığa bakıp ruhani ile ruh hani’yi karıştırdığımı sanmayın. Bilakis bilerek yazdım. Çünkü Ruhani lider vasfını bulamadığım, kısaca ruhtan yoksun gördüğüm yani ruhsuzun tekine ruhani lider vasfı yakışmıyor.
Kendisini biraz araştırayım dedim. Sonuç olarak;
Kardinaller Kurulu Başkanı Joseph Alois Ratzinger, 1927'de orta sınıfa mensup Bavyera'lı bir ailenin çocuğu olarak doğdu. Babası polisti. 14 yaşında, Nazilerin gençlik kollarına katıldı; Savaş patlak verince ilahiyat eğitimine ara vermek zorunda kaldı ve kendini Münih'teki bir uçaksavar birliğinde buldu. Savaşın sonlarına doğru ordudan kaçmasına rağmen 1945'te bir süre müttefikler tarafından savaş suçlusu olarak esir tutuldu.
Papalığa seçilmeden önce tutucu bir Alman Kardinali olan Ratzinger'in 24 yıllık başkanlığı süresince Katolik Kilisesi'nin eski Engizisyon Kurumu'nun devamı niteliğindeki Dinsel Öğretiler Kurulu, muhtelif Katolik ilahiyatçılarının ve din adamlarının "görüşlerinden dolayı sorgulandığı, kızağa çekilmekten görevden almaya" kadar uzanan cezalar yağdırmaktan da çekinmeyen bir kurum haline dönüşmesini sağlamış.
Papa hakkında internet ortamında gerek haber gerekse konu başlıklarında daha detaylı ve yazılması hakaret ve suç sayılabilecek yazılar bulunmasına rağmen seçici davranmak istedim.
Kısa hayat hikâyesinden de anlaşılacağı üzere bulunduğu konumu hak etmeyen birisi. Demek ki torpilius sadece bizde değilmiş. Avrupalı da farkında torpil işlerinin.
Daha önceki papaların hayatını bu kadar merak etmemiştim. Onlar kendilerine kurşun sıkanları dahi affetmesini bilmişlerdi.
Bu Papa, kurşun gibi sözler ile ayrımcılığın en hakikisini yapmaya çalışan bir donsuz kişot.
Ülkemin sistemine bak ki, bunun gibi beş para etmezleri hesaba alıp çeşitli etkinlikler ile güzel ülkemin güzel gençlerini kendilerine çekmeye çalışmasına bir nevi fırsat veriyoruz. Hatta yemek davetini “Dünyevi” kandırmacası ile kabullenmiyor. Aslında hani bizde bir söz vardır.”Yav bu bana canım dese anama sövüyor gibi geliyor” cinsinden olduğundan yemek davetini kabullenmiyor.
Bir de onu protesto ettirmeyecek zihniyete birkaç sözüm var. Bu nasıl bir zihniyettir ki, en demokratik hak olan izinli protesto vb.lerine izin verilmeyecektir. Ne yani bu entarili ruhtan yoksunu protesto etmeyecekte kimi protesto edeceğiz.
Her zaman olduğu gibi yine kabak kutsal görevlerini canları pahasına yerine getirmeye çalışan Polislerimizin başında patladı. 12+12 çalışacaklar. İzin yok. Zor bir meslek. Allah yardımcıları olsun.
Her şeye rağmen hayatında ilk defa bir cami görecek olan papa umarım etkilenir ve camiden çıkmaz olur.
Papaya gösterilen ihtişamın ardında AB’ye yağcılığın olduğu kanaatine varacakken Sayın Başbakanımızın saatlerimiz uyuşursa Havaalanında görüşürüz açıklaması yüreğime biraz su serpti. Ancak içimdeki yangını söndüremedi.
Bir de İst.B.Şehir Belediye Başkanı TOPBAŞ’ın yurtdışında değil Türkiye’de olsaydım karşılamaya gitmez vekilimi gönderirdim demesi çok ilginçtir.
Vekili bulunmayanların katılacağı toplantı ve gezilere de biz asiller katılmayarak yerimize vekillerimizi göndererek protesto ediyoruz.
Acaba bizim din işlerinden sorumlu en yüksek makama sahip biri bir başka ülkeye gitse bu kadar yaygara olacak mı? Hayır dediğinizi duymama gerek yok biliyorum.
Uyanacağımız günlerin yakın olduğu hissine kapılıyorum. İnşallah en kısa sürede kendimize döneriz ümidi ile kendinize iyi bakın.



