SON DAKİKA
Anasayfa | Künye | Sitene Ekle | Bize Ulaşın | Giriş Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle
Web Stats
Yazı Karakteri Boyutu:
   
12 Haziran 2008 Perşembe 20:47
  Okuyucu Mektupları
  ozgkara@hotmail.com / Bursa
SEVDANIN YOLCULUĞU
SEVDA’NIN YOLCULUĞU
 

Nazım Hikmet 3 Haziran 1963’te bu dünyadan göçüp gitti.  O tarihten bugüne 45 yıl geçti. Geriye ise ölümsüz eserler bıraktı. Pek çok şiirinde yaşam sevgisine bağlılığını, Diyalektik-materyalist felsefeye dayanan bir tarih bilinci ve insanlık sevgisiyle beraber içinde yaşadığı dönemin toplumsal sorunlarını dile getirdi. Geleceğe dair düşüncelerinde umut var oldu. Ölümle yüz yüze geldiğinde bile umudunu kaybetmeyerek, yaşamı boyunca kimseye el açmadı. Hayat karşısında savunma bilinciyle yer aldı.

Gerçek sanatın halkın hizmetinde olması gerektiğini düşündüğünden, eserlerini ezilenlerin ve sömürülenlerin daha iyi bir dünya kurma mücadelesine adadı. Nazım’ın ismi mahkemelerdeki savunmalarıyla değil şiirleriyle yerleşti akıllara.

Emperyalizme karşı duruş sergileyerek yazdığı şiirler de yurtseverlik ve kahramanlık duyguları da bulunmaktadır.  Bununla birlikte egemenlerin edebiyat anlayışını savunanlara da karşı çıkmıştır. O dönemden beri vatanı sata sata bitiremeyenleri gördükçe Nazım’ın vatan hainliğine devam ediyor hala şiirinin ne kadar haklı olduğu anlaşılır.

Aşklarını ve ideallerini yaşamına sığdırabilmiş, açlık grevinde ve yoksullukta açlık çekmiştir. Yaşadığı zaman zarfında şiirleri dünya dillerine çevrilip kendi dilinde yasaklanmayla karşı karşıya kalmıştır.

Kendisine yapılmış haksızlıklara karşın “İnsanların İçindeyim”, “Seviyorum İnsanları” şiirini söyleyebilen usta yürektir. Anadolu’nun kasabalarını, istasyonlarını, trenlerini yıldızlı ve yıldızsız geceleri, kadınları sevmeyi, aşkı, ayrılığı, hasreti, kavuşmayı, emek vermenin kutsallığını, Mustafa Suphi’yi, Süleymaniyeli Şoför Ahmet'i, masmavi gözleri, çınar ağacını, nehirleri, ovaları, toprakları, memleketi, özgürlüğü, kurtuluşu, büyük taarruzu, insanımızı, çok sevmiştir.

Barışı ve aşkı dizelerinde taşıyandır. Dalları dünyanın sayısız yerine uzanan, yapraklarının rüzgârdaki hışırtısıyla içimizde fırtınalar koparacak koskoca bir çınardır. Bizim toprağın Anadolu'nun insanıdır.  İyiliğini başkalarıyla paylaşmayı bilendir.

Ama ne yazık ki, vasiyeti yerine getirilemedi onca yıl geçmesine rağmen Anadolu’ da bir köy mezarlığına gömülemedi.

Yazımızı Nazım Hikmet’in Vasiyet Şiiri’nden bir dörtlükle tamamlayalım:

Vasiyet

Yoldaşlar, ölürsem o günden önce yani,

Öyle gibi de görünüyor

Anadolu'da bir köy mezarlığına gömün beni

Ve de uyarına gelirse

Tepemde bir de çınar olursa

Taş maş da istemez hani.

Özgür Karakaya

ozgkara@hotmail.com   Bursa              

Bu yazı toplam 68 defa okunmuştur
Yazarın Diğer Yazıları

Kayan Yazı
    Gazete 1. Sayfaları
    Linkler
Adıyaman Haber
adiyaman
Adıyaman Haber
gazeteadiyaman
Adıyaman Haber
adiyaman-haber
Gölbaşı Haber
gölbaşı-haber
Gölbaşı Haber
gölbaşı-haber
adıyaman haber
adiyaman
adıyaman
adiyaman-haber
Adıyaman Haber
adıyaman
Kanal5 TV
Kanal 5 Sorumlusu İhsan Kuzu
Sincik Haber
Şehit Tahir YETKİN
Tüm Yazarlar
    Anket
    Milletvekillerimizin Adıyaman ile ilgili çalışmalarını yeterli buluyor musunuz?
    Evet
    Bazıları Çalışıyor
    Hayır
    Bilmiyorum
Ana Sayfa | Künye | Bize Ulaşın | Giriş Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle |
anadoluweb© 2007-2008