Türk Tütüncüğümüzün Bugünkü Durumu ve Sorunları
Ülkemizde 400 yıllık bir geçmişe
sahip olan tütün ve sigara konusunda bir durum tespiti yapmak mümkün hale
gelmiştir. Bu nedenle:
- Tütün konusu ile ilgili
bir nizamnamenin 1921 yılında en üst düzeyde, hükümet üyeleri ile birlikte
Meclis Başkanı sıfatıyla M.Kemal ATATÜRK tarafından imzalanması
tarihi bir örnektir. Bunun yanında daha sonra Tekel ile ilgili tüm konuların
T.B.M.M’ de ayrıntılı olarak görüşülmesi önemli bir yaklaşımı
vurgulamaktadır.
- Hükümetin Tekel A:Ş’ nin
Pazar kaybı başta olmak üzere diğer sorunlarını çözüme kavuşturacak
önlemleri almalarını umut ediyoruz.
- Bölgede önümüzdeki yıl
için Tekel A.Ş’ nin sözleşme yapıp yapmayacağının belli olmaması, özel
sektörle sözleşme yapan dâhil tüm ekiciler üzerinde olumsuz etki
yaratmaktadır.
- Tekel A.Ş’ nin Adana ve
Malatya Sigara Fabrikalarında üretimi azaltma kararı alması, göstermelik
üretimin yapılması, verimsiz olduğu iddia edilen bu fabrikaların
yenilenerek, Tekel A.Ş’ nin Pazar payını arttırarak katkı sağlanması ve
dolaysı ile Adıyaman’ da üretilen tütünlerin bu fabrikalarda
değerlendirilmesi daha uygun olacaktır.
- Tekel A.Ş. Yaprak Tütün
İşletmeleri ve Dairesi Başkanlığının, küçülme yönünde politikalar izlemekte
ve ekici sayısı çok az olan verimsiz İşletme Müdürlüklerini kapatmaktadır.
Umarız ekici potansiyeli olan ve sigara harmanlarında günden güne tütün
kullanım oranı artmakta olan Adıyaman, Kahta ve Besni İşletme müdürlüklerine
dokunulmaması, tütün ekicilerimizin, Tekel çalışanlarının ve bölge insanının
yetkililere olan güvenirliliğini daha da arttıracaktır.
- 2006 yılı ile birlikte
sigaralarda taklidi zor ve daha güvenli bandrol uygulamasına geçilmiştir.
Kaçak ve sahte sigara konusunda atılan bu somut adım çok sevindiricidir.
Emeği geçen tüm kurum ve kişilere teşekkür ederiz. Ancak gümrüklerdeki
denetimler artırılarak devam edilmelidir.
- Edindiğimiz bilgilere
göre; Dünyadaki sigara ticaretinin üçte birine yakını kaçak olarak
gerçekleşmektedir. Bu ticaretten en büyük kazancı organize suç örgütleri
sağlar. Sigara şirketleri de dolaylı olarak fayda görür. Kaçak giren
sigaralar düşük fiyata satıldığı için normalde sigarayı bırakacak insanlar
içmeye devam eder. Pazardaki talep sürekli canlı tutulmuş olur. Kaçak ile
mücadele için devletler vergiyi indirdiğinde kanuni fiyatta düşmüş olur; bu
sefer sigaraya talep daha da artar. Sigara şirketi her iki durumda da
kazanmış olur. Şirketler kaçağı yeni bir dağıtım kanalı olarak görüp
girmediği pazarlarda bulunmak için kullanır. Öyle düşünüyoruz ki, gerekli
tedbirler alınmazsa vergi kaybımız devam edecektir. Kaybedilen vergi
gelirini tekrar kazanmak için tedbirlerden biri olan denetim ve kontrol
sistemini sağlayacak bir yapı oluşturulmalı, daha öncede bu konularda görev
almış ve teknik açıdan uzmanlık görevi yapan Tütün Eksperleri bu konuda
dikkate alınmalıdır.
- Her geçen gün yabancı
sigara firmalarının yatırım yaptığı ülkemizde, Tekel’in kurulu fabrikalarını
revize ederek verimli hale getirmekle, Adıyaman’ da tütün ekiminin devam
etmesini sağlayacaktır. Ürün kalitesinde standardizasyonu sağlamak,
verimliliği arttırmak, Tekel A.Ş’ nin Pazar payını arttırmak gibi atılacak
olan her adım, ülke ekonomimiz açısından daha olumlu sonuçlar verecektir.
- Tekel’in önümüzdeki yıl
için tütün ekicileri ile henüz “Tütün Alım-Satım Sözleşmesi” yapmamış olması
ekicileri pazarlık yapamaz duruma getirmekle ve serbest piyasa koşullarını
olumsuz etkilemektedir. Bu piyasa şartlarından tüm ekicilerin olumsuz
etkileneceği ve olayın sosyal boyutu da dikkate alınarak alternatifi olmayan
bu insanlar için gerekli adımlar bir an önce atılmalıdır.
10.
Yasa değişiklikleri, AB uyum süreci gibi önemli konulardaki belirsizlikler,
tütün ticareti yapmakta olan özel şirketlerinde geleceği net olarak görmemesine
sebep olmaktadır. Özel sektör temsilcilerinin dile getirdikleri, Ülkemizde
yetişen tütünlerin maliyetlerinin yüksek olması, gerekli tedbirler alınmaz ise
bizleri oriental tütün ithalatı ile karşı karşıya getirecektir. Tüm
belirsizliklerin geçimini bu sektörden sağlayan ekicisinden işçisine esnafından
ihracatçısına kadar her kesimi huzursuz ettiği açıktır. Nitekim özel sektörün
2005 yılında 2004 ürünü sözleşme fazlası tütünlerin alımı esnasında arttırılan “Özel
Tüketim vergisinden” dolayı, ertesi günü özel sektör alım
yapmamıştır. Bu konuda gerekli alt yapı çalışmaları hazırlanmadan, ÖTV’nin
mutlak surette düşürülmesi yönünde gerekli yasal düzenlemeler ivedilikle
yapılmalıdır.
- İlk olarak yapılması
gereken Yaprak Tütün Sektörünün geleceğini garanti altına alan, kota ve
pirim sistemini içeren düzenlemeler olmalıdır. Ülkemizin sigara ve ihracat
ihtiyaçlarını karşılayacak, sürdürülebilir bir tütün politikasını bir an
önce hayata geçirilmesi artık bir zarurettir. Böyle bir yapılanma tütün
ekicilerinin kendilerini güvende hissederek tütün ekimine devam etmelerini
sağlayacağı gibi, özel şirketlerinde geleceği daha iyi görerek iç talebi
ülkemizden karşılamalarının ve ihracat yapmak için yeni pazarlar aramalarını
önünü açacaktır. Tüm bu gelişmeler sektörde istihdam artışını da beraberinde
getirecektir.
- Kamuoyunda ve basında
geçmiş dönemlerde Tekelin tütün alım politikaları eleştirilirken özelikle
tütün alım sisteminde rekabet yaratan bir piyasa oluşturmadığı bu nedenle
üretim fazlasına neden olduğu, kaliteli tütün üreticisinin yeterli fiyat
alamadığı gibi hususlar sürekli vurgulanmış, IMF programlarında yeni Tütün
kanunu olarak isimlendirilen ve Tekelin destekleme alımlarına son veren 4733
sayılı yasa 2002 yılı başında yürürlüğe girmiştir. Yeni yasanın tütün
alımlarında rekabet sağlayacak bir piyasa oluşturacağı, üreticiye daha iyi
fiyat olanağı vereceği sürekli vurgulanmıştır. Değinilen 4733 sayılı yasanın
bu konuya ilişkin 6.maddesinde aynen
“Üretici tütünleri yazılı Sözleşme esası veya açık artırma yöntemiyle
alınır ve satılır. Sözleşmeli üretim esasına göre üretilen tütünlerin fiyatları,
tütün mamulleri üreticileri ve/veya tüccarlar ile üreticiler ve/veya temsilciler
arasında varılan mutabakata göre belirlenir. Yazılı sözleşme yapılarak üretilen
tütünler dışında kalan üretici tütünleri, açık artırma merkezlerinde açık
artırma yöntemiyle alınır ve satılır. Açık artırmaya başlangıç fiyatlardan
başlanır ve satışta konu tütünler en yüksek fiyatı veren alıcıya satılarak
tescil edilir.”
Biçiminde hükümler yer almıştır. Bu hükümlerin yer aldığı 03.01.2002
tarih ve 4733 sayılı yasa 2002 yılı başlangıcından itibaren yürürlüğe girmesine
karşın tütün alımlarında rekabet sağlayacak “açık artırma sisteminin
işlerliğinin sağlanamadığı, 4733 sayılı yasanın öngördüğü rekabet ortamının
oluşmadığı gibi, geçmiş yıllarda gözlenen rekabet koşularının bile
gerçekleştirilemediği, üretici tütünlerine birden çok alıcının fiyat verebildiği
piyasa sisteminin oluşmadığı saptanmıştır.
Geçmiş dönemlerde üretici tütünleri satın alınırken; Tekel piyasa açılış
tarihlerinde alıma esas asgari fiyat niteliğinde bir fiyat ilan etmekte, özel
sektör alımlarını da önemli düzeyde etkileyen bu fiyatlar çerçevesinde tütün
piyasası işlemekte idi. Tekelin piyasa açılış tarihlerinde ilan ettiği fiyatın
kısmi bir rekabetin sağlanmasına yardımcı olabildiği, bu durumda üreticinin
Tekel fiyatının altında özel sektöre tütün satma zorunluluğunun bulunmadığı bir
sistem geçerli olmuş. Ekici tütünlerini birden çok alıcıya sunma olanağı elde
etmiştir.
13.Tekelin Uluslar arası firmalara satılması halinde,
yabancı şirketler, sigara üretiminde kullanılan ham madde ve
malzemeleri yurt dışında yüksek fiyata ithal etmek sureti ile ülke içinde elde
ettikleri karı yurt dışına transfer edeceklerdir. Vergiden kaçınılacak bu
transfer nedeni ile hazinenin sürekli ve garantili bir gelir kaynağı ortadan
kalkacaktır.
14.Ulusal firmalara satılması halinde; özel sektörde amaç
kar olduğunda, yabancı şirketlerde olduğu kadar hızla olmasa da insan sağlığı,
Türk tütüncülüğü ve halk sağlığı konusundaki endişeler yerli sermayeye devir
halinde de geçerli görünmektedir.
Pek doğaldır ki, ticari faaliyetlerin ana
hedefi kardır. Karlılığın sağlanması içinde ürünün daha çok tüketilmesi yol ve
yöntemleri uygulanır. Bu ürün insan sağlığını tehdit eden sigaradır. İnsan
sağlığını tehdit eden sigara üretim ve ticaretini “ doğal bir ekonomik
faaliyetidir” değerlendirilmesi ile serbestleştirmek ve kamu elindeki bu yetkiyi
özel sektöre hele hele yabancı sermayeye terk etmek; topluma yükleyeceği sosyal
ve mali külfet dikkate alınarak enine boyuna tartışılmalı ve düşünülmelidir.
Dünyadaki sigara özelleştirme uygulamaları
dikkate alınmalıdır. Bu konuda Fransa ve İtalya örneklerini
verebiliriz.
Fransa sigara tekeli SEİTA’ yı
1996 yılında özelleştirmiş ve özelleştirme sonunda şirket hisselerinin %12,7 si
devlette kalırken %6,25’ i SEİTA çalışanlarına %1,8’ i tütün
perakendecilerine, %54,25’ i halka ve kurumlara, %25’ i de sabit yatırımcılara
satılmış olup, hisse alabilmek için Fransa vatandaşı olma koşulu getirilmiştir.
İtalya’da ise; tüm tütün ürünlerinin
imalatı ve ithalatı konusunda tekel konumunda bulunan İtalya AZLENDA
MONOPOLİ Dİ STATO şirketinin statüsü 1998 özelleştirmeye ilişkin yasa
yülürlüğe girince, özel şirket statüsüne çevrilmiş ancak halen özelleştirme
yapılmamıştır.
Sonuç olarak Fransa ve İtalya
uygulamaları dikkate alınarak; Tekel daha rasyonel bir yapılanmaya özerk hale
getirilmesi daha akılcıl olacaktır.
Önümüzdeki sürecin tütün sektörünün tamamı
için olumlu gelişmelere sahne olmasını ümit ediyorum…