Altı üstünden zengin şehir: Amasya
Altı üstünden zengin şehir: Amasya
Hafta sonunu dostum Üstün Bol'la birlikte Amasya'da geçirdik. Aslen Erzurumlu olan ama Amasya'nın eşrafı Karahocagil ailesinden emekli öğretmen ve siyasetçi Seyfeddin Hoca, ağabeyi emekli Müftü Selahaddin hoca efendi ve ailenin diğer fertleri ile tanıştım. Almanca, İngilizce, Arapça, Farsça ve Osmanlıca bilen Selahaddin hoca efendi din ataşeliği de yapmış.
Şeker hastalığı hoca efendiyi bitkin düşürmüş olmasına karşın hâla kendisinden istifade edilmeyi bekliyor. Hz Mevlâna'nın Mesnevisi'ni çok iyi bilen hoca efendi, eşine az rastlanır türden bir ilim ve gönül adamı…
Rehberliğimizi yapan emekli öğretmen ve şair Seyfeddin Karahocagil ise ilerlemiş yaşına rağmen kendisine gıpta ettiğimiz dinçlikte. Seyfeddin Hoca'nın öğretmenlik anılarını ve Amasya için yaptıklarını dinlemek büyük bir keyifti. Çok değerli anılarının bir an önce kitaplaştırılmasını diliyorum.
Bilinen tarihi milattan önce 3200 yılına kadar uzanan Amasya'yı, Selahaddin hoca efendi “ Yerin altı yerin üstünden daha zengin olan şehir ” olarak tanımlıyor. Hakikaten öyle. Dağların arasına kurulmuş olan şehrin ortasından akan Yeşilırmak gelinlik bir kız gibi süzülüyor. Bir kısmı korunmuş ve turizme kazandırılmış, Yeşilırmak'a bir gerdanlık gibi dizilmiş geleneksel Anadolu Evleri, geçmişin ve geleneğin hatırasını capcanlı kılıyor!
Amasya'ya hemen hemen her medeniyet büyük yatırım yapmış. Amasya'nın her bir köşesi Kalkolitik çağ, Tunç çağı, Hitit çağı, Urartu, Frig, İskit, Pers, Helenistik, Roma, Bizans, Selçuklu, İlhanlı ve Osmanlı dönemlerine ait eserlerle dolu. Kuşkusuz en çoğu Selçuklu ve Osmanlı eserleri…
Amasya hikâyeleri dillere destan olan Ferhat ile Şirin'in de memleketi. Ferhat'ın Şirin'in aşkıyla açtığı suyolu hâla hayatta…
Harşena Dağı'nın güney etekleri, Helenistik dönemin kalker kayalara oyulmuş dev anıt mezarları ile dolu. Harşena Dağı'nın tepesindeki Harşena Kalesi'nden şehri izlemek ayrı bir güzellik. Buralardaki taş işçiliği ve görkemli yapıları geçmiş dönem insanlarının gücünü gösteriyor. Ancak Kültür Bakanlığı'nın iki liralık bileti ile gezebildiğiniz bu bölge adeta bir mezbelelik. Alınan paralar nerelere harcanıyor acaba? Yorucu bir dağ çıkışında susuyorsunuz ama içecek su yok. Yeşilırmak çağlıyor ama bir yudum içecek su satan bile yok.
Amasya'da çok miktarda Selçuklu eseri var. Selçuklu Valisi Seyfettin Toruntay tarafından yaptırılan Gök Medrese Külliyesi ve Burmalı Minare Külliyesi ile Çilehane Camii Külliyesi bunlardan sadece birkaçı.
Anadolu Selçuklu eserlerinden ve burma tarzı muhteşem bir minareye sahip olan Burmalı Minare Camii'nin muhteşem kündekari minberi bakımsızlıktan için için ağlıyor. Turkuaz çinilerden yapılmış mihrap, adeta kurtarılması için yalvarıyor. Burmalı Minare Camii'nin minaresine çıkarak şehri izlemek ayrı bir keyif. Lakin caminin bahçesi ne yazık ki paralı otopark yapılarak büyük bir ayıba imza atılmış.
İlhanlı Sultanı Olcayto Mehmet ve Hanımı Yıldız Hatun adına köleleri Anbir Bin Abdullah İle Anadolu Emir-i Ahmet Bey tarafından 1308-1309'da yaptırılan Bimarhane (Tımarhane) de hala ayakta. Bir tıp medresesi olan Bimarhane bir dönem zihinsel özürlülerin tedavi merkezi olarak kullanılmış. Zihinsel engelliler tedavi merkezi olarak kullanıldığı dönem, burayı ziyaret eden Evliya Çelebi Bimarhane için “ Miskinler Tekkesi ” diyor.
Bugünkü anlamda bir tıp fakültesi ve araştırma hastanesi olan Bimarhane: 20. yüzyıla kadar tıp medresesi ve şifahane olarak kullanılmış, büyük tıp âlimleri yetiştirmiş. Halen belediye tarafından konservatuar olarak kullanılan eser, Cumhuriyet dönemdeki ilgisizlik nedeniyle tahrip olmuş, sarhoş yatağı ve at bağlama yeri olarak kullanılmış… Altı yaşından bu yana ney üfleyen ve lise öğrencisi Erdem'in bize verdiği on beş dakikalık minik konseri muhteşemdi. Tebrikler Erdem kardeş. Başarılarının devamını diliyoruz.
Bimarhane'nin üstü açık avlusundan Amasya Kalesi'nin ve gökyüzünün görünümü ise olağan üstü. Yıkılan bölümü lanet-tayın taşlarla örülmüş olan bu görkemli eser, Vakıflar Genel Müdürü Yusuf Beyazit'in elini uzatmasını bekliyor.
II. Beyazit Camii, Şehzade Ahmet'in Amasya valiliği yaptığı dönemde babası II Beyazit'in emriyle 1482-1486 arasında yaptırılmış. Külliye: Cami, medrese, imarethane, şadırvan ve çeşmeden oluşan fevkalade güzel bir eser. Külliyenin bir bölümü kütüphane, bir bölümü aşevi olarak görev yapmaya devam ediyor. Amasya'da diğer camiler gibi bu cami de, iki büyük kubbesi ve kadınlar için çok özel bir bölümü ile camiler arasında özel bir yere sahip. Kurulan bir sistem sayesinde caminin aydınlatılması için kullanılan kandiller kolayca indirilip kaldırılabiliyor.
Caminin bahçesindeki II Beyazit tarafından dikilen ve 522 yaşındaki iki dev çınar hala hayatta. Osmanlı eserlerinin birçoğunun bahçesinde yahut yakınında yaşlı çınar ağaçları görürüz. Bunun nedeni çınarların uzun ömürlü olmasının yanı sıra yıldırımı kendi üzerine çekerek paratoner görevi yapmasındanmış. Ecdadın bilgi ve medeniyet projeleri, bir medeniyet projesi olmayan günümüz insanın yüzüne bir şamar olarak iniyor.
Bu büyük medeniyetin en önemli eserlerinden biri de Büyük Ağa Medresesi. Sekiz gen bir mimariye sahip olan bu eser 1488'de İkinci Bayezid'in kapı ağası Abdülmuin oğlu Hüseyin Ağa tarafından yaptırılmış. Osmanlı mimarisinde benzeri çok az bulunan bu eser, yirmi beş yıldan bu yana Hafız Eğitim Merkezi olarak gerçek amacına uygun olarak kullanılıyor. Bu eserin en önemli özelliklerinin biri de asla dışardan ses almaması ve dışarıya ses vermemesi imiş. Yaz sıcağından bile doğal bir serinliği olan üstü açık, geniş avlulu bir şaheser.
Amasya camilerinin hiçbiri sadece camiden oluşmuyor. Bir kısmının bitişiğinde zaviye, bir kısmında medrese, bir kısmında kütüphane, bir kısmında tekke, bir kısmında imarethane, bir kısmında ise hepsi birden mevcut. Yine Selçuklu eseri olan Çilehane Camii,adeta insanı eritip yeniden şekillendirme atölyesi gibi. Adap, ahenk, tefekkür, tezekkür, bilgi, ahlak Çilehane Külliyesi'nin ruhuna işlemiş kavramlar.
Özetle Amasya, kıymetini anlatamadığımız şehirlerin başında geliyor. Eski bir bakan olan Belediye Başkanının Bimarhane'ye büyük resimler asmanın ötesinde yapması gereken çok şey var. Şehirde adını sayamadığımız onlarca eser var. Bu tarihi eserler ile Amasya Evleri'nin önemli bir kısmı rehabilite edilemediği için yıkılmakla yüz yüze. Yeni inşaatlar eski Amasya eserlerinden hiçbir çıkarım yapılmadan inşa edilmiş. Bu nedenle her yerde olduğu üzere Amasya'da maalesef niteliksiz beton yığınları ile doldurulmuş...
Balığın suyun kıymetini bilmediği gibi, ülkemin insanlarının ve birçok Amasyalının, Amasya'nın kıymetini bilmemesini görmek çok üzücü.
Kuma gidip yanmayı düşünenler… Lütfen vazgeçip Amasya'ya gidip içinizi yakın!