SON DAKİKA
Anasayfa | Künye | Sitene Ekle | Bize Ulaşın | Giriş Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle
Web Stats
Yazı Karakteri Boyutu:
   
18 Ağustos 2008 Pazartesi 18:51
  Kemal ÖZER
  adıyaman haber
Bir odanın çifte vakfı(!) ve üniversite hayali
Bir odanın çifte vakfı(!)
       ve üniversite hayali
 
' Oda İmparatorluğu ve iktidara çağrı ' başlıklı yazımız büyük bir ilgi gördü. Gönderilen e-postalardaki çığlık büyük bir soruna temas ettiğimizi gösteriyor. Türkiye'nin dört bir yanında üyesi, meclis üyesi veya yönetiminde yer aldığı oda ile ilgili bilgi ve belgeler gönderdiler. Zamanı geldikçe bu bilgi ve belgelere yazılarımızda yer vereceğiz.
Bu gün ise ' Oda İmparatorluğu 'nun en önemli örneklerinden birini ele alacağız. Konya Ticaret Odası en eski odalardan biridir. KTO'da üç dönemdir başkan aynı kişi. 5174 sayılı yeni yasa gereği en fazla bir dönem daha aday olabilir.
Mevcut başkan öncesinde yirmi yılı aşkın bir süre bir başka kişi başkanlık yapmıştı. Eski başkan döneminde 'Konya Ticaret Odası' isimli bir Vakıf kurulur. Vakfın mütevellisi KTO Meclis üyelerinin tüzel kişilikleri yerine gerçek kişiliklerinden oluşturulur. İddialara göre KTO'dan vakfa kaynak aktarılır. Mevcut başkan seçildiği zaman, bu vakfın eski KTO yönetiminde yeni KTO yönetimine aktarmak için yargı süreci başlatılır. Ancak başarılı olunamaz.
Bu vakfın adı ' Konya Ticaret Odası Vakfı ' olsa ve kaynakları KTO'dan sağlansa bile vakfın sahipleri şahıslardır ve KTO ile hiçbir hukuki bağı da yoktur. Bunun üzerine 2005 yılında bu kez ' Konya Ticaret Odası Eğitim ve Sağlık Vakfı ' isimli yeni bir vakıf kurulur.
Yeni vakıf kurulurken eski vakıf tecrübeleri devreye sokulur. Vakfın adı yine KTO ismini taşısa ve kaynakları KTO'dan sağlansa da vakfın mütevellisi yine ne yazık ki gerçek kişilerden oluşturulur.
Vakfın kuruluş amacı Konya'ya bir vakıf üniversitesi kazandırmaktır. Evet, iyi bir amaç. Bu eğitim sevdasının(!) arkasında başka bir hinlik aramaya gerek yoktur. Ama eski vakıf tecrübesi buna izin vermiyor.
Vakfın tüzüğünü edinmek için 2006 Ocak ayında KTO'ya müracaat etmiştik. KTO yönetimi talebime cevap vermedi. Konuyu BEDK'ya taşıdık. BEDK bilgi edinme talebimizin karşılanması ve vakıf senedinin bir suretinin tarafımıza verilmesine karar vermesine rağmen, KTO yönetimi BEDK'nın kararına uymadı. Bunun üzerine haklarında suç duyurusunda bulunuldu. Suç duyurusu üzerine bilgi ve belgeler apar topar elden teslim edilmişti.
Buna rağmen savcı, ' süresinde bilgi vermemek verilmiş anlamına gelmez ' diyerek odanın bilgi edinme birimi sorumlusunun cezalandırılmasına karar vermişti.
KTO bize vakıf senedini vermeden önce vakıf senedi bizde mevcuttu ve bazı milletvekilleri ve bir türlü senede ulaşamayan yeni vakfın mütevelli üyelerine birer suret vermiştik. Amaç bilgi edinme hakkına saygı gösterip gösterilmemesini test edilmesi idi.
Bu vakıf her ne kadar yargı kararı ile kurulmuş ise de, KTO yönetiminin kamu görevlisi olması nedeniyle bu izin 5072 sayılı yasaya açıkça aykırı bir karardı. Yaşanılan süreç gösteriyor ki yargının muhtemelen gözünden kaçan bu yeni kanun gereklilikleri Vakıflar Genel Müdürlüğü'nce bilerek görmezlikten gelinmişti.
Daha sonra vakfın mütevellisindeki bazı kamu görevlileri vakıf senedi değişikliği ile çıkarılırken bazıları 5072 sayılı yasaya rağmen hala vakıfta mütevelli olarak kaldı.
Vakfın amacı, ' yeni bir üniversite kazandırmak ise buna itiraz edilebilir mi? ' sorusunu bir kenara not edelim. Önce birkaç tespit yapalım sonra birkaç örnekten söz edelim sonra bu sorunun cevabına bakalım.
 
Tüm odalar ve üst kuruluşları;
-         Anayasa'nın 135. maddesine göre kamu kurumu niteliğinde kuruluşlardır.
-         Oda yönetimlerinde görev alan kişiler başka bir kamu kurumunda görev alamazlar. [Mevcut KTO yönetiminden bir kişi bu süreçte Sağlık Bakanlığı'nda da görev aldığı ortaya çıkınca istifa etmek zorunda kaldı]
-         Alacakları Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunu'na tabidir.
-         4982 sayılı Bilgi Edinme Kanuna kapsamındadırlar.
-         5072 sayılı Dernek ve Vakıfların Kamu Kurum ve Kuruluşları ile İlişkilerine Dair Kanunu'na tabidirler.
     Örneğin Gazi Üniversite'nin Vakıf Senedi'nin 7. maddesi vakfın sahibini şu şekilde tanımlamaktadır: “ Genel Kurul, Vakfın en yetkili organı olup, Gazi Üniversitesi Rektörü, Rektör Yardımcıları, Üniversiteye bağlı Fakülte Dekanları, Yüksekokul ve Enstitü Müdürleri ile Üniversite Genel Sekreteri ve Üniversite Hukuk Müşavirinden meydana gelir “
 
Hâlbuki KTO Eğitim ve Sağlık Vakfı'nın vakıf senedinin 11. maddesine göre vakfın sahibi [dikkat] Konya Ticaret odası meclis üyelerinin tüzel kişiliği değil isimleri tek tek yazılmış yüzden fazla şahıstır. Bu kişilerin yasa gereği KTO temsilcilerinin görev süreleri bitince vakıf delegelikleri sona eremeyecektir. Vakıf senedine göre kurucu olma vasıfları Konya Ticaret Odası Meclisi üyesi olma vasıflarından kaynaklanmamaktadır. Her biri gerçek kişilerdir. KTO Meclis üyeliklerinin düşmesi durumunda da genel kurul üyelikleri vakıf senedi gereği ölene kadar devam edecektir. [Örneğin bu vakfın kurucuları arasında birinci sırada yer alan Sayın Mustafa Kabakçı son seçimlerde TBMM üyesi olmuş ve KTO Meclis Üyeliği sona ermiştir. Ancak halen vakfın mütevellisidir] Bu durumda da kurulacak üniversitenin de sahibidirler.
Bu vakıfta İSO Vakfı, Gazi Üniversitesi Vakfı gibi menşei kamuya kurum yahut kuruluşlarına ait olan vakıflarda olduğu üzere “ KTO Eğitim ve Sağlık Vakfı'nın Genel Kurulu, Vakfın en yetkili organı olup, Konya Ticaret Odası Meclis Üyeleri'nden meydana gelir ” şeklinde tüzel kişilik unvanları zikredilmiş olsaydı hiçbir sorun söz konusu ol(a)mazdı.
Bu olmadığına göre Konya Ticaret Odası Eğitim ve Sağlık Vakfı yüzden fazla şahsın tasarrufundadır. Oda yönetimine yeni seçilecek yönetim ve meclis üyelerinin vakfı ve dolayısıyla vakıf adına kurulacak üniversiteyi yönetme ve sahiplenme imkânı tamamen ortadan kalmaktadır. Vakıf ve dolayısıyla edinimleri isimleri tek tek belirtilen kişilerde ilelebet kalacaktır.
Elbette bunda ne var diyenlere olabilir. Bu durumda şu cevaba hazır olmalılardır. Şayet bir vakıf ve dolayısıyla bir vakıf üniversitesi kurmak istiyorsanız kendi imkânlarınızla elbette bunu yapabilirsiniz. Hatta oda adına bir üniversite kurmak istiyorsanız elbette bunu da yapabilirsiniz. Ancak hileye tevessül etmeden yapmalısınız bunu.
Bunun bir hile olduğu yönündeki açıklamamız ve Savcılığa suç duyurularımız üzerine KTO yönetimi hakkımda tek tek iftira etmekten suç duyurusunda bulundu. Sonuç: Hepsi lehime sonuçlandı.
Vakfın kurucusu olanlar ilk bakışta KTO'nun mevcut meclis üyeleridir. Bunda ne sakınca var diyenlere iki soru sormak gerekiyor.
1- Meclis üyelerin hepsi vakfın kurucusu değildir. Buna karşın meclsi üyesi olmayan bazı kişiler vakfın kurucusudur. Yönetime muhalif üyeler neden kurucu olamamışlardır?
2- İyi niyet söz konusu ise neden vakfın senedinde mütevelli  “ KTO Eğitim ve Sağlık Vakfı'nın Genel Kurulu, Vakfın en yetkili organı olup, Konya Ticaret Odası Meclis Üyeleri'nden meydana gelir ” şeklinde değiştirilmemektedir ve tüm çağrılara sadece sinirlenilmektedir?
Bu vakfın kuruluşundan sonra Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün yetkililerle görüşmeler yaptık. Yapılan görüşmelerde bazı yetkililer olup bitenleri açık yüreklilikle paylaşırken çaresizliklerini de ifade etmekten geri durmamışlardır. İş resmi yazışmalara geldiği zaman vakfın yargı kararı ile kurulmuş olduğudur.
Ancak çok iyi bilmektedirler ki vakfın ismi ve mütevellisi 5072 sayılı kanuna aykırıdır ve tarafların hepsi suç işlemektedir. Yargı kararı ile kurulsa bile Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün hukuk servisi düzeltme ile ilgili hukuki süreci başlatmakla mükelleftir. Bunun asıl sorumlusu son dönemde övgüye layık çalışmalar imza atan genel müdürdür.
Adı geçen vakfın amacının üniversite kurmak olduğuna göre YÖK, TBMM üyeleri ve Sayın Cumhurbaşkanı izin süreçlerinde vakfın mütevellisindeki yanlışlığı göz önünde bulunduracaklardır.
TBMM'nin kendi çıkardığı yasaya aykırı kurulan vakfın üniversitesine onay vermesi, beklenemez Aksi durumda TBMM'nin kendi çıkardığı kanun yok sayması sonucunu doğurur ki bu durum, adaleti zedeler.
Bu örnek bize şu kötü hatırayı canlandırmaktadır. Daha sonra adı Türk Kardiyoloji Vakfı olarak değiştirilen Florence Nigtingale Vakfı ve Florence Nigtingale Hastanesi'nin nasıl rektörlerin mülkü haline dönüştürüldüğüne yönelik Prof Dr Saim Üstündağ hocanın “ YÖK ve Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün üzerine düşen görevi yapmadığı anlaşılmıştır. Demiroğlu, üniversitemize ait malları özel amaçları için kullanmıştır ” ifadesi çok manidardır. Bu konuda Tempo Dergisi'nin 08.10.2004 tarihli sayısındaki haberine bakmanızı öneririm.
Konuya merakı olanlar, İstanbul Üniversitesi'ne doğal olarak da kamuya ait olan yüz milyarlarca dolarca değere sahip Florence Nigtingale Hastanesi'nin bir üniversite vakfının vakıf senedinde yapılan hile ile nasıl özel mülke çevrildiğini Zaman Gazetesi'nin 21.20.1994 tarihli haberinden okuyabilirler.
Bu Kuşkusuz vakıf kavramı hem çok önemli hem de çok tehlikeli bir kavramdır. Son günlerin tartışma konusu olan ve yüzde 54,7 Hazineye ait Merkez Bankası Vakfı'nın kasasında biriken 5 milyar doların banka çalışanlarına ' kıyak ' olarak dönmesidir. İşte kamu vakıflarının içler asıcı durumuna en can alıcı örnek. Kredi kartları faizini dünyanın en yüksek faizi olmasının acısını bu kadar varlık için bir banka ve çalışanı nasıl anlayabilir ki? Çok zor şartlarda dişini tırnağına takarak mücadele eden ve bu ülkede bir krizin etkisinden kurtulmadan diğerine yakalanan, tüccar ve sanayicinin kaynakları bazı kimselerin hayalleri doğrultusunda kullanılamaz.
Eğer bir ülkede üniversite gerekiyorsa -ki gerekir- devlet kurmalıdır. Şükür ki kaliteleri ve siyasi olaylarla ilişkileri bir tarafa, bu ülkenin her ilinde artık bir veya daha fazla üniversite mevcuttur. İmkânı olan kişilerin vakıf üniversiteleri kurmasının önünde hiçbir engelde bulunmamaktadır.
Üniversite kurmak Ticaret Odaları'nın görevi değildir. Odaların görevi üyelerinin soru ve sorunlarına çözümler üretmektir. Bir üniversite sahibi olmak isteyen varsa kendi parasına kıyıp bir üniversite kurar.
Bugün eski KTO Vakfı, eski yönetimin elindedir. Yeni kurulan KTO Vakfı ise bu gidişle mevcut yönetimin elinde kalacaktır. Siyasi iktidar bu yanlış sürece müdahale etmezse bir sonraki dönem seçilen ve ondan sonra seçilen yeni vakıflar kuracak kaynaklar heba edilecektir. Bu ülkenin hiçbir kuruş kaynağı birilerinin hırs, tamah ve hayalleri uğruna israf edilemez, edilmemelidir.
Biz sadece hikâyesini yakinen bildiğimiz bir olayı yazdık. Kim bilir 81 ilimizde benzer kaç hikâye daha var.
Bu durumu Cumhurbaşkanlığı, TBMM Başkanlığı, Başbakanlık, ilgili Devlet Bakanlığı, YÖK, Vakıflar Genel Müdürlüğü, Cumhuriyet Savcılığı [soruşturması devam ediyor]'na yazılı olarak bildirilmişti. Elbette kuruluş sermayesinin yarısını oluşturan beş yüz milyarı lirayı Oda Genel Sekreteri'nce bağışlamış bir vakfın ve bu vakfın kuracağı üniversitenin durumu hakkımda takdir artık yetkili makamlarındır.
Bu tür eleştirilerin amacını bir vakıf üniversitesinin kurulmaması engellemek olarak algılamak iyi niyetle bağdaşmaz. Odaların görevi ticari şirketler, konaklama tesisleri, üniversiteler kurmak olmasa bile şeffaf bir projeye destek vermek boynumuzun borcudur. Bir doğru ise her yerde söylenmelidir. Bizde bu doğruyu siz okurlara ve yöneticilere bir kez daha duyuruyoruz.
Yukarıda da ifade edildiği üzere çözüm son derece basittir. Bir üniversite kuracaksa ilk yapılması gereken bu vakfın mütevellisinin gerçek kişiler yerine “ Konya Ticaret Odası Meclis Üyeleri ” olarak değiştirilmesi gerekmektedir. Aksi durumda hem kanun gereği hem indi ilahide bu sürece izin ve destek veren, katkı sağlayanlar sorumlu olacaktırlar. Muhalefet Partileri'ne de büyük sorumluluk düşmektedir.
Bu yazı toplam 205 defa okunmuştur
Yazarın Diğer Yazıları

    Gazete 1. Sayfaları
    » Piyasalar
$ USD
1.6770
€ Euro
2.0980
IMKB
21.966
Altın
41.63
    Linkler
Adıyaman Haber
Bir İnsanlık Dramı
Yaşam
Yatırıma Davet
Adıyaman Haber
MASAK Uyardı
Naif KARABATAK
gazete adıyaman
Bilal KARADAĞ
adiyaman-haber
Kahta Haber
kahta haber
Kahta Haber
kahta haber
Çelikhan Haber
çelikhan haber
adıyaman
ADİYAMAN-HABER
Adıyaman Haber
adiyaman-haber
İsmail Hakkı KOÇAK
gazete adıyaman
Kanal5 TV
Kanal 5 Sorumlusu İhsan Kuzu
Sincik Haber
Şehit Tahir YETKİN
Tüm Yazarlar
    Anket
    Milletvekillerimizin Adıyaman ile ilgili çalışmalarını yeterli buluyor musunuz?
    Evet
    Bazıları Çalışıyor
    Hayır
    Bilmiyorum
Ana Sayfa | Künye | Bize Ulaşın | Giriş Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle |
anadoluweb© 2007-2008