Valiliğimizde Böyle Şeyler de Yaşanıyormuş!
Valiliğimizde Böyle Şeyler de Yaşanıyormuş!
Değerli okurlarım bilenleriniz vardır belki, kendi imkânlarımla çıkarmış olduğum bir şiir kitabım bulunmaktadır. " Sevmesini bilmeyen nazlı çiçeğime " adlı şiir kitabı.
Amacım burada hünerlerimi yazmak ya da kitabımın reklâmını yapmak değil tabiî ki. Ama ne ya diyenleriniz vardır. Amaç Adıyaman valiliğinin ve yardımcılarının bana karşı yapmış olduğu alakasızlığı ve ilgisizliğini dile getirmektir.
Sizlerle paylaşmak ve onların niçin böyle bir manzara karşısında bıraktığını öğrenmek. Malum Adıyaman'da bu aralar birçok kişi kitap çıkardı.
Bana yapılan bu haksızlığı nasıl dile getirir de kamuoyu oluştururum diye düşündüm ama hiçbir kapı açılmadığı gibi tüm kapılar birer birer yüzüme kapanıyordu.
Ama nihayet sonunda kapı açıldı.
Şair ve yazar Doğan Durgun'un yazdığı yazılar sayesinde bir gazeteci ustamızla tanıştık. O da şuan yazılarımı yazmış olduğum www.haberyenigun.com sitesinin kurucusu ve yöneticisi Sedat yenigün.
Sitelerinde bana bir köşe yazısı yeri verdiler bende buna benzer konulara değinmek istedim. Buradan tekrar teşekkürlerimi iletirim.
Artık yaşadığım olayı dile getirmenin sırası geldi bence.
Olay şöyle yaşandı;
O dönem de Adıyaman valisi olan Sayın Halil IŞIK'LA görüşmek için randevu aldım. Aldım almasına almaz olsaydım, çünkü görüşemedim.
İlk girişte valimizin özel kalem müdürüyle görüştüm. Vali beyle görüşmek için geldiğimi söyledim. Beni normal elbiseyle karşısında gören özel kalem müdürü beni bir dilenci, kimsesiz gözüyle görüp bana şöyle dedi: " Vali bey toplantıda " dedi, bende toplantı bitsin görüşeyim dedim, yok olmaz dedi.
Hâlbuki yalan söyledi bana, çünkü vali bey odasındaydı. Ayrıca sözde randevu almıştım.
Nihayet şöyle bir koşulla anlaştık sayın müdürümle; " istersen kitabını burada bırak, ben vali beye iletirim " dedi. " Bende tamam dedim ve kitabımı oraya bıraktım. Kim bilir böyle bir olaya şahit olacağımı.
Eğer sayın müdürüm oraya emanet verdiğim kitabı Sayın Valime vermişse niye sayın valim bana tekrar ulaşmadı ya da iletişim kurmadı? Kültürle uğraşan bir adamla nasıl bir münasebet kuruyorlar?
Ben artık anladım ki vali beyi göremeyeceğim, oradan içim buruk bir şekilde ayrıldım. Bir başka umut arayışı ile Sayın Vali yardımcılarının yanına gittim.
Gittim gitmesine ama burada daha kötü bir tabloyla karşılandım.
Gitmez olaydım ama sadece onların nasıl bir yaklaşımı olacağını öğrenmek istediğim için gitmiştim. Yine orada bulunan görevli niçin geldiğimi sordu. Bende niçin geldiğimi ona anlattım. Görevli benimle görüşmeleri için kitabımı vali yardımlarına götürüp göstermesi gerektiğini söyledi. Bende elimde bulunan kitaplardan iki tanesini görevliye verdim.
Verdik vermesine de sabırsızlıkla görevlinin getireceği haberi bekliyorum orada.
Yine değişen bir şey olmadı ki, görevli geldi ve bana şunları söyledi; Kitapları vali yarımcılarına verdiğini onların da teşekkür ettiğini ve başarılarının devamını ilettiğini söyledi. Hâlbuki ben kitapları vermek için oraya gitmedim ama onlar zaten bir teşekkür edip benimle görüşme zahmetinde bulunmak bile istemediler.
Hüzünlü bir şekilde kendi kendime isyan ederek oradan ayrıldım.
O zaman öğrenciyim diye belki diyerek son bir ümitle o dönemin Milli Eğitim Müdürüyle görüşmek istedim. Yine burada da değişen bir şey olmadı aynı manzarayla karşılaştım tabiî ki. Sayın müdürüm yanımdan geçmesine rağmen görüşmedim.
Değerli okurlarım işte böyle bir olay yaşandı o yıl.
Eğer bende söz sahibi biri olsaydım ya da zengin biri olsaydım onlar belki benimle görüşürlerdi.
Ayrıca şunu da belirtmekte fayda var; Sayın Vali ve yardımcıları ile Milli Eğitim Müdürü niye bazı kişilerin imza gününde özel olarak onların ayaklarına kadar gidiyor da, ben onların ayaklarına kadar gitmişken benimle bir " beş dakika " niye görüşmediler. Demek ki ben bu ilin, bu Ülkenin vatandaşı değilim. Olsaydım zahmet edip benimle görüşürlerdi. Ben ne zorluklarla ayaklarına kadar gittim de odalarına bile almadılar beni.
Belki beni fakir veya dilenci gözüyle gördüler, ama şunu da unutmasınlar ki benimde gönlüm zengin diyorum. Benimle böyle oyun oynadılar. Tabiî ki ben buna hem üzüldüm, hem de kırıldım.Demek ki ülkemizde ve ilimizde böyle bu tür vakalar yani olaylarda yaşanıyormuş. Belki bu yazıyı okuduktan sonra bir şeyler değişir ama benim için bir farkı kalmadı zaten.
Diğer illerimizde de böyle olaylarda yaşanıyorsa da vay halimize diyorum.
Bu tür istekler, görüşmeler için Ülkemizde ve de ilimizde torpil olmasa hiçbir şey olmuyormuş. Birde medyada kapılarının herkese açık olduklarını söylerdi. Umuyorum sonumuz iyi olur diyorum.
Ayrıca ben orada bir müdürün oğlu veya yeğeni olsaydım böyle olayla karşılanmazdım.
Değerli okurlarım benim size tavsiyem parasız, normal elbiseyle ve torpilsiz hiçbir yere gitmeyin diyorum. Yoksa benim yaşadığımı sizlerde yaşarsınız.
Ben tek bunu gördüm, yaşadım dile getirdim belki buna benzer çok olay yaşanıyordur. Benim gibi bir ümit içerisinde kitap yazacak diğerleri en azından benim yaşadıklarımı yaşayıp da baştan vazgeçmeye kalkmasınlar.
Unutmayalım ki! Demek ki özde değil sözde oluyormuş…