Marifetin iltifata tabi olduğunu bilmeyenimiz yoktur. Bu bağlamda yapılan her iyi işi ve güzellikleri teşvik için bunların takdir edilmesi, taltif edilmesi gerekir.
Dünyanın neresine giderseniz gidin bu böyledir.
Ama hasutluklarından, garezlerinden, ince hesaplarından ya da bilmem ne sebeplerinden olursa olsun bunu (böyle bilseler dahi) yapmayanlar olduğunu zaman zaman çevremizde görüyoruz.
Bunu bir noktada mazur görebiliriz. Çünkü bazıları içlerindeki bu şeytani duygulara hâkim olamayabilir ve onun esiri olabilirler.
Ancak, bu çevreye zarar verebilecek, toplumu gerebilecek bir boyuta gelirse buna da dur demenin bir yolunu bulmak lazım.
Bunların mazeretleri, içlerinde kaynayan hasutluklarının yine içlerinde kalmaları ile sınırlı olmalı. Aksi halde bu, tehlike alametidir.
Yapılan güzel işleri takdir etmeye, taltif etmeye güçleri yetmeyebilir. Güzel kelimeler dillerine dolanabilir, boğazlarında yumruk olabilir. Ya da sadece şahısları söz konusu olduğu zaman bunu kullanabilirler.
Olsun, kullansınlar. Zaten bu gibi tiplerin takdir ve taltiflerine kimsenin ihtiyacı olduğunu sanmıyorum.
Aksine, bunların takdir ettiği şeylerde bir çapanoğlu aramak gerektiğini de düşünüyorum.
Çünkü mutlaka bir hesapları vardır ki, takdir ve taltiflerini dışa vuruyorlar. Yoksa gerçekten emeğin ya da hizmetin hakkını vermek için değil.
Takdir etmeseler dahi, karalama ve yerme işini yapmasalar mesele kalmayacak. Yani “övmeye dilin varmıyorsa bari sövme” gibi.
Gerçekten bu bir erdemlilik meselesi. Bunun için yürek ister, gönül ister, hoşgörü ister, nezaket ve görgü ister. Kültür ve beceri ister.
Neyse, şimdilik bırakalım bunları. Ve bu mübarek günlerde hem onlar hem de kendimiz için dua edelim.
Bu memleket için kim bir taşı taş üstüne koyuyorsa Allah ondan razı olsun. Bu konuda şahsi hesap ve kinlerimizi bir kenara bırakarak iyilik ve güzelliklerden istifade etmeye çalışalım.
Yapılan dualar, beslenilen iyi duygular, paylaşılan güzellikler ne kadar çok olursa, toplumdaki huzur ve güven ortamı da o kadar engin olur.
Birbirimizi kırmak, üzmek, karalamak ve incitmek yerine birbirimize tahammül gösterip, sevgi, saygı ve hoşgörü ile yaklaşalım.
Yüreklerdeki kin ve nefreti sökmek ne kadar zor olsa da… Esas yiğitlik budur. Esas delikanlılık, esas cesaret budur.



